İsmail OVALIÇAVUŞ

1891 yılında Yenice’nin Karabey Köyü’nde doğan İsmail OVALIÇAVUŞ, Çanakkale Cephesi ve Millî Mücadele’ye katılmıştır. Sekiz sene askerlik yapan İsmail OVALIÇAVUŞ, topçu çavuşu olarak görev yaptığı Çanakkale Cephesi’ni şöyle anlatmıştır:

Çanakkale’de bölüklere taksim ettiler. Bahr-i Sefıt Boğazı, 3’üncü Ağır Topçu Alayı, 2’nci Bölük’te kaldım. Hamidiye Kalesi’ndeydim. Almanların da bizim üç bölüğümüzün yanında bir bölük askerleri vardı. Alman subayları da vardı. Bizim bölükte iki tane 35,5’luk top vardı. En büyük toplar bizimkilerdi. Mermileri 700 kiloydu ve vinçle kaldırılırdı. Dört kişi koyardık namlunun içine. İki kişi de barutlarını koyardı. Ben fünye çekerdim. Top patlayınca geri gelirdi. Sonra ileri yerine giderdi. Uç ve dördüncü Bölüklerde de yedi tane kısa 24’lük top vardı. 18 Mart’ta İngilizler kaleleri filan yıktırdılar. O gün, 18 Mart günü sabah başladık ateşe, akşama bir saat kala bıraktık.

İngiliz zırhlıları Kumkale ile Seddülbahir arasından şiddetli ateş ederek Erenköy’e doğru sokuldular. Biz de onlara atıyorduk toplarımızla. 10.800 metre menzilimiz vardı. Düşmanın irili ufaklı altı tane gemisini batırdık o gün. İlk önce büyük bir gemisi vardı. Dretnt diyorlardı. Önce o battı. Gemilerin batışını gördüm. Deniz alıveriyordu altına, bir kimse de çıkamıyordu hiç.

Düşmandan bir mermi geldi. Cephaneliğim izin barutluğuna düştü. Bayramiçli Hafız şehit oldu. On arkadaşımız da yaralanmıştı, üçüncü bölüğün çavuşu Bekir Çavuş: “Geçmiş olsun.” dedi. Ben de: “Çok şükür geçirdik.” dedim.

Gavur gemileri Kumkale’den geçerken başladılar ateşe. Biz top başındaydık. Bizim 1’inci Bölük, Dardanos Tabyası’ndaydı. Yanımızda Alman askerleri vardı. O gün üç kişi de onlardan öldü. 18 Mart günü, gün inesiye kadar sürdü ateş. On iki parça düşman gemisi geri çekildi. Zorladı kâfir giremedi velâkin boğazdan. Düşman arkaya dolaşınca Anafartalar, Arıburnu tarafına biz ateş etmedik. Toplarımız oraya eriniyordu. Gavurun Kırık Direk Gemisi Kumkale ile Seddülbahir arasına duruverirdi, Karacaören’e kadar toplarıyla mermi atardı. O gün akşama kadar hem biz hem düşman, ateşi kesmedik hiç. Yaralanmadım. Başçavuşluk da yaptım. Üç tane şerit taktılar omzuma. Berat verdiler. Beratım Yenice Askerlik Şubesi’nde kaldı. “Madalya çıkacak, maaş çıkacak.” demişlerdi. Sonra bir şey çıkmadı.

Binbaşımız Arap Tahsin Bey, Yüzbaşımız Nazmi Efendi, Mülazım-ı Evvel Rafet Efendi, Mülazım-ı Sani Kasım Efendi. Çok iyi insanlardı subaylarımız.[1]


[1]Cahit Önder, 7 Cephenin Gazileri Anlatıyor, Nesa Ofset Matbaacılık, İzmir, 2005, s.150

Ayrıca Kontrol Et

Düşmanın Hile ve Kurnazlıkları

Düşman aynı zamanda hilekâr ve kurnazca hareket ediyordu. Tüfeğini bizim mazgala sabitlenmiş, bizim efrat mazgalın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir