Kara Kedi!

Kumkale çıkarmasında muvaffak olamayan, orada denize dökülen Fransız birlikleri, cephemizde bulunan 29’uncu İngiliz Tümeni’ne bağlı birliklerin yerlerini almışlar, Kerevizdere üzerindeki, Hisarlık sırtlarını tahkim ederek siperlerine girmişlerdi. Denizden ve karadan şiddetli topçu ateşlerinin tesiriyle, çok fazla telefat vermemizin önüne geçebilmek için, düşman siperlerinin 25-30 metre yakınına kadar ilk siperlerimizi yanaştırmak icap ediyordu. Bunun için düşman siperlerine, önlerine amuden derin hendekler kazarak yaklaşıldı. Ve buradan sağa, sola dönülerek en son noktalar düşman siperlerine muvazi olarak birleştirildi. Böylelikle ilk hattın tesisi kum ve toprakların tavsiyesiyle tamamlandı. Birinci Dünya Harbi’nde bu yakın siper muharebeleri Türk Ordusu tarafından bütün dünyaya tanıtılmıştı. Milletler talimnamelerine koymuşlar, Fransızlar da Garp Cephesi’nde bu tarzda hareket ederek Paris’i istilâdan kurtarmışlardır. Yakın siper muharebelerinde muvaffakiyeti temin için Fransızlar, ilk defa 25-50 metre mesafedeki düşman siperlerini, tepeden inme dövebilen (Askerlerimizin Karakedi dedikleri) kara torpilleri kullandılar. Ve bu maksat için bu torpilleri icat etmişlerdi.

Yakınlarda hafif makineli tüfekler olmadığı için yakın mesafelerde kullanılmaya elverişli Hotchkiss ağır makineli tüfekleri kullanıyorlardı. Bu tüfekler üç parçadan ibaretti. Sehpa, sehpa başlığı, bir de tüfek. Nişan tertibatının sehpa  başlığında bulunması siperdeki mazgalın önüne takılan bir kazığın ortası delinerek sehpa namlusu oraya getiriliyordu. Ve tüfek de az açılmış bir mazgaldan ateş etmek imkânını buluyordu. Bizim ağır makineli tüfekler ise sehpa başlıksız olduklarından hem mazgala yanaşamıyor, hem de geniş bir mazgalın açılmasına sebep oluyordu ki, ancak en önemli zamanlarda kullanılabiliyordu. Arzettiğim bu vaziyeti Türk ordusunda bulunan Almanlar da gördüklerinden derhal fabrikalarında Türk ve Alman ordularında kullanılmak üzere muavin kundaklar icat ve imâl ettiler. Fakat ordumuza ancak Çanakkale çekilmesinden sonra verebildiler.

Yakın siper muharebelerinden lâğım patlatıldığı yerde hasıl olan büyük çukuru iki Fransız subayının idare ettiği ve Senegalli zencilerden sureti mahsusada yetiştirilmiş 40-50 kişilik bir muharebe grubu ile işgal ettiler. Kahraman 55’inci Alayın yaptığı bir süngü hücumu ile gelenlerin kısmı azamı imha edildi. Sona kalanları esir alındı. Fakat Fransızlar bütün bu alayın siperlerini yukarı adı geçen kara torpilleriyle bombardıman ettiler. Yaralı olarak elimize esir düşen bir Fransız subayı, havadan tepemize doğru inen kara torpillerini gördükçe bunları icat eden Fransız mühendisini lanetle yâd ediyordu. Çünkü her düştüğü yerde canlı adam bırakmıyordu. İleri hatlarda bulunan birliklerimiz o güne kadar düşman siperlerini tarassutla beraber havadan gelen bombaları da gözetlemek mecburiyetinde idiler. Ondan sonra da yeri dinlemek mecburiyetinde kaldılar. Yer altından gelen kazma sesleri ikinci lağımın hangi siperlerimizin altında patlayacağını bize hissettiriyordu. Sağa, sola kaydırmak suretiyle orayı muvakkat bir zaman içinde tahliye ediyorduk. Ve bu patlama esnasında gelen düşman erlerini evvelce aldığımız tertibatla ağır makineli tüfek ateşiyle imha ediyorduk. Mukabeleten biz de Fransız siperleri altında patlamak üzere lâğım kazmaya başladık. Günün birinde her iki tarafın lağımları yer altında birleşti. Lağım içerisinde el bombaları ve süngülerler kahraman erlerimiz Fransız erlerini imha ederek lâğım patlatma işine nihayet verdiler. Bu suretle Çanakkale’deki Türk kahramanlığı dünya milletlerinin talimnamelerinde yakın siper muharebesi diye bir kısım açtırmaya sebep oldu.  

Emekli Albay

H. Cemâl AYDINER[1]


[1] Kurmay Binbaşı Kadri Ener, Çanakkale’den Hatıralar, Sucuoğlu Matbaası, İstanbul, 1954, s.40-42.

Ayrıca Kontrol Et

Düşmanın Hile ve Kurnazlıkları

Düşman aynı zamanda hilekâr ve kurnazca hareket ediyordu. Tüfeğini bizim mazgala sabitlenmiş, bizim efrat mazgalın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir