Pazartesi , Eylül 21 2020
Anasayfa / Makale / Süngüden Kürsüye: Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Çanakkale Muharebeleri (1920-1938)

Süngüden Kürsüye: Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Çanakkale Muharebeleri (1920-1938)

“Çanakkale… Bu ne mahşerdi. Fakat bu mahşerde çarpışanlar ne gayri müsaid şerait altında karşı karşıya gelmişlerdi. Bir taraftan ateş, demir, çelik yağardı. Öbür tarafta ne vardı? Hiç. Yalnız Türkün çelik göğsü...”

Denizli Milletvekili

General Şefik Tursan[1]

Özet

Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan Çanakkale Muharebeleri’nin sadece cephe olarak incelenmesinin dışına çıkılmış ve 1920-1938 yılları arasındaki döneme nasıl yansıdığı değerlendirilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Cerideleri incelenerek hazırlanan yazıda Milli Mücadele, Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlik yapımı konularında “Çanakkale Ruhu” nun yoğun olarak ön plana çıktığı görülmüştür. Adı geçen konular alt başlıklar halinde incelenmiş, meclis konuşmaları ile örneklendirilerek açıklanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Çanakkale, Millî Mücadele, Mustafa Kemal (Atatürk), Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milletvekili.

Giriş:

Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konum dolayısı ile İstanbul ve Boğazlar tarihte büyük öneme sahip olmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri tarafından İstanbul ve Boğazları ele geçirmek için açılan Çanakkale Cephesi, savaşın seyrini değiştirmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda birçok cephede savaşan Osmanlı Devleti, bağımsızlığının korunmasına giden yolun Çanakkale Cephesi’nden geçtiğini anlamış ve seferberlik hazırlıklarını bu cephede yoğunlaştırmıştır. Neticesinde Türk zaferi ile sonuçlanan Çanakkale Muharebeleri, vatan müdafaasında hem dünya hem de Türk tarihine büyük bir örnek olmuştur.

“Çanakkale Zaferi” günümüze kadar önemini korumuş ve hakkında birçok eser ortaya çıkmıştır. Ancak hazırlanan eserler genellikle boğaz ve kara muharebeleri üzerinde yoğunlaşmış, Atatürk dönemi Türkiye’sine etkileri hakkında sınırlı çalışmalar yapılmıştır. Halbuki 1920-1938 yılları arasındaki dönemde Türkiye’yi yeni bir konuma getiren savaşların, anlaşmaların, inkılapların yaşandığı görülmüştür. Hazırlanan bu çalışma 1920-1938 yılları arasında Çanakkale Muharebeleri’nin hangi dönüm noktalarında ortaya çıktığını anlamak adına yapılmış ve tartışmaların yoğun bir şekilde yaşandığı Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Cerideleri incelenmiştir.

Millî Mücadele’de Çanakkale İzleri:

Birinci Dünya Savaşı’nın sonucunda imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nin toprakları işgal edilmeye başlanmıştır. Türk milleti ise topraklarının haksız yere işgal edilmesine sessiz kalmamış ve Çanakkale Muharebeleri’nde olduğu gibi yeniden vatan savunmasına girişmiştir. Bu sebepledir ki yine aynı amaç uğrunda başlayan Millî Mücadele “İkinci Çanakkale” olarak anılmış, Millî Mücadele’nin başlarında Çanakkale ruhunun ön plana çıkarıldığı görülmüştür. Çanakkale ruhuna örnek olarak Maliye Vekili Ferit Bey’in “……..Çanakkale’yi yaşayan bir millet ne ölür ve ne de esir olur.”[2] ve Bolu Milletvekili Tunalı Hilmi Bey’in “Tarih tekerrürden ibaretmiş. Allah Mehmetçiğime Çanakkale’yi öbür tarafa aşırtsın.”[3] yorumları ön plana çıkmıştır. Özellikle Milli Mücadele’nin Batı Cephesi’nde Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile kazanılan zaferler, mecliste ve halkta moral kaynağı olmanın yanı sıra Çanakkale ruhunun daha fazla canlanmasına etki etmiştir. Düzenli ordunun kazandığı ilk zaferler ile Çanakkale ruhunun bütün Anadolu’ya yayılacağı, ülkenin her tarafında Çanakkale kahramanlarının olduğu belirtilmiştir. Bolu Milletvekili Yusuf İzzet Paşa’nın meclis konuşması buna örnek oluşturmuş ve şunları söylemiştir: “Düşmanlar kendi karşılarında Çanakkale Harbi’nin yeniden başladığını gördüler ve inşallah şimdiden sonra devam edecek muharebede yalnız öyle bir İnönü’de değil, bütün Anadolu’nun her yerinde, Çanakkale kahramanı olduğunu görecektir.”[4]

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Çanakkale ruhunun yanı sıra bir başka düşünce daha ortaya çıkmıştır. Bu düşünce ise, eğer Çanakkale Muharebeleri kazanılmasaydı şu an Millî Mücadele’nin yapılamayacağı olmuştur. Mecliste bu düşünce hakkında Trabzon Milletvekili Muhtar Bey “Çanakkale’de harp edip de düşmanı Çanakkale’den geçirmeyenler olmasaydı, Mücadele-i Milliye’yi yapmak imkânı var mı idi? Ve Rus İhtilâline kadar memleketi müdafaa etmeyenler…”[5]ve Biga Milletvekili Şükrü Bey “Çanakkalepek mühim bir mevkidir. Bugünkü zaferi doğuran Çanakkale muzafferiyeti ve oradaki kahramanane müdafaadır.”[6] yorumunu yapmışlardır.

Cephedeki askerin durumunu yakından takip etmek isteyen milletvekilleri cephe ziyaretinde bulunmuş ve görüşlerini mecliste paylaşmıştır. Bu dönemde meclisin büyük çoğunluğunu Çanakkale Muharebeleri’ne bizzat katılan kişiler oluşturduğu için Çanakkale Muharebeleri’ne atıf yapılmadan geçilmemiştir. Bu milletvekillerinden bazıları: Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu ve İlk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Trakya Bölgesi Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı Kurucusu Cafer Tayyar Eğilmez, Mustafa Kemal Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, TBMM’nin Beşinci Başkanı Kazım Karabekir, TBMM’nin İlk Genelkurmay Başkanı ve İlk Başbakanı İsmet İnönü, TBMM’nin Altıncı Başkanı Ali Fuat Cebesoy, Türkiye’de en uzun süre Genelkurmay Başkanlığı yapan Mustafa Fevzi Çakmak, Türk ordusunun Süvari Generali Fahrettin Altay, Mehmet Nuri Conker, Kazım İnanç, İzzettin Çalışlar, Cevat Çobanlı ve TBMM’nin Dördüncü Başbakanı Refik Saydam olarak gösterilebilir.[7]

 Cepheye giden milletvekilleri, izlenimlerini mecliste paylaşmış ve yapılan konuşmalara bakıldığında Milli Mücadele’nin Batı Cephesi’ndeki muharebelerin Çanakkale Muharebeleri ile karşılaştırıldığı görülmüştür. Buna örnek olarak Konya Milletvekili Refik Bey’den şu alıntı yapılmıştır:

 “Orada, Çanakkale tarihi şehametinin yeni bir misali mevcuttu ve inşallah Çanakkale’de, nasıl dünyanın en muntazam kıtaatı gelerek, sahilin önünde kayaya çarparak kırılan müthiş dalgalar gibi erimiş mahvolmuş ve nihayet münhezimen avdet etmiş ise, o kıta karşısına gelecek olan düşman, ister kavi olsun ve ne suretle mücehhez olursa olsun, öyle bir ruhu iman karşısında öyle bir mevcudiyet karşısında bulunacaktır ki, Çanakkale’dendaha fena ve daha berbat bir vaziyete düşecektir.[8]

Özellikle asker ve silah bakımından yapılan karşılaştırmalar sonucunda hem Çanakkale Muharebeleri’nde hem de Millî Mücadele’de Türk ordusunun düşman karşısında yetersiz sayıda olduğu belirtilmiştir. Konuyla ilgili Bursa Milletvekili Operatör Emin Bey’in meclis konuşması şu şekildedir:

 “Bu harb Çanakkale harbinden aşağı bir harb değildi, gerek asker itibariyle, gerek esliha itibariyle düşman hemen hemen iki misli kuvvette idi. Müthiş savletler yapıyor, askerimiz tabiî icabatı askeriyeden olarak birçok meddücezirler yapıyorlardı. Meselâ: Bir yeri terk ediyor. Tekrar onu süngü hücumuyla alıyor istirdat ediyor, öteki bir mukabil taarruz yapıyor. Çekiliyor, ilerliyor.” [9]

Yukarıdaki alıntılardan anlaşıldığı üzere Türk-Yunan orduları arasındaki dengesiz durum bir ümitsizlik doğurmamış, nasıl Çanakkale Muharebeleri’nde yüksek inanç ve azimle düşman yenildiyse burada da düşmanın yenileceği vurgulanmıştır.

Atatürk ve Çanakkale:

Millî Mücadele’nin ön sözünü oluşturan Çanakkale, Mustafa Kemal’in de ön sözünü oluşturmuştur. Trablusgarp ve Balkan Savaşları’nda da görev yapan Mustafa Kemal, adını Çanakkale Muharebeleri’ndeki başarısı ile duyurmuştur. “Anafartalar Kahramanı” olarak tanınması Millî Mücadele’de halkın onun önderliğini kabul etmesinde büyük bir etken olmuş, bu durum Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de karşısına çıkmış ve gündeme gelen birçok konu Çanakkale ile bağdaştırılmıştır. Bunun kanıtlarından birisi Meclis’te Başkomutanlık Kanunu’nun tartışıldığı dönemde yaşanmıştır. Türk ordusunun Eskişehir-Kütahya Muharebesi’ni kaybetmesi ve Sakarya’nın doğusuna çekilmesi ile birlikte Batı Cephesi’ndeki çarpışmalar hız kazanmıştır. Bu sebeple İsmet Paşa’nın Erkan-ı Harbiye Umumi Reisliğinden istifa etmesi ve Batı Cephesi’ne önem vermesi sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Başkomutanlığa kimin geçeceği tartışmaları yaşanmaya başlanmış, kimileri Mustafa Kemal’in olmasını isterken kimileri de bu karara karşı çıkmıştır. Bu tartışmalara en güzel cevabı Bursa Milletvekili Muhittin Baha Bey vermiş ve şöyle devam etmiştir:

“Paşa Hazretleri siz Çanakkale’de bir Kemalyeri vücuda getirdiniz, o Kemal Yeri İslamiyet’i kurtarmış, payitahtı kurtarmış, milletin Harbi Umumi’de duçar olması muhtemel olan bir felâketten onu sıyanet etmişti. Paşa Hazretleri siz Anadolu’da da bir Kemal yeri vücuda getireceksiniz ve bu başkaları için bir zeval yeri olacaktır. Paşa Hazretleri: O Kemal yerini siz tesis ettiniz.”[10]

Bolu Milletvekili Tunalı Hilmi Bey de bu düşünceyi desteklercesine şu şekilde cevap vermiştir: “Kemalyeri milletin kalbidir, ruhudur. Yaşasın Paşa, Yaşasın millet.”[11]

Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale ile anılmasına kanıt olacak ikinci konumuz ise Montrö Boğazlar Sözleşmesi olmuştur. Lozan Barış Antlaşması’ndaki Boğazlar Sözleşmesi, uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kurulması gibi Türk haklarını sınırlayıcı maddeler içermiştir. Geçen süre zarfında Türkiye ile Avrupa devletleri arasındaki ilişkilerin düzelmesi -özellikle İngiltere- Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesinde etken olmuştur. 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Boğazlar’a tamamen Türk hakimiyetini vermiştir. Boğazların önemi en çok Çanakkale Muharebeleri’nde anlaşılmış ve bu sözleşme bir zafer olarak görülmekle beraber Çanakkale Muharebeleri’nin şimdi sonuçlandığı söylenmiştir. Aynı zamanda bu başarı Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale ile bağdaştırılmasında önemli bir örnek olmuş, onun Çanakkale’deki başarısı ile bugün bu zaferi kutladığımız belirtilmiştir. Buna örnek olarak Antalya Milletvekili Rasih Kaplan şunları söylemiştir:

“Daha evvel Çanakkale’de bütün dünyaya karşı Türk gücünü gösteren, Türk gücünün dünya kuvvetlerini nasıl yendiğini ispat eden büyük kumandan Atatürk’le İsmet İnönü’nün, Türk ulusunun o eski devirlerden beri devam edip gelen kötü tarihini yendiklerine inanan gözlerinde ben bunları gördüm. Gözlerine bakıyordum: Bir zafer daha bize bahşedecekler. Bir şey daha bekliyorlardı: Çanakkale’de yatan şehitlerin kazandığı zaferin muahedesini onu ne gün bahşedecekler. Gözlerinden bunu anlıyorum ve anladılar ve gördüler.”[12]

Ardından Afyonkarahisar Milletvekili Berç Türker “Çanakkale ruhumda sembolik bir hatıra uyandırıyor. Orada Türk’ün Allah’ı demişti ki: «Anafartalar’da Türk askerini zafere sevk eden kahraman kumandan, atide Türk yurdunu düşmandan kurtaracak Türk milletini ebedi zaferine kavuşturacaktır» demişti.” [13] ve Urfa Milletvekili Mehmet Emin Yurdakul “Gelibolu dağlarını ve Akdeniz sularını bu asrın Serhas ordu ve donanmalarına bir mezar yaptı. Çanakkale’yi de Türk’ün Mustafa Kemal’inin bir maratonu olmak üzere tarihe ve dünyaya karşı yükseltti.” [14] yorumunda bulunmuşlardır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale Muharebeleri’ndeki başarısı sadece savaş ve zafer sonucunda karşımıza çıkmamıştır. Çanakkale Zaferi, Mustafa Kemal Atatürk’ün hep bir parçası olmuş, Türk milleti için yaptıkları anlatılırken Çanakkale Zaferi en başta gelmiştir.  Ölümünden dört gün sonra toplanan meclis, gündemine Mustafa Kemal Atatürk’ü koymuş ve onu anmıştır. Bu konuşmalara baktığımızda Çanakkale izlerini görmek mümkün olmuştur. Örneğin, Antalya Milletvekili Rasih Kaplan “Arkadaşlar, tarihte çok büyükler gelmiş geçmiştir. Fakat Atamızın büyüklüğü o kadar büyüktür ki… Türk milleti nerede sıkışmışsa oraya yetişmiştir. Trablusgarp da mı ararsın, Çanakkale de mi ararsın.” [15] şeklinde tanımlamış, Manisa Milletvekili Hikmet Bayur bu düşünceyi tamamlarcasına şu şekilde devam etmiştir: “Çanakkale’de görüyoruz. Cihanın mukadderatını değiştirmek için büyük devletler Çanakkale’ye hücum ediyorlar. Orada Türk askerinin, Türk milletinin emsalsiz cevheri, o büyük adamın dehasını buluyor.” [16] Ardından Konya Milletvekili Fuad Gögbudak “Güneşin kemalini gördük, Çanakkale’denHatay’a kadar zafer şuaları ile parlayan bu kemal bize yetmedi.” [17] ve Kütahya Milletvekili Naşid Uluğ “Arkadaşlar, nihayet bir gün Çanakkale’de millî mukadderatın hiçbir zaman bir yabancıya teslim edilemeyeceği bir anda, çıktı, kumandayı kendi eline aldı ve cihana yepyeni bir istikamet verdi.”[18] yorumları ile devam etmiş ve görüldüğü üzere Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatırken Çanakkale Muharebeleri’ndeki başarısından bahsetmeyi ihmal etmemişlerdir.

Çanakkale Abidesi:

Millî Mücadele’nin Türk zaferi ile sonuçlanmasının ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir şehitlik yapımı gündeme gelmiştir. Gerek İnönü’de gerek Sakarya’da yapılması istenen şehitliğin yanı sıra Çanakkale Muharebeleri unutulmamış, buraya bir abidenin yapılması gerektiğinden bahsedilmiştir. Bu konu, manevi yönün vurgulanmasının yanı sıra İngilizlere karşı bir tepki niteliğinde de olmuştur. Çünkü Türk askerinin Çanakkale’deki mezarlarının yerleri bile belli değilken, İngilizler orada ölen askerleri için görkemli mezarlıklar yaptırmışlardır. Türk milletindeki mücadele ruhunun bir simgesi olan Çanakkale Muharebeleri’nin unutulmaması ve kazanan tarafın Türkler olduğunu belli etmek adına daha görkemli bir abidenin yapılmasına karar verilmiştir. Abidenin nereye yapılacağı konusunda çeşitli görüşler ortaya çıkmış, Alçıtepe ve Conkbayırı üzerinde durulmuştur. Muharebe sahasında en yüksek tepe konumunda olan Alçıtepe ve Conkbayırı’nı almak savaşı almak anlamına gelmiştir. Bu sebeple bölgede şiddetli muharebeler yaşanmış ve Türk tarafının zaferiyle sonuçlanmıştır. Bir başka açıdan Alçıtepe ve Conkbayırı’nın önemine baktığımızda Çanakkale Boğazı’ndan geçen her geminin ilk gördüğü yerin bu tepeler olmasıdır. Bu konunun önemini İstanbul Milletvekili Kazım Paşa (Karabekir) “Milliye Vekaleti bilhassa Çanakkale’de Alçıtepe üzerine lâyıkı veçhile bir sütunu mefharet dikmiş olmalıdır. Müttefiki aleyhdir ki Çanakkale muharebesi yer yüzünde müthiş inkifâbata sebebiyet vermiş ve bugünkü hayatımızın esasatını kurmuştur.”[19] ve Denizli Milletvekili General Şefik Tursan “Yüksek bir tepe, Alçı tepesi. Boğazdan vapurla geçenler onu görmüşlerdir. Onun düşman eline geçmesi demek, Çanakkale’nin düşmesi, İstanbul’un zaptı demekti. Conkbayırı. Onun düşmesi de aynı akıbetleri doğururdu. BinaenaleyhÇanakkale muharebesi adım muharebesi demekti.”[20] şeklinde özetlemişlerdir.

Çanakkale’ye yapılması istenilen abide sadece şehitlik yapımı tartışmaları sırasında ortaya çıkmamış, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin görüşüldüğü dönemde de gündeme gelmiştir. Bir önceki başlıkta bahsettiğimiz gibi Çanakkale Muharebeleri’nin bu zafer ile sonuçlandığı söylenmiştir. Bu sebeple Afyonkarahisar Milletvekili Berç Türker Çanakkale Boğazı’nı Türklerin “Verdün”ü olarak görmüş yıkılmaz bir kale olduğunu vurgulamış ve devamında “Çanakkale’de şehit Mehmetçik için, Türklüğün şanı ve şerefi ile mütenasip muazzam bir abidenin inşası elzemdir.” [21] yorumunda bulunmuştur.

Sonuç

Çanakkale Muharebeleri Türk tarihinde bir dönüm noktası oluşturmuş ve bundan sonra meydana gelen birçok olay Çanakkale Zaferi’ne bağlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çeşitli dönemlerinde görülen “Çanakkale” vurguları bunun en somut örneği olmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Cerideleri’ne göre hazırlanan yazıda, Çanakkale Muharebeleri’nin vurgu yapıldığı konular ele alınmıştır. Bu konulara baktığımızda ülkenin buhranlı dönemlerinde, önemli zaferlerinde ve maneviyat konularında Çanakkale Muharebeleri’ne atıf yapıldığı tespit edilmiştir. Fakat yapılan atıfların sadece bahsettiğimiz konularla sınırlı kaldığını söylemek doğru bir yaklaşım tarzı oluşturmaz. Zabıt Cerideleri incelendiğinde asker kaçakları, sürgünden dönenler, bütçe görüşmeleri gibi konularda da Çanakkale Muharebeleri’ne atıf yapıldığı görülmüştür. Anlaşıldığı üzere bugün dahi büyük bir gururla anılan Çanakkale Muharebeleri hiçbir zaman önemini kaybetmemiş, milli bir maneviyat olarak varlığını hep sürdürmüştür.

KAYNAKÇA

T.B.M.M., Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 3, s.151

T.B.M.M., Zabıt Ceridesi,Devre 1, Cilt 7, s.146

T.B.M.M., Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 9, s.325,381

T.B.M.M., Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 12, s.20

T.B.M.M., Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 23, s.189

T.B.M.M., Zabıt Ceridesi, Devre 2, Cilt 13/1, s.230

T.B.M.M., Zabıt Ceridesi, Devre 2, Cilt 16, s.60,75,140

T.B.M.M., Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 12, s.314,318-319,323,324,326-327

T.B.M.M., Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 27, s.22-23,24,26,30


[1] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 12, İçtima 1, Seksen Birinci İnikat, 31.7. 1936, Cuma, s.323

[2] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 7, İçtima Senesi 1, Yüz Yirmi Sekizinci İçtima 3.1.1921Pazartesi,s.146

[3] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 23, İçtima Senesi 3, Yüz Dokuzuncu İçtima 27.9.1922 Çarşamba, s.189

[4] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 9, İçtima Senesi 2, On Beşinci İçtima 2.IV.1337 Cumartesi, s.325

[5] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 2, Cilt 13/1, İçtima Senesi 2, Ellinci İçtima, 8.2.1925 Pazar, s.230

[6]TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 2, Cilt 16, İçtima Senesi 2, Seksen Beşinci İçtima, 23.3.1925 Pazartesi, s.140

[7] Çanakkale Muharebeleri’ne katılan TBMM Milletvekillerinden bazıları: Mazhar Germen, Şükrü Aydındağ, Dr. Ali Haydar, Ahmet Şükrü Oğuz, Dr. Mustafa Cantekin, Ahmet Fuat Bulca, Edip Servet Tör, Ali Barlas, Kılıç Ali, Mehmet Recai Baykal, Feridun Fikri Düşünsel, İbrahim Süreyya Yiğit, Mustafa Kazım Samanlı.

[8] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 3, İçtima Senesi 1, Kırk Beşinci İçtima 9.8.1920 Pazartesi, s.151

[9] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 9, İçtima Senesi 2, On Beşinci İçtima 2.4.1921 Cumartesi, s.325

[10] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 12, İçtima Senesi 2, Altmış İkinci İçtima 5.8.1921 Pazartesi, s.20

[11] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 12, İçtima Senesi 2, Altmış İkinci İçtima 5.8.1921Pazartesi, s.20

[12] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 12, İçtima 1, Seksen Birinci İnikat, 31.7. 1936, Cuma, s.314

[13] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 12, İçtima 1, Seksen Birinci İnikat, 31.7. 1936, Cuma, s.318-319

[14] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 12, İçtima 1, Seksen Birinci İnikat, 31.7. 1936, Cuma, s.326-327

[15] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 27, İçtima 4, Dördüncü İnikat, 14.11. 1938, Pazartesi, s.22-23

[16] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 27, İçtima 4, Dördüncü İnikat, 14.11. 1938, Pazartesi, s.24

[17]TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 27, İçtima 4, Dördüncü İnikat, 14.11. 1938, Pazartesi, s.26

[18] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 27, İçtima 4, Dördüncü İnikat, 14.11. 1938, Pazar, s.30

[19]TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 2, Cilt 16, İçtima Senesi 2, Seksen İkinci İçtima, 19.3.1925Cumartesi, s.60

[20]TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 12, İçtima 1, Seksen Birinci İnikat, 31.7. 1936, Cuma, s.323

[21]TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 5, Cilt 12, İçtima 1, Seksen Birinci İnikat, 31.7. 1936, Cuma, s.318

Ayrıca Kontrol Et

Mevzi- Muharebeleri Hakkında Sunuf-u Muhtelifeye Mahsus Talimatname

Birinci Kısım Mevzi İnşası Giriş “Mevzi Muharebeleri Hakkında Sunuf-u Muhtelife’ye Mahsus Talimatname” adıyla yayınlanan bu …

1 Yorum

  1. Yüreğine gönlüne sağlık çok güzel bir araştırma ile bizleri aydınlattığın için çok teşekkürler. Başarılarla dolu sağlıklı sıhhatli uzun ömürler diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir