Çanakkale Şehitliği

Çanakkale şehitliğine Çanakkale kızlarının eliyle toplanmış çiçekler koyan bir heyet içinden bir hatip, ebedî Şef Atatürk’ün manevi mevcudiyetine hitap ederek demiştir ki;

“Mezarlarınızı düşman çizmesiyle kirletmemek için tek bir Türk kalıncaya kadar çarpışacağız ve öleceğiz İnanın!”

Yeryüzünde saldırganlığın alıp yürüdüğü bir hengâmede Türk gencinin and içmesi için o kahramanlar Kâbe’sinin eşiği ne kadar iyi seçilmiştir. Orada ebediyet uykusuna dalan ve her birinin mezarı ayrı ayrı birer manevî istihkâm olan o yiğitler de tertemiz alınlarından vurulmadan bir hilâl uğruna birer güneş gibi batmadan önce vatanın sınırlarını istiklâlin bayrağını korumak için aynı sözlerle ând içmişlerdi. Onların kazandığı zafer, yarın düşman çizmesi kutsal topraklarımızı çiğnemeğe kalkışırsa, onlardan bir nesil sonraki kahramanların da kazanacağı muzafferiyetin destanlaşmış bir müjdesi değil miydi?

 Ne türlü şartlar altında, insan takat ve kudretinin ne kadar üstünde bir savaşla iman dolu göğüslerinde çelikleri eriten bu şehitlerle kendimizi tarihe bir defa daha tanıtırken onların mezarları önünde and içen gençlerimizle de istikbale yeni yeni kahramanlıkların vadini vermiş oluyoruz.

O sıratlar, o bayırlar ve o kıyılar için başkaları nihayet masal yazmış, efsaneler düzmüşlerdir. Bizim vatan topraklarını çiğnetmemek için ne sonsuz bir celâdetle kendi kendimizi toprak edinceye kadar çarpışacağımızdan şüphe edenlere o mezarlardan alınmış birer tutam toprak veriniz.

 Ateşin zorunu, dumanın kahrını en iyi tanımış olan bir milletin kahraman çocukları, o sırtlarda o ateşi gözyaşı ile değil, kanla söndürmenin o dumanı yere düşmeyen bayrağın dalgalarıyla dağıtmanın sırrına ermişlerdi.

Adım adım, karış karış müdafaa edilmiş bir vatan topraklarında yetiştikleri için, muhakkak, tüveyçlerinde bir iki damla kan taşıyan Çanakkale çiçeklerinin örttüğü mezarlar önünde milletçe bir defa daha eğilmenin, genç hatibin içtiği andı bir defa daha tekrarlamanın tam mevsimidir.

Kendini şaşıran dünya, böyle bir neşideyi tekrar tekrar dinlemek ihtiyacındadır.[1]

Nurettin ARTAM


[1] Ulus, 19.07.1940

Ayrıca Kontrol Et

Düşmanın Hile ve Kurnazlıkları

Düşman aynı zamanda hilekâr ve kurnazca hareket ediyordu. Tüfeğini bizim mazgala sabitlenmiş, bizim efrat mazgalın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir