Perşembe , Ağustos 13 2020
Anasayfa / Çanakkale Muharebeleri / Yarımadaya Çıkarma

Yarımadaya Çıkarma

Müşterek Harekatlar

Kararlı Direniş

Savaş Bakanlığı ve Amirallik şu beyanatta bulunmuşlardır:

Filo ve Ordu tarafından Çanakkale Boğazına yapılan genel saldırı dün de devam etmiştir.

Filo tarafından korunan Ordu’nun Gelibolu Yarımadası’nın farklı noktalarına yaptığı çıkarma gün doğumundan önce başlamış ve dikenli tellerle korunan güçlü siperlerdeki düşmanın ciddi direnişine rağmen tamamıyla başarılı bir şekilde gerçekleşmiştir. Hava kararmadan önce büyük sayıdaki kuvvetler kıyıda konuşlandırılmıştır. Ordunu çıkarması ve ilerlemesi devam etmektedir.

Az Bilinen Bölge

Yarımada’nın batısındaki bir burunun üzerinde olan Kaba Tepe’de zaman zaman saldırı altına alınan ufak bir gözlem yeri ile bir kale bulunmaktadır. Kıyının bu kesiminde sahil kumlu su kara harekatları için oldukça elverişlidir. Fakat bu bölüm Yarımada’da bulunan ve Seddü’l-bahir’den başlayıp Kirte’den geçip Maidos’a (Eceabat) ulaşan ana yolun dışında bulunmaktadır.

Homeros konusunda tanınan bir bilim adamı olan Bay Walter Leaf bize şu yazıyı göndermiştir:

Gelibolu Yarımadası’nın iç kesimleri az bilinmektedir. Buradaki tüm antik dönem kalıntıları Boğazın kıyısındaki Seddü’l-Bahir civarında olan ve “Protesilaus Mezarı” adıyla bilinen höyükte, eskiden Madytos olarak bilinen Maidos’ta (Eceabat) ve şimdilerde terk edilen Sestus’ta bulunduğu için arkeologların dikkatini pek çekmemiştir. Türk Hükümeti yarımadanın içerisine ilerlemek isteyen gezginlerin ciddi bir biçimde caydırmıştır ve grafikler sadece deniden görünenleri içermektedir. İç kesimlerin halka açık bir harita ve araştırma raporu muhtemelen yoktur. Buralar dik yamaçlara sahip, çıplak tepelerle birbirinden ayrılan verimli fakat dar vadilerden oluşuyor görünmektedir. Tepelerin hemen tamamı diz yüksekliğinde yoğun çamurla kaplı olduğu içinse geçmesi büyük oranda zordur.

İlk Başarı

İlk Hedef

Savaş Muhabirimiz Tarafından

Dün öğleden sonra yayımlanan ve sevinçle karşılanan bildiride zor ve hassas bir harekatın başarılı bir biçimde başladığı; İngiltere ve Fransa tarafından gönderilen Seferi Kuvvetlerin en azından bazı kısımlarının geçen Pazar Çanakkale Boğazı’nda karaya çıkarıldığı haber verildi.

Bu zaferi kazandıran General Sir Ian Hamilton ile filoların ve kıtaların Müttefik kumandanları, bu ilk başarının ardından en içten şekilde tebrik edilmeliler. Yine de unutulmamalıdır ki tüm askerlerin ve mühimmatın sahile çıkarıldığı, Türklerin cesur Müttefikleri denize geri sürememeleri amacıyla tahkimatlı yerlerin ele geçirildiği ve yine onlar tarafından çıkarma yerlerine ateş açıp, kuvvetlerimizi huzursuz edemeyecekleri haber alınana değin halen geri çekilmeye dair dikkate değer bir risk mevcuttur.

Bu operasyon artık başladığı için devam ettirilmelidir – sadece tek bir kuvvet tarafından değil, her iki kuvvetin ortaklaşa hareket etmesi ile operasyon sürmelidir. Muhtemeldir ki Donanma karadaki kalelere ateşe başladığında, Bolayır Hattı’nı gözetlediğinde ve Enez ile diğer yerleri tehdit altına aldığında, çok daha fazla sayıda gemi askerlerin karaya çıkmasına destek vermelidir. Büyük ihtimalle Gelibolu Yarımadası’nın güneybatı ucu ilk hedef olacak ve burası ele geçirilip çıkarmanın güven içinde devam etmesini sağlayacak mevkiler elde edilince askerler ilerlemeye devam edecektir.

İyi Ekip İşi

Daha önceki saldırılarla zayıflatılmış olduğu halde güçlü bir direniş sergileyen düşmana karşı böyle zor bir harekatın yapılması sadece Donanma ve Ordu yetkililerinin mükemmel çalışması sayesinde mümkün olabilmiştir. Çıkarmada çok fazla sayıda nakliye kullanılmış olması muhtemel olmakla beraber sayıca üstün ve kararlı bir düşmanla yüz yüze gelen askerler için bu hayal edilebilecek en hassas ve tehlikeli işlerden biridir. Yine de her şey yolunda gitmişe benziyor ve Türklerin siperleri ve dikenli tellerine rağmen dikkate değer miktarda asker gündoğumu ile günbatımı arasında karaya çıkartıldı. Almanların idaresindeki Türklerin dikkatinin başka noktalara kayması ve çıkarma sırasında geçen 12 saatlik süre içerisinde askerlerimizin en yakındaki tepelere sızdığı, buralara girdiği ve ele geçirdikleri tahmin edilebilir.

Çıkarma güçlerinin gücü hakkında kesin bir bilgiye gerek olmamakla birlikte hatırlanmalıdır ki Gelibolu Yarımadası geniş bir yer değildir ve belirli cephelerde sadece belirli sayıda asker kullanışlı olarak konuşlandırılabilir. Eğer Sir Ian Hamilton Enez’e çıkıp Türklerle savaşmak için ilerleseydi bazı talihsizliklerle karşılaşabilirdi fakat askerlerinin yarımadaya dağıtılmış olması ve kanatlarının Donanma gemileri tarafından korunuyor olması elini güçlendiriyor ve tüm askerleri ve mühimmatı karaya çıkartılınca onun görevini yerine getireceğine tamamen güvenebiliriz.

Almanların, Geçitlerin arkasındaki çalışmalara yapılacak bir Müttefik saldırısından korkarak bizleri oradan çıkartmak amacıyla Türkleri vahşice davranmaya sevk ettirmesi ve eğer başarısız olurlarsa da bu çalışmaları korumak amacıyla tahkimatlı bir mevziiyi ele geçirmeleri oldukça muhtemeldir. Hiç kimse aceleci bir şekilde ilk çıkarma başarılı olduğu için askerlerin işinin kolay olduğunu sanmamalıdır. Aslında durum bunun tam tersidir. Fakat askerler yarımadaya kesin olarak yerleşirse istenilen zamanda desteklenebilirler ve gemilerin top atışları artık karadaki gözcüler tarafından kontrol edilebildiği için karadaki saldırıların devam etmesinde çok büyük fayda sağlayacaklardır.

Gelibolu Yarımadası

Boğazı Avrupa’ya bağlayan kısım olan Gelibolu Yarımadası 35 mil uzunluğunda bir dildir. Genişliği Bolayır’da üç mil olmakla birlikte güneybatıya doğru genişlemekte fakat Maidos’un (Eceabat) arka tarafında tekrar daralmaktadır. Yarımadanın adını aldığı ve anlamı “güzel şehir” demek olan Gelibolu şehri Süleyman kumandasında 1357’de Osmanlıların eline geçen ilk Avrupa şehridir. Yarımadanın en göze batan özelliği olan tepeler 600,700 hatta 800 feet yüksekliğinde olup nispeten daha alçak olan Boğazların Asya tarafındaki kıyıyı kontrol etmektedir. Tepelerin yamaçlarının hemen tamamı ağaçlarla kaplı olsa da bitki örtüsü genellikle çalılardan oluşmaktadır.

Ayrıca Kontrol Et

Sir Edward Grey

Grey’in, Sir Henry Campbell-Bannerman tarafından Dışişleri Bakanı olarak atanmasıyla- 1905 yılında- politik kariyeri yükselişe geçmiştir. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir