İsmail KURU

1892 yılında Yenice’nin Hıdırlar Köyü’nde doğan İsmail KURU’nun askerlik hayatı 82 ay sürmüştür. 89 yaşındaki İsmail KURU, Çanakkale Cephesi’nde askerlik yapmıştır ve anılarını şöyle anlatmıştır:

Çanakkale’nin içinde Şükrü Paşa’nın yanında yirmi dört ay kaldım. Cevat Paşa diye genç bir zabit vardı Şükrü Paşa’nın Yaveri. Topçuydum. 5’inci Topçu Alayı, 1’inci Tabur, 5’inci Bölük’teydim. Kepez’in yanındaki Dardanos Tabyası’nda yaptım askerliğin geri kalanını. Şükrü Paşa Edirne’ye gidince bizi de Kepez’deki tabyaya vermişlerdi. Bölük Kumandanımız Yüzbaşı Ahmet Efendi vardı…….

5 Mart’ı gördük. Yaşadık. Şimdi 18 Mart diyorsunuz siz.

Dardanos Tabyasında üç top vardı, uzun 15′ lik dedikleri. Mesudiye zırhlısının toplarıydı. Nişancıydım ben toplarda. Bir parmak kalınlığında zırh muhafazası vardı bizim topların. Sandalye gibi bir şeyin üstüne oturursun. Bir elin aşağı yukarı kumanda eder, bir elin tetik çeker kabzada. Ben hep tetik çektim düşman gemileri üstüne. Gecede projektörcülük yapardım. 90’lık projektörümüz, vardı. Gece boyunca denizin üstünü tarardık. 7,5’luk toplar vardı projektörün yanında. Bazan deniz kıyısına inerdik, denizaltı geçecek diye sabaha kadar nöbet tutardık. Kepez’den alır. Eşek Adası’na kadar projektörle denizi süzerdik. Denizaltılar geçmesin diye.

O gün düşman gemileri Eşek Adası tarafından yürüdüler. Seddülbahir’den içeri girdiler. Zığındere, Soğanlıdere arasında durdular. Karınca gibiydi denizin üstü. Yük, erzak, harp gemisi. İngiliz’in Fransız’dan çok gemisi vardı. On sekiz bin mermi attı kâfir, Kepez Tepesi’ni yıkayım, diye. Yıkamadı. Bizim toplan bul duramadı.

Sabahtan akşama kadar hep gemilere ateş ettik.

Çok yağmur yağıyordu. Düşman gemilerinden biri Erenköy’ün Çanakkale’den tarafındaydı. Bacası yoktu. Yarısı batıktı geminin, gördüm. Askerlerin bir kısmı geminin üzerinde koşturup duruyorlar, bir kısmı da denizde çırpınıp duruyordu. Gözlerimle gördüm. Çok yağmur yağıyordu. Kırık Direk derlerdi, bir başka gemi vardı. Gavurun en büyük gemilerinden biri. Zırhlı. Bizim mermilerin biri de gidip onun direğinin tepesini kırmış. Bu yüzden Kırık Direk diye ad takmıştık aramızda. Karantina’nın yanında battı. Denizin dibini boyladı. Kırık Direk’in etrafına top mermileri düştükçe sular gökyüzüne yükselir, sonra yağmur yağar gibi yağardı denize. Bizim Dardanos Tabyası’nda şehit vermedik.[1]


[1]Cahit Önder, 7 Cephenin Gazileri Anlatıyor, Nesa Ofset Matbaacılık, İzmir, 2005, s.151-152

Ayrıca Kontrol Et

Düşmanın Hile ve Kurnazlıkları

Düşman aynı zamanda hilekâr ve kurnazca hareket ediyordu. Tüfeğini bizim mazgala sabitlenmiş, bizim efrat mazgalın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir