Osmanlı Devleti’nin İttifak Denemeleri:

Osmanlı Devleti, Balkan Harbi yenilgisinden sonra hem maddi hem de manevi bir krize girdi. Yaşadığı güç kaybıyla beraber uluslararası arenada yalnızlaşan Osmanlı Devleti, jeopolitik ve stratejik olarak diğer devletlerin hedefi haline geldi. Bu sebeple zaten yaklaşmakta olduğu bilinen büyük bir savaşın arifesinde hiçbir devlet Osmanlı Devleti’ni bir müttefik olarak yanında görmeye sıcak bakmıyordu.

Avrupa’daki genel siyaset, yaklaşmakta olan savaşa müttefiksiz girmeme üzerine şekilleniyordu. Bu sebeple Avrupalı devletler kendi aralarında gizli antlaşmalarla bloklaşmaya başladı. Osmanlı Devleti de bu durumun farkındaydı ve müttefik arayışlarına girdi. Çünkü hedef olunacak bir savaşta Osmanlı Devleti’nin yalnız kalması intihar demekti.

Osmanlı Devleti, 1800’lü yılların son çeyreğinden 1911 yılı sonlarına kadar Almanya ile yakın olmuştu ancak ardından alınan Balkan yenilgisi, Osmanlı devlet adamlarının zihnine olası bir savaşta Almanya’nın kendilerini koruyamayacağı fikrini yerleştirmişti. Ayrıca savaş bu kadar yaklaşmışken Almanya ile ilgili kuşkulara rağmen Almanya yanlısı bir siyaset, Almanya’nın Avrupa’daki rakiplerini kızdırabilecek nitelikte olabilirdi. Bununla beraber Almanlar paralarını endüstri ve ticaret alanlarına harcamaya yoğunlaşmışken, Fransızlar borç para vermeyi tercih ediyorlardı. Bu sebeple Fransa’ya yanaşmak, ekonomik olarak zor durumda olan Osmanlı Devleti’ne daha cazip bir seçenek olarak geliyordu.[1] Bu amaçla Fransa’ya müttefiklik teklifi yapılmışsa da Osmanlı Devleti’nin mevcut kuvveti Fransızların bu teklifi reddetmelerine yeterli bir sebepti.

Osmanlı Devleti, ittifak arayışlarına hızlı bir şekilde devam ederken Rusya’nın siyasi değerlendirmesine göre zayıf bir Osmanlı Devleti’ne komşu olmak güçlü bir komşudan çok daha iyiydi. Rusya’nın özellikle boğazların üzerindeki süregelen emellerine rağmen Osmanlı Devleti, Rusya’ya da bir ittifak teklifinde bulundu. 10 Mayıs 1914 tarihinde Kırım’ın güney kıyısında bulunan Livadya’ya giden Talat Paşa’nın oldukça gizli ittifak girişimleri dönemin bıçak sırtı siyaseti sebebiyle yanıtsız bırakıldı.[2] Rusya ile müttefiklik konusunda uzlaşamayan Osmanlı Devleti, daha sonra İngiltere ile müttefik olma yolunda adımlar atmaya başlayacaktı.

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Harbi öncesinde 1911-1913 tarihleri arasında İngiltere’ye birçok kez ittifak teklifinde bulundu. Ancak İngiltere, bu teklifleri tarafsızlığını bahane ederek reddetti. Daha sonra Rusların Doğu Anadolu’da artan baskısı sonucu Osmanlı Devleti, bir kez daha İngiltere’ye ittifak teklifinde bulundu ve bunun nihayetinde 29 Temmuz 1913 tarihinde İngiltere’ye Osmanlı toprakları üzerinde büyük imtiyaz tanıyan bir ittifak antlaşması imzaladı. Bu antlaşma ile İngiltere Orta Doğu’daki nüfuzunu oldukça arttırdı ve sömürgelerini bir nebze de olsa güvence altına alabildi.

Bununla beraber Osmanlı Devleti Balkan Savaşı sonrası Balkan ülkeleri ile de ittifak olma arayışlarına girdi. Çünkü yaklaşmakta olan savaşta direkt olarak Balkan sınırından açılacak bir cephenin, başkent İstanbul’un düşmesinin en hızlı yolu olacağının bilincindeydi. Bu sebeple 29 Eylül 1913 tarihinde iki ülke arasında imzalanan İstanbul Antlaşması sonrasında Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında bir yakınlık başladı. Bu yakınlaşma Bulgaristan’ın da işine geliyordu. Çünkü Bulgaristan her ne kadar Balkan Savaşı’ndan galip çıkan tarafta olsa da hem maddi hem manevi yönden yıpranmıştı. Ancak yine de Bulgaristan’ın bu ittifak için çekinceleri vardı. Olası bir ittifakta Bulgaristan diğer Avrupa devletleri ile yapabileceği ittifak anlaşmalarından mahrum kalmak istemiyordu. Bu sebeple savaşın patlak vermesinden sonra dahi Bulgaristan böyle bir ittifak içerisinde yer almaya sıcak bakmadı. En nihayetinde 11 Eylül 1915 tarihine gelindiğinde Bulgaristan İttifak Devletleri safında savaşa dâhil oldu. Böylelikle Osmanlı Devleti’nin savaş öncesinde ittifak kurmaya çalıştığı Bulgaristan ile müttefik olma çabaları ancak 1915 yılının sonlarında sonuçlandı. O tarihe kadar coğrafi olarak Osmanlı Devleti ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu arasında yer alan Bulgaristan tarafsızlığını korumayı tercih etti.

Diğer bir Balkan sınır komşusu olan Yunanistan ile de sınır güvenliği için ittifak kurmak isteyen Osmanlı Devleti, Yunanistan ile müzakerelere oturacakken Yunanistan Bulgaristan ile bir savaşa girişmiş olması bu ittifak anlaşmasının rafa kalkmasına sebep oldu. Yunanistan için de Osmanlı Devleti ile bir ittifak oluşturulması diğer Avrupa devletleri ile olası bir ittifakın bozulması anlamına gelecekti. Bu sebeple çeşitli görüşmeler olmasına rağmen iki tarafın da çekinceleri çerçevesinde her hangi yazılı bir anlaşmaya varılamadı. Daha sonra I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sebebiyle bu ittifak anlaşması hiç gerçekleşmemiş oldu.

İtilaf Devletleri’nin başını çeken ülkelerden olan Fransa ile yapılacak bir ittifak, hem Avrupa’da hem de Karadeniz ile Rusya sınırında Osmanlı Devleti’ni oldukça rahatlatacaktı. Öte yandan daha önce belirtildiği gibi Fransa’dan ekonomik olarak da faydalanılabilecekti. Daha önce ıslahatlar için Osmanlı Devleti’ne getirilen Alman heyet ve alınan Alman yardımları Osmanlı bürokrasisini bu durumda ikiye bölmüş durumda idi. Bazı kesimler Almanlarla yakınlaşmanın hayalcilik ve hata olduğunda fikir beyan ediyordu. Fransa ile yapılacak bir ittifakın İngiltere ile de yapılmış olacağının bilincinde olan Osmanlı Devleti, Cemal Paşa’nın yürüttüğü ittifak kurma çalışmalarından hayal kırıklığı ile çıktı ve savaş öncesinde Fransa ile olacak olası bir ittifak birlikteliği başlamadan bitti.[3]

Tüm seçenekleri tüketen Osmanlı Devleti son olarak zaten daha önceden yakınlaştığı Almanya ile ittifak kurma yoluna gitti. Çünkü daha önce belirtildiği gibi yaklaşmakta olan böyle bir büyük savaşta yalnız kalmak intihardı. Bunun üzerine daha önceden Almanya ve Avusturya-Macaristan’ın kurduğu İttifak Bloğu’nda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı Devleti’nin ittifaka dâhil edilmesini gündeme getirdi.


[1]
Cemal Akbay, Osmanlı İmparatorluğu’nun
Siyasi ve Askerî Hazırlıkları ile Harbe Girişi
, Gnl.Kur. ATASE Daire
Bşk.lığı Yay., Ankara 2014, ss. 39-40.

[2]
Cemal Akbay, a.g.e., ss. 40-41.

[3]
Cemal Akbay, a.g.e., ss. 49-51.

Ayrıca Kontrol Et

U21’in İkinci Avı!

Hazırlayan: Göktuğ KÜÇÜKÇOBAN Triumph zırhlısının batması komutan Hersing ve mürettebatının moralini o kadar yükseltmişti ki, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir