Harp Ceridelerine Dair Talimatnameler

(Çanakkale Muharebesi Harp Cerideleri Örnekleri)

Ceride kelimesi zabıtname, tutanak anlamına gelmektedir.[1] Tarih terimi olarak ceride, bir takım işlem ve olayların özetle kayda alındığı defterlere verilen isimdir.[2] Konumuz olan harp ceridesini kısaca tanımlamak gerekirse bir askerî birliğin savaş zamanı tuttuğu ve her türlü gelişmeyi kaydettiği günlüktür.[3]

Osmanlı Devleti’nde harp ceridelerinin tutulmaya başlanmasından evvel de savaşlara dair eserler verilmiştir. Gazavatname, zafername ve ruzname gibi türlerin yanı sıra vakanüvisler de yazdıkları tarihlerinde savaşlara dair bilgiler sunmaktadır. Ancak bu eserler modern dönemde yazılmış harp cerideleriyle kıyaslandığında verdiği bilgi bakımından eksik kalır. Zira bu eserler, (özellikle Gazavatname-zafername-ruzname) seferleri yürüten padişah, vezir ve komutanlara övgü maksadıyla yazılmıştır.    

Genel Kurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi adlı eserde, 1877-1878 Osmanlı-Rus ve 1912-1913 Balkan Savaşları’nda komutanların kendilerini aklamak maksadıyla, olayları çarpıtarak birbirlerini suçlamaları neticesinde yenilginin sebepleri anlaşılamadığı ve bunun için Avrupa devletlerinde olduğu gibi Osmanlı Devleti’nin de muharebelerin ayrıntılarını belgelere dayanılarak tespit edilmesi hususunda tedbir almak üzere harp ceridesi tutmaya başladığı ifade edilmektedir.[4] Dolayısıyla verilen emrin uygulanmasında ihmal ve kusuru bulunanlar ceridelerdeki yazışmalardan tespit edilebilecekti.

Öte yandan bu ceridelerin tutulmasının iki önemli amacı daha vardı. Birinci amaç geleceğe dönük olarak, devletin giriştiği savaşlardan tecrübe kazanmasıydı. Çünkü bu şekilde hatalar ortaya çıkarılarak, ileride yapılacak savaşlarda bu tecrübeye göre hareket edilip, yeni askeri usuller ve kurallar ortaya koyulabilecekti. İkinci amaç ise, tarihçilere doğru bilgi ve güvenilir belgelerin sağlanmasıydı.[5] 

Avrupa’da harp ceridelerinin XIX. yüzyıldan itibaren tutulmaya başlandığı bilinse de Osmanlı Devleti’nde bu işe ne zaman başlandığına dair kesin bir tarih verilememiştir.[6] Yaptığımız araştırmada ceridelerin kayıt tarihini en geriye götüren Çavuş, Sezer ve Yalçın’ın çalışmalarıdır. Bu araştırmacılara göre cerideler 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’nden itibaren tutulmaya başlandı.[7] Bununla birlikte Mercan, Türk-İtalyan Savaşı ve Balkan Savaşı’na dair tutulmuş bir harp ceridesi üzerinde çalışmıştır.[8] Ancak bu ceridenin özellikle Türk-İtalyan Savaşı’nın Çanakkale Boğazı kısmında cereyan eden muharebeleri hakkında bilgi verdiğini söylemekte fayda görüyoruz.

Son yıllarda harp cerideleri üzerine yapılmış tezler[9] dışında bir takım ceride transkriptleri de vardır. Bunlardan Balkan Savaşı ve Çanakkale Savaşları’nda 19. Tümen ile 27. Alay’ın harp cerideleri Latin harflerine çevrilerek yayınlanmıştır.[10] Ancak bu birinci el kaynaklar üzerinde yapılan çalışmaların Balkan ve Çanakkale Savaşları’nın 100. yılı ve sonrasında yoğunluk kazandığını belirtmeliyiz.  

Askerî tarih araştırmaları açısından büyük öneme sahip olan harp ceridelerinin düzeni ve yazımına dair farklı tarihlerde birtakım talimatnameler oluşturulmuştur. Biz bu çalışmamızdan edinebildiğimiz 1325/1909, 1332/1916 ve 1333/1917 tarihli talimatnameler üzerinden değerlendirme yapmaya çalışacağız. Ayrıca Atatürk Üniversitesi Kütüphanesi, Seyfettin Özege Kataloğu’nda bulunan ve 1327/1909 tarihi ile belirtilmiş olan 0111778 demirbaş numaralı talimatname de aslında 1332 tarihli talimnamenin aynıdır.[11]

1325/M.1909[12] ve 1332/M.1916[13] Tarihli Talimatnameler

1325 ve 1332 tarihli talimatnameler arasında belirgin farklar olmadığı için bu iki talimatnameyi birlikte değerlendireceğiz. Talimatnamelerin tarihine bakıldığında, biri Türk-İtalyan ve Balkan Savaşları öncesinde, diğeri ise Birinci Dünya Savaşı devam ederken yayınlanmıştır.

Her iki talimatname de, “Harb Ceridesi”nin Suret-i Tanzim ve Tahririne Dair Talimatname adıyla 5 maddeyi içermektedir.

1325 tarihli talimatnameye göre birinci madde de piyade sınıfında tabur, süvaride alay, topçuda bataryaya varıncaya kadar her bir askeri birlik ve karargâhın seferberliğin ilanından bitişine kadar harp ceridesi tutacaklardı. Ceride içerisinde askerî harekât hakkında alınan emirler, yapılan icraatlar ve olaylar bulunacaktı.

1325 tarihli talimatnamenin birinci maddesine ek olarak 1332 tarihli olan talimatnamede sadece harp ceridesi tutacak birlikler genişletilmiştir. Buna göre taburdan daha küçük bir birim olan bölüklerin yanı sıra nakliye katarı ve cephane kolları kumandanlığı, menzil müfettişleri, makineli bölükler, telgraf bölükleri, hastahane ve sevkiyat reisleri, istasyon kumandanları ile önemli ambar müdürlerinin de ceride tutmaları istenmiştir.

Öte yandan askerî harekâta bağlı olmayan terfî, yetki, askerî cezalar, mezuniyet, terhis, idare ve sağlık hizmetleri gibi emir ve talimatların 1325 tarihli talimatnamede ceridelere yazılması istenirken 1332 tarihli talimatnamede ise bunlardan sadece önemli olanların kaydedilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir.     

1325 tarihli talimatnamenin ikinci maddesinde, ceridenin defter üzerinde nasıl tutulacağına dair bilgiler verilmiştir (Çizelge I). Ancak çizelgede verilen ölçülere uyulmasına dair bir zorunluluğun olmadığı belirtilerek, defter sayfalarının büyük veya küçük olması durumuna göre vukuat ve mülahazat kısımları arasındaki oran korunarak çizelge yapılacaktı. Her birlik bu defterlerden bir veya birkaç tane edinecekti.

1325 talimatnamesinde, her harp ceridesi defter cildinin sağ tarafında bulunan yafta üzerine, ceridenin hangi birliğe ve hangi tarihe ait olduğu belirtilecekti. Yine 1325 talimatnamesinden biraz farklı olarak 1332 talimatnamesinde, her alay hangi fırkaya bağlı olduğunu, ceridede yazılı olayların tarih aralığını ve nerede, hangi devletin askeri ile hangi muharebenin yapıldığını ceridenin kapağına işaret edecekti. Talimatnamede verilen örnek şu şekildedir: 50. Fırkaya mensub 30. Alayın 1 Mayıs 331 tarihinden 30 Mayıs 331 tarihine kadar Çanakkale darü’l-harbinde İngilizlerle ceryan eden muharebesini muhtevi harb ceridesidir.  

1332 tarihli talimatnamede, 1325 talimatnamesinde olduğu gibi ikinci maddenin altında bulunan bir çizelge ile ceridelerin nasıl tutulacağı belirtilmiştir (Çizelge II). Ancak buna ek olarak, savaş esnasında bazen birliklerin kendi tümenlerinin harp düzeninden başka bir birliğe, daimi veya geçici olarak bağlanabileceğinden alay, tümen, kolordu ve ordu karargâhlarında tutulan cerideler topluca her ay sonunda düzenli bir şekilde ve gizli işaretli zarflar içinde Harbiye Nezareti’ne gönderilecekti.

Aşağıda talimatnamelerden alınmış olan örnek çizelgelere bakıldığında, şekil olarak hemen hemen aynı oldukları göze çarpmaktadır. Verilen ölçülerde ufak değişikliklerin yanı sıra tarih, saat, dakika, vukuat ve mülahazat kısımları aynı bırakılmak suretiyle sadece 1325 talimatnamesinde yer alan “ikamet mahalleri”, 1332 talimatnamesinde “mevaki ismi” şeklinde değiştirilmiştir. Bununla birlikte mülahazat kısmında askerî harekâta etki eden hava ve yol şartlarına ek olarak 1332 talimatnamesinde ceza veya ödüllendirilenlerin sebepleriyle beraber yazılması istenmiştir.  

Çizelge I: 1325 Tarihli Talimatnameye Göre Hazırlanacak olan Ceride Defteri Sayfa Düzeni

Çizelge II: 1332 Tarihli Talimatnameye Göre Hazırlanacak olan Ceride Defteri Sayfa Düzeni

Üçüncü madde, hem 1325 hem de 1332 talimatnamesinde 5 kısma ayrılmış ve aynı konuları işlemiştir. Buna göre 1) Seferberlik, 2) Toplanma yerine harekât, 3) Askerî Harekât, 4) Mütareke, 5) Barış/musâliha ve dönüş/avdet.

            Seferberlik kısmında, seferberlik emrinin sureti ve emrin alındığı tarih deftere geçirilecekti. Yine ayrıntılı ve tarihi ile birlikte seferberlik işleri, her gün askerlerin ve hayvanların sayısını gösteren bir liste, seferberliğin sonunda birliğin genel kuvvetini gösteren ayrıntılı bir liste, redif taburlarında tabur mıntıkalarının yolları ve telgraf-telefon yollarını gösteren bir harita, deftere kaydedilecekler arasındaydı. Buna ek olarak seferberliğin nasıl yürütüldüğü, bu esnada karşılaşılan güçlükler, eğer bir gecikme varsa sebepleri, bu konudaki vesikalar ve seferberliğin hızlandırılması için gereken tedbirler hakkındaki düşüncelerin yazılması isteniyordu.

            Toplanma bölgesine harekât kısmında, alınan harekât emrinin aynı, günlük yaya, vapur ve tren ile yapılan yolculuklar ve yolun durumu, günlük kat edilen mesafe, ikâmet yeri, yardım usulü (suret-i iane), terk edilen yaralı ve hastaların miktarı ile bunlar hakkında yapılan işlemler belirtilecekti. Yine yürüyüş ve nakliyede karşılaşılan çeşitli problemler, birliğin yürüyüş kabiliyeti, askeri teçhizatın yürüyüş ve nakliye esnasında durumu ve değişime muhtaç olan vaziyet hakkındaki düşünceler ifade edilecekti.

Askerî harekât kısmında, savaşın ilanından önce ve sonra yapılan yürüyüş, muharebe, ikamet ve güvenlik gibi bütün savaş hizmetleri (hıdmat-ı seferiyye), askerî harekâta etkisi olan hava değişimi, arazinin durumu, yardım usulüne dair ayrıntılı bilgiler verilecekti. Özellikle bu kısma ait bilgiler, önemli olduğu için her günkü vukuatın günü gününe yazılması isteniyordu.

Yapılan yürüyüşler toplanma mıntıkasına hareket kısmına uygun olarak yazılmakla beraber güvenlik hizmeti için görevlendirilen bir birlik aldığı güvenlik tertibatını yazıp, ileri karakol tertibatının da krokisini yapacaktı. Katıldığı muharebeye dair olan kayıtlara, bu muharebenin çeşitli safhalarındaki durumu ve alınan, astlara verilen emirler ayrıntısıyla yazılacaktı. Yine mümkün olduğu kadar muharebe sırasında çeşitli evreler ve olaylar saat ve dakikalarıyla birlikte kaydedilecekti.        

Gerek yürüyüş ve ikametlerde gerekse muharebe sırasında alınan ve gönderilen raporlar aynen, ancak bu mümkün değilse birer sureti mutlaka saklanacaktı.

Her muharebeden sonra subay, asker, hayvan kaybı ile cephane sarfı çizelgeler ile gösterilecek ve bu kayıp ile sarfiyatın ikmal tarzı yazılacaktı. Düşmanın kuvveti, düzeni ve genel durumuna dair elde edilen bilgilerin yanı sıra yine Osmanlı birliklerinin de düzeni, silah, mühimmat ve teçhizatın muharebe bakımından durumu ile buna, elde edilen sonuç, çizelgenin sonuna eklenecektir. Son olarak düşmandan alınan esir ve ganimetlerin miktarı ve türü belirtilip, bunlar hakkında yapılan işlemler kaydedilecekti.

Mütareke devri kısmında, mütarekenin türü, mütareke hakkında verilen emir, mütareke esnasında birliğe verilen görev ve mütareke sırasında gıda, ikamet gibi durumlar yazılacaktı.

Barış ve geri dönüş kısmında ise bu konuda gelen emir, yürütülen harekât ve nakliye, toplanma bölgesine hareket kısmına uygun olarak kayda geçirilecekti.

Dördüncü maddede harp ceridelerinin gönderilmesi, bu ceridelerden beklenti ve ceridelerin tutulmasına dair bir takım uyarılarda bulunulmaktadır. 1325 tarihli talimatnameye göre harp cerideleri Genelkurmay Başkanlığı’nda (Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye) toplanacaktı. Bu cerideler bir heyet tarafından incelenerek o savaşa dair harp tarihi ortaya çıkarılacaktı. Buna göre, “…işbu tarih-i harbden ve bu harb cerâidine nazaran seferberlik tecrübelerinden ordumuzun terakkîyât-ı âtiyyesi ve usul-i harb-i millîmiz içün netâyîc-i müfîde istihsâl olunacağı gibi harbi müte’âkib icrâsı muhtemel bazı tahkîkâta da esâs olacağından…” denilerek, harp ceridelerinin tutulmasının amacı ifade edilmiştir. Yine bu amaca binaen olayların gününe, özellikle tarihlerin doğruluğuna, tamamen tarafsız bir şekilde yazılması gerektiği ve başarısızlıkların sebeplerini gizlemek veya değiştirmek katiyen uygun olmadığı vurgulanmıştır. Son olarak harp ceridelerinin günü güne yazılmasına dikkat çekmek için “Fîlhakika vekâyi’n tarz-ı ceryânıyla esbâb ve te’sîrât-ı hakîkîsi zaman geçtikçe zihinde başka bir şekl ve sûret alır ve ekseriyetle yanlışlıklara meydân virilir ve ahvâl eyüce hâtırda kalmaz” şeklinde bir uyarı yapılmıştır.

1332 tarihli talimatnamede ise tüm bunlara ek olarak, her birlik kumandanının cerideleri yazmak için ya yaverini ya da bir zabiti görevlendirmesi istenmiştir. Yine görevlendirilen kişi her gün kayıtların altına, aslına uygun oluğunu belirten bir imza atacak ve kumandan da her akşam, bu mümkün değilse sıkça ceridenin içeriğini kontrol ederek imzalayacaktı.

Beşinci madde, hem 1325 hem de 1332 talimatnamesinde, harp ceridesinin bir nüshasının Genelkurmay Başkanlığı’na ait olmak üzere yazılacağı ve doğruca bu başkanlığa gönderileceği şeklinde ifade edilmektedir. Yine diğer nüshanın ise birliğin kendisinde saklanılacağı belirtilmiştir.

1333 Tarihli Talimatname[14]

Bu talimatname 1325 ve 1332 tarihli talimatnamelerden daha geniş ve sistematik bir şekilde hazırlanmıştır. Burada harp cerideleri ile vesaik-i harp dosyalarının düzenlenmesindeki amaç, cerideleri tutmakla görevli olan makam ve birlikler, ceridelerin tutulması, içeriği ve şekli, ceridenin ekleri, vesaik-i harb dosyaları, ceride ve vesaik-i harb dosyalarının kontrolü, ceridelerin kapatılması, ceride ve vesaik-i harb dosyalarının gönderilmesi gibi konular 8 başlık halinde açıklanmıştır.

Buna göre harp cerideleri ve vesaik-i harp dosyalarının düzenlenmesindeki amaç, askerî tarih yazımı ve kumandanlar ile birliklerin, yetenekleri ve faaliyetleri hakkında doğru karar verilebilmesi için elde sağlam kayıtların bulundurulmasıdır. Yine bunlar, cephelerde yaşanan tecrübelerin gözlemlenerek ordunun tam ve eksik yönlerini belirleyip bir takım yeni usul ve kuralların getirilmesinde önem teşkil etmektedir. Talimatnameye göre harp cerideleri, vekâyi’-i harbîyenin sûret-i ceryânını mükemmelen tasvîr edecek ve vesaik-i harbîye dosyaları da emir, rapor, haber, kroki ve harita gibi diğer belgeleri oluşturacaktır.   

Harp ceridelerini ordu, kolordu, fırka/tümen, alay karargâhları, müstahkem mevkiler, mıntıka, önemli müfrezeler, grup kumandanlıkları karargâhları, menzil müfettişlikleri, genel karargâh, harbiye nezareti şubeleri; piyade ve topçu taburları, süvari alayları, makineli tüfek, istihkâm ve sınıf-ı fenniye bölükleri ile bu bölükten daha küçük seyyar teşkilat-ı fenniye; sıhhiye bölükleri, seyyar hastahaneler, katar kumandanlıkları, erzak ve cephane kolları, amele taburları, ekmekçi takımları tutacaktı. Eğer yüksek rütbeli subaylar iki farklı görevi idare ederse, bunlar için ayrı ayrı ceride tutmaları gerekmekteydi.  

Ceridelerin tutulması ve vesaik-i harbiye dosyalarının düzenlenmesi görevi, kumandan veya erkân-ı harp reisi tarafından bir kurmay subaya veya yavere veya bu işi yürütebilecek bir subaya verilebilirdi. Özellikle küçük birliklerde bu görevi kumandanlar yürütecekti. Gerçekleşen olayların zamanla unutulabileceği ve bu da hataya sebep olacağından veya kumandanların ölüm, şehitlik, yaralanma ve görev değişikliği gibi durumları yaşanabileceğinden cerideler günü gününe tutulacaktı. Diğer talimatnamelerde olduğu gibi burada da ceridelerin seferberliğin başlangıcından bitişine kadar tutulacağı ve bunlar kaydı tutan subay tarafından her gün olmak üzere, kumandan veya erkân-ı harp reisi tarafından haftada en az bir defa kontrol edilerek imzalanacaktı.

Harp ceridelerinin aslına uygun tutulması için, vekâyi’n ceryân-ı hâle temâmıyla mutâbık sûrette tasvîri ordu ve vatanın menâfi’î mukteziyâtından ve hakayıkın izhârı dahî nâmus ve şeref-i askerî îcâbâtından olub cerideyi tutan zâbitân ile kumandanlar ve erkân-ı harbîye reisleri tarafından bu cihet bilhassa nazar-ı i’tinâya alınır denilmiştir.

Bundan sonra harp ceridelerinin şekil itibarıyla nasıl olması gerektiği hakkındaki talimat çizelge ile gösterilmiştir. Ayrıca ceridelerin defter şeklinde ve ciltli olması istenilmiştir. Defterin dış kabında, cerideyi tutan birlik, tutulduğu tarih aralığı ve muharebe yeri hakkında bilgiler verilecekti. Bkz. Çizelge III.

Çizelge IV: 1333 Tarihli Talimatnameye Göre Harp Ceridesi Defter Sayfası Örneği: A
Çizelge IV: 1333 Tarihli Talimatnameye Göre Harp Ceridesi Defter Sayfası Örneği: B

Yukarıda örneği verilen sayfalar defterde karşılıklı olarak yer alacak ve böylece defter A ve B yüzü olmak üzere değerlendirilecektir.

Harp ceridelerinin içeriğini oluştururken dikkat edilmesi gereken hususlar da belirtilmiştir. Tümen ve daha üst rütbelerdeki kumandanlar, görüş ve kararlarını mutlaka II. sütuna yazacaklardı. Zira bunların rütbeleri ne kadar yüksek olursa görüş ve kararları da o derece öneme sahipti.

Bu konuda esas olan emir ve raporlar, önemli haberler, üst veya eşit rütbeli komutanlarla yüz yüze veya telefonla yapılan konuşmalar ve kurmay subayla yapılan görüşmeler de kısaca kaydedilecekti.

Emir ve raporların asılları, önemli şifahî görüşmeler, telefon haberleşmeleri, yazılı evrak, vesaik-i harbiye dosyasına koyulacak ve herkes için -kumandanlar bile olsa- bunların imha edilmesi veya kendilerinde alıkonulması yasaktı.

Muharebenin nasıl başladığı ve akışı açık bir şekilde ayrıntısıyla tasvir edilecek olaylar saat ve dakikasıyla yazılacaktı. Muharebenin durumu, ileri karakol düzeni ve diğer güvenlik tedbirleri de krokilerle gösterilecekti.

Övgüye değer olay ve başarılar cerideye kaydedilecek, olayın kahramanı olan birlik numaralarıyla subay veya askerin isimleri de yazılacaktı. Ancak bu olaylar ceridede kısaca bahsedilecek, ayrıntısı ise bir rapor düzenlenerek vesaik-i harbiye dosyasına koyulacaktı. I. sütunda bulunan tecârüb-i harbiyye, yeni usul ve kuralların koyulmasına temel teşkil edeceğinden önemli görülmektedir. Bundan dolayı buraya, savaş esnasında karşılaşılan zorlukların neden kaynaklandığı araştırılarak, elde edilen sonucun her birlik ve subay için bu sütuna yazılması önemli bir görev olarak ifade edilmiştir. Yine bu kısma, savaş sırasında silah, teçhizat, askerî eğitim ve muharebe tarzı hakkında değişiklik ihtiyacı olduğunda, düşman ordusunun yöntem ve kuralları araştırılarak, gerekli sebepler ortaya çıkarılmak üzere uygun görülen değişiklik teklifi yazılacaktı. Eğer bu yazılar VI. sütunda (tecârüb-i harbiyye) çok yer işgal ederse, bu sütuna sadece sonuç yazılıp, ayrıntılı bir raporu vesaik-i harbiyye dosyasına koyulacaktı.

1333 tarihli talimatnameye göre harp ceridelerine eklenecek bir takım çizelgeler mevcuttu. Bu çizelgelerin örnek nüshaları talimatnamenin en sonunda verilmiştir. Bu çizelgeler; 1) Savaş düzeni ve askerî kuvvet haritası ve irtibat hattını gösteren çizelge. 2) Subay muharebe künye çizelgesi. 3) Muharebe zayiat çizelgesi. 4) İaşe ve muharebe kuvvetlerini gösteren çizelge.

Vesaik-i harbiyye dosyaları mümkün olduğu kadar tarih sırasına göre düzenlenecek ve her dosyaya sıra numarası verilecekti. Vesaik-i harbiye dosyası şunlardan oluşmaktaydı: 1) Alınan-verilen emirler ve raporların aslı, şifahî ya da telefonla yapılan görüşmelerin ve önemli haberlerin yazılı kaydı. 2) Muharebe raporları ve çeşitli birliklerin ayrıca harp çalışmalarına dair özel raporlar. 3) Planları, muharebe durumunu ile ileri karakol düzenini gösteren harita ve krokiler, menazir krokiler (derinlik çizimi?), savaş alanlarıyla diğer önemli mevkilerin uçak ve balon ile havadan veya uygun bir noktadan alınan fotoğrafları. 4) Övgüye değer olay ve başarıların, birlik tarafından ya da yalnız subaylar tarafından sunulan harp tecrübelerine dair ayrıntılı raporlar. 5) Kendilerince verilmiş ya da şehit olup üzerinde bulunmuş ve eğer önemli görülürse, subay ve astsubayların özel olarak çizdikleri krokiler, fotoğraflar ve hatıra defterleri. 6) Dosyada bulunan belgelerin her birinin özeti ile dosya içerisindeki numarasını gösteren fihrist.

Her üst rütbeli kendi emir ve komutası altında tutturduğu harp cerideleri ile vesaik-i harbiyye dosyalarının talimatnamelere uygun olup olmadığını, ceride ve dosyaları ara sıra talep ederek bizzat kontrol edecek veya bir subayı göndererek ceride ve dosyaları yerlerinde kontrol ettirecekti. Eğer kendisi ceride ve dosyaları istetmiş ise kontrolden sonra yerlerine iade edecekti. Kontrol sonucunda görülen hatalar düzeltilecek ve noksanlar tamamlanacaktı. Önemli bir ihmal ve mükerrer hata görülürse sorumluları cezalandırılacaktı.

Harp cerideleri askerî harekât devirlerinin sonunda ve bunlar olmadığı zaman Mart, Haziran, Eylül ve Ekim ayları sonunda kapatılır ve ceridenin nerede ve ne zaman kapatıldığı altına yazılarak kumandan tarafından imzalanırdı.

Savaş yeri her değiştiğinde mutlaka yeni harp ceridesi tutulurdu.                  

Kapatılan cerideler kendilerine ait vesaik-i harbiyye dosyalarıyla birlikte gizli zarflar içinde bir nüshası doğruca Genelkurmay Başkanlığı (Karargâh-ı Umumi) Harp Tarihi Şubesi’ne gönderilir ve diğer nüsha birliğin kendisinde bırakılırdı. Bunların asılları, birliğin kendisinde kalması ve onaylı nüshanın Harp Tarihi Şubesi’ne gönderilmesi de uygun görülmüştür. Ancak ceride ve dosyaların yangın, kaybolma ve düşman eline geçme gibi risklere karşı tedbir alınması gerektiği vurgulanmıştır. Eğer savaş sırasında ceride ve dosyaların kopyasını çıkarmak mümkün olmazsa, asılları mutlaka Harp Tarihi Şubesi’ne gönderilecek ve ancak savaş sonunda gerekirse şubeye bir subay gönderilerek kopya edilebilecekti.                        

Görüldüğü gibi harp ceridelerinin tutulması zamanla ve tecrübeyle değişime uğramıştır. Kanaatimizce, özellikle Birinci Dünya Savaşı başlangıcıyla tutulan ceridelerde görülen eksikliler karşısında daha kapsamlı olmak üzere 1333/1917 tarihinde yeni bir talimatname yayınlanarak ceridelerin tutulması işine önem verilmiştir.

Bütün bunlarla birlikte harp ceridelerin yazımı konusu Çanakkale Muharebeleri devam ederken, ceridelere de yansımıştır. Özellikle 19. Tümen Kumandanı Mehmet Şefik Bey, ceridelere yansıyacak olan raporların yazımı konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini 2 Ekim 1915 tarihinde 27. Alay Kumandanı’na şu şekilde ifade etmiştir:

Fırka Karârgâhından

19/7/331 [2 Ekim 1915]

Fırka Emri

27. Alây Kumândânlığı’na

1- Zâyi‘ât cedvelleriyle hâssaten sabah ve akşam raporları evkât-ı lâzimesinde gönderilmemektedir. Her gün geç rapor göndermeyi i‘tiyâd edinen kıt‘aların bu hâlden sarf-ı nazar ederek vakt-i mu‘ayyeninde raporlarını ya tahrîren veya telefonla derhâl fırkaya irsâl etmelidirler.

2- Raporlarda vukû‘ât bazen kapalı geçiliyor. Bu sebeple her def‘anın netîcesi hakkında ve fırkaca kat‘î bir karâr verilemiyor. Ale’l-ekser birkaç def‘a telefonla istîzâh-ı keyfîyete lüzûm görülmektedir. Binâen‘aleyh muhârebe raporlarında bildirilen mevâdın hangi sâ‘atte ve öğleden evvel veya sonra yazıldığı sûret-i mahsûsada kayd ve işâret edilmelidir. Vukû‘ât sarîh ve kısa ve netîceli yazılmalıdır. Bu bâbda seferber nizâmnâmesinin (61-69) (96-108)’inci maddelerinin mütâla‘asıyla berâber raporların tarz-ı tahrîrinde mevâd-ı âtîyenin nazar-ı dikkâtte bulundurulması şâyân-ı teveccühtür.

a) Vaz‘îyetin tebeddül edip etmediği;

b) Sağ ve solundaki dost kıta‘ât ile düşmana dâir meşhûdât ve ma‘lûmât;

c) Düşmanın bize ve bizim düşmana suver-i muhtelife ile icrâ edilen tesîrât ve tahrîbât;

d) Hâlen cephede ve cenâhlarda cereyân eden ahvâl.

3- Aynı vak‘a hakkında raporlarda gösterilen zamanların muhtelif menâbi‘den gelenleri birbirini tutmuyor bunun için her gün zevâl vakti sâ‘atlerin fırka karârgâhında ‘ayâr edilmesi ve her vak‘anın baş ve nihâyet zamanlarının doğru olması lâzımdır.

4- Topçu raporları sûret-i umûmîyede vaktinden pek çok zaman sonra verilmekle berâber raporlarda münderîc mevâd ekseriyâ mübhem ve kapalı geçmektedir. Topçular tekmîl icrâât ve meşhûdâtlarını dikkâtle zamanıyla fırkaya yetiştirebilecek sûrette raporlarını yazmalıdırlar.

19. Fırka Kumandânı

Kâ’im-makâm Mehmed Şefik

Talimatnameler ve Çanakkale Muharebeleri’nde Tutulan Harp Cerideleri

            Bu kısımda Çanakkale Muharebeleri sırasında tutulan 19. Tümen, 26. Alay, 27. Alay, 57. Alay, Jandarma Taburları ve 5. Topçu Alayı’nın tuttuğu harp ceridelerinin 1325 tarihli talimatnameye uygun olup olmadığını, ceridelerden verdiğimiz örneklerle değerlendirmeye çalışacağız.

            Genel olarak 19. Tümen, 26., 27., ve 57. Alaylara ait harp ceridelerinin 1325 tarihli talimatnameye uygun olarak hazırlandığını söyleyebiliriz. Talimatnamede istenen ceride cildinin sağ taraf yüzüne ceridenin hangi tarihlerde yazıldığı ve hangi birliğe ait olduğu 19. Tümen,[15] 27. Alay,[16] 57. Alay,[17] Beyoğlu[18] ve Kale-i Sultaniye Seyyar Jandarma Taburu[19] ceridelerinde de belirtilmiştir. (Resim I ve II).

            Yine bu cerideler şekil olarak 1325 tarihli talimatnameye uygun yazılmıştır. 19. Tümen, 26., 27., ve 57. Alaylar ile Jandarma Taburları cerideleri çizelge üzerinde sağdan sola doğru tarih-saat-dakika, ikamet mahalleri, vukuat ve mülahazat şeklinde sıralanmıştır. Ancak 5. Topçu Alayı’nın kaydedildiği harp ceridesi, şekil olarak 1333 tarihli nizamnameye uygun olduğu görülmüştür. Bu ceride içerisindeki bilgiler 21 Teşrin-i Evvel [1]330/3 Kasım 1914 tarihli İngiliz ve Fransızların gemileriyle Çanakkale Boğazı önünde yaptığı taarruz bombardımanı ile başlayıp, 20 Mart [1]331/2 Nisan 1915 tarihine kadarki olayları içerir. Görüldüğü gibi ceridenin yazıldığı tarih aralığı ile 1333 talimatnamesinin tarihi birbirini tutmamaktadır. Dolayısıyla bu ceridenin yazıldıktan sonra 1333 tarihli talimatnamedeki çizelgeye uygun olarak temize çekildiği kanaatindeyiz. Zira ceride 1333 talimatnamesinin verdiği sütun konularına uygun olarak yazılmamıştır. (Örnek sayfa için bkz. Resim III)      

            Bu harp cerideleri içerisinde alınan-verilen emirler, taburlardan alınan raporlar ve talimatname de istenen çizelgeler de bulunmaktadır. Emir ve raporların geldiği tarih, nereden geldiği, kime gönderildiği ve gönderen kişinin rütbesi ile birlikte adı da mevcuttu.

27. Alay harp ceridesinde, 27. Alay Kumandanı Mehmed Şefik Bey, tabi olduğu 19. Fırka/Tümen Kumandanlığına gönderdiği raporu buna örnek verebiliriz:

24/4/331 [7 Temmuz 1915]

Sâ‛at 2’den sonra [14.00]

19. Fırka Kumândânlığı’na

1- Vaz‛iyette tebeddül yoktur.

2- Düşman tarafından kable’z-zevâl sâ‛at 7 [07.00] raddelerinde endâht edilen iki 10,5’luk top mermisinden birisi 21 numrolu siperin hâricinde infilâk edip ve diğeri siperin ön şîvini yıkarak arka şîve saplandığı ve başkaca bir zarar îrâs etmediği.

3- 25 numrolu sipere düşman ara sıra bomba endâht etmekte ise de bomba ile mukâbele edildiği ma‛rûzdur.

27. Alây Kumândânı

Kâ’im-makâm Mehmed Şefik

            Yine 27. Alay tarafından alınan bir emrin aynen 27. Alay harp ceridesine kaydedildiğine dair, 19. Fırka’nın emir suretini örnek gösterebiliriz:

[Arıburnu] Bombasırtı

18-19/Ağustos/331 [31 Ağustos-1Eylül 1915]

Sâ‘at 12.30 evvel [00.30]

Fırka kumândânlığından emr-i âtî alındı:

Sûret

1- Şimâl Grubu’nun Arıburnu Muhârebe cephesindeki kıta‘âtı sağ cenâh mıntıkası nâmıyla 2 mıntıkaya taksîm edilmişti.

2- Sağ Cenâh Mıntıkası Kumândânlığı Mîralây Yakup Şevki Bey Sol Cenâh Mıntıkası Kumândânlığı’nı Mîralây Refet Bey îfâ edecektir.

3- Bu taksîmâta nazaran tanzîm kılınan tertîb-i harb ile kroki merbûttur. Bi’l-âhire verilecek emrle 16. Fırka’dan 1 alây sağ cenâh mıntıkasına verilecektir.

4- Mıntıka kumândânları harekât-ı harbîyeyi idâre edecek ve ma‘îyetlerine yalnız 1 erkân-ı harbîye hey’eti bulunacaktır. Bu hey’et 1 erkân-ı harbîye re’isiyle 1 mülhak bir yâver 2 emr zâbitinden ve mikdâr-ı kâfî yazıcılardan ‘ibâret olacaktır.

5- İdâre ve erzak naklîyâtıyla cephâne ikmâli umûr-ı sıhhîye ve umûr-ı baytarîye kemâfî’s-sâbık grubca tedvîr olunacak ve nikât-i mıntıka kumândânları emr ve kumândaları tahtında bulunan kıta‘âtın bu gibi husûsâtını teftîş ve tedkîk ile kendilerine evâmir-i lâzime i‘tâsında hâiz-i salâhîyet bulunacaklardır.

6- Mıntıka kumândânlarının mu‘âmelât-ı zâtîyeye müte‘allik husûsât ile iştigâlinde ve erkân-ı harbîyesinin buna ‘âid kuyûdât-ı esâsîyeyi tutmasına lüzum olmayıp bu husûs grub ve fırkalarla müstakil cüz’-i tâmmlar tarafından îfâ olunacaktır.

7- Taltîf ve cezâya müte‘allik husûsât mıntıka kumândânları tarafından tasdîk ve inhâ olunmadan grubca mevki‘-i mu‘âmeleye konulmayacaktır. 

            Kumandanların muharebeye tesiri olan durumları harp ceridelerinin mülahazat kısımlarına yazmaları talimatnamelerde istenilen bir husustur. Buna binaen aşağıdaki örnekte 27. Alay Kumandanı Kaymakam Mehmed Şefik Bey muharebe esnasında, yapmış olduğu bir takım askeri harekât değişikliklerini ve bunun muharebeye tesirini aktarmaktadır:  

Mülâhâzat: Bizi ve 57. Alây’ı pek ziyâde lâ-yu’add bombalarıyla ızrâr eden (s) siperi, kendi siperlerimize yakın olduğu için toplarımız bu sipere endâht edemezlerdi. Düşman topçusu da bu siperin karşısındaki siperlerimize endâht edemezdi. Fakat pek müdhiş ve nâ-mütenâhi bombalarıyla bizi pek ızrâr ederdi. Bu siperin yandan ateş altına alınması için 16. Fırka topçularını Kırmızı veya Kanlısırt’tın münasip bir noktasına bir top yerleştirip ateş açmalarını 4 Haziran 331 [17 Haziran 1915] tarihiyle Fırka Kumandanlığı’na arz etmiştim. Galiba 16. Fırka topçuları ileri siperlere top koymaya cesaret edemediler olacak ki müraca’atımız semeredâr olamadı. Mes’uliyyeti üzerime alarak düşmana seksen adım bile mesafesi olmayan bizim 21 numrolu sipere bir cebel topu yerleştirmeye karar verdim ve Fırka Kumandanı Bey’den şifahen taleb ve ricâ ettim, is’âf buyurdular. Tam 21 numrolu sipere, yüzü düşmanın (s) siperine müteveccih olmak üzere yerleştirdim. Mevzi’ini (r) siperine ve Yükseksırt’ındaki toplara ve Kırmızısırt garbındaki düşman toplarına karşı masûn olacak bir vaz’îyette mermisini ihzâr ettirdim. Mestûr yolu biraz genişleterek topu getirttim. Bu mevzi’e koydurdum. Bu top, (s) siperini oldukça hâ’ilen ateş altına alacak bir vaz’îyet almıştır. Galiba bu topun ateşi düşmanı çok ürkütmüş ve zarar-dîde etmiş olacak ki 22 Haziran 331’de [5 Temmuz 1915] ağır, hafif ne kadar topu varsa bizim bu topun üzerine çevirdi. Devamlı ve kesif bir ateş açtı. Vakı’a topumuza bî-inâyetullâh bir zarar gelmedi ama bi’l-hassâ düşmanın obüsleri bizim siperleri berbâd etti ve bizim topçular da temâşa etti. Hülâsa birkaç günler bu topu, (s) siperine kullandık ve epeyce onların canını (250 metre mesâfe belki yoktur) yaktık; fakat düşmanın topçuları, bi’l-hassâ obüsleri bizi mutâzarrır ettiğinden bu topu muvakkatan endaht ettik; çünkü bizim asker de bu toptan müştekî oldu.         

Sonuç olarak, verilen talimatnameler ile bir şekilde muntazaman tutulması istenen cerideler tarih araştırmaları için büyük önem taşımaktadır. Girişilen muharebelerden saat saat gelen raporlar neticesinde oluşturulan cerideler askeri tarih yazımı için birinci el kaynak durumundadır. Muharebelerin seyri ve bu muharebelerde şehit, yaralı, kaybedilen hayvan ve sarf edilen malzeme hakkında bilgilere ceridelerden ulaşılabilmektedir.

Çanakkale muharebelerinde tutulan cerideler 1325 tarihli talimatnameye göre düzenlenmiştir. Gerek talimatnamelerden gerekse verilen emirlerden anlaşıldığına göre savaşlarda ceride tutulması işine önem verilmiş[20], hatta Birinci Dünya Savaşı devam ederken iki harp ceridesi talimatnamesi yayınlandığı görülmüştür. 1332 ve 1333 tarihli talimatnamelerin savaş başlangıcından itibaren gönderilen ceridelerdeki eksikler göz önüne alınarak hazırlandığı kanaatindeyiz.

I. Dünya Harbi’nde, Balkan Savaşları’na nazaran harp cerideleri daha sağlıklı bir şekilde kaydedilmiştir. Ancak Birinci Dünya Harbinde tutulan ceridelerin de tamamı Genelkurmay Arşivi’ne gönderilememiştir. Bunlardan Çanakkale, Irak ve Kafkas Cepheleri’nde tutulan cerideler en nizamî olanlarıdır.[21] Bütün bunlara rağmen Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı’nda (ATASE) pek çok birliğin harp cerideleri çalışılmaya muhtaçtır.

KAYNAKÇA

Arşiv Belgeleri:

ATASE, ATA.ZB-41-001-001-001a.

ATASE, BDH-4836-57(H-6)-H9-001

ATASE, BDH-5338-H-4105-H10-001.

ATASE, BDH-5384-H10-001

ATASE, BDH-5775-H1-4(H1)-001-001

ATASE, BDH-5775-H.1-H.2-(H2)-001

Basılı Eserler:

 “Harb Cerideleri” ile “Vesâik-i Harbîye Dosyaları” Hakkında Talimatname, Matbaa-i Askeriyye, İstanbul, 1333.

“Harb Ceridesi”nin Suret-i Tanzim ve Tahririne Dair Talimatname, Matbaa-i Askeriyye, 1325.

 “Harb Ceridesi”nin Suret-i Tanzim ve Tahririne Dair Talimatname, Matbaa-i Askeriyye, İstanbul, 1332.

ÇAVUŞ, Remzi, “Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı’nın Kaynakları: Harp Cerideleri”, Akademik Araştırmalar Dergisi, Sayı 65, Yıl 2015, s. 107-120.

DEVELİOĞLU, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Aydın Kitabevi, Baskı 24, Ankara, 2007.

Erkân-ı Harbîye Vezâifi Notları, Matbaa-i Askeriyye, İstanbul, 1328.

MERCAN, Mehmet, “Tarih Kaynağı Olarak Harb Cerideleri”, Tarih Dergisi, Sayı 46/2007, İstanbul 2009, s. 273-292.

MERCAN, Mehmet, Harb Ceridesi (1-İtalya ve Osmanlı Muharebesi, 1328 – 2-Balkan Harbi 1328), İstanbul 1993, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

PAKALIN, M. Zeki, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1946.

SEZER, Recep, Yemen Vazat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesinin Transkripsiyon ve Değerlendirmesi, Çankırı 2015, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, C. III, Kısım 6, (1908-1920), 1. Kitap, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1971.

UCA, Alaattin, “Stange Müfrezesi’nin Harp Ceridesine Göre Kafkas Cephesi’nde Dr. Bahaeddin Şakir”, KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, Sayı 13, Yıl 2011, s. 125-131 

YALÇIN, Hatice, Harp Ceridesi (I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi), Tokat 2008, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Resim I: 19. Tümen Harp Ceridesinin Cilt Kapağı (ATASE, ATA.ZB-41-001-001-001a.)

Resim II: 57. Alay Harp Ceridesinin Cilt Kapağı (ATASE, BDH-5384-H10-001)

Resim III: 5. Topçu Alayı Zabıt Ceridesi Sayfası Örneği.

Resim IV: 26. Alay Harp Ceridesi Kroki Örneği. (ATASE, BDH-5337-H8-1-18)

Resim V: 19. Tümen Harp Ceridesi Harita Örneği. (ATASE, ATA-ZB-41-002-002-002)

Resim VI: 27. Alay Harp Ceridesi Günlük Zayiat Çizelgesi. (Belgenin sol üst tarafında mülahazat kısmında) (ATASE, BDH-5338-H19-105-H19-001-10)

Resim VII: 26. Alay Harp Ceridesi Bir Mıntıkaya Ait Kuvvetleri Gösterir Çizelge Örneği. (ATASE, BDH-5337-H12-1-10)

[1] Ferit Develioğlu, “Ceride”, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Aydın Kitabevi, Baskı 24, Ankara, 2007, s. 135.

[2] M. Zeki Pakalın, “Ceride”, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1946, s. 281.

[3] Alaattin Uca, “Stange Müfrezesi’nin Harp Ceridesine Göre Kafkas Cephesi’nde Dr. Bahaeddin Şakir”, KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, Sayı 13, Yıl 2011, s. 125. 

[4] Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, C. III, Kısım 6, (1908-1920), 1. Kitap, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1971, s. 326.

[5] Mehmet Mercan, “Tarih Kaynağı Olarak Harb Cerideleri”, Tarih Dergisi, Sayı 46/2007, İstanbul 2009, s. 275.

[6] Bu konuda Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi adlı eser, belirli bir tarih vermeksizin Osmanlı Ordusu’nda Alman etkisinin başladığı dönemden itibaren, harp ceridelerinin tutulmasının bir ödev haline geldiğini belirtmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, s. 326.

[7] Remzi Çavuş, “Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı’nın Kaynakları: Harp Cerideleri”, Akademik Araştırmalar Dergisi, Sayı 65, Yıl 2015, s. 107; Recep Sezer, Yemen Vazat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesinin Transkripsiyon ve Değerlendirmesi, 2015, Çankırı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, s. 9; Hatice Yalçın, Harp Ceridesi (I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi), 2008, Tokat, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, s. 12. 

[8] Mehmet Mercan, Harb Ceridesi (1-İtalya ve Osmanlı Muharebesi, 1328 – 2-Balkan Harbi 1328), Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

[9] Tespit edebildiğimiz; Mehmet Mercan, agt.; Hatice Yalçın, agt.; Recep Sezer, agt.; Hakan Başer, Yemen Vazat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesinin Transkripsiyon ve Değerlendirmesi, 2014, Çankırı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi; Cihangir Coşkunoğlu,  Yemen Vazat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesinin Transkripsiyon ve Değerlendirmesi, 2015, Çankırı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

[10] Yüzbaşı Naci, Balkan Savaşı’nda Edirne Kuşatması’na ait Harp Ceridesi, (Çev: Hülya Toker), Alfa Yayınları, İstanbul, 2012; Çanakkale Muharebeleri’nde 19’uncu Tümen Cerideleri I – II, Genelkurmay Basımevi, 2015, Ankara; Murat Karataş, Barış Borlat, Harp Ceridelerine Göre Çanakkale Savaşları’nda 27. Alay I, Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017, Ankara. Karataş ve Borlat, 27. Alay’a ait çalışmalarının II ve III. ciltlerini yayına hazırlamaktadırlar.    

[11] 1327 tarihli talimatname için bkz: http://kutuphane.atauni.edu.tr/yordambt/yordam.php

[12] “Harb Ceridesi”nin Suret-i Tanzim ve Tahririne Dair Talimatname, Matbaa-i Askeriyye, 1325.

[13] “Harb Ceridesi”nin Suret-i Tanzim ve Tahririne Dair Talimatname, Matbaa-i Askeriyye, İstanbul, 1332.

[14] “Harb Cerideleri” ile “Vesâik-i Harbîye Dosyaları” Hakkında Talimatname, Matbaa-i Askeriyye, İstanbul, 1333.

[15] ATASE, ATA.ZB-41-001-001-001a.

[16] ATASE, BDH-4836-57(H-6)-H9-001;ATASE, BDH-5338-H-4105-H10-001.

[17] ATASE, BDH-5384-H10-001

[18] ATASE, BDH-5775-H1-4(H1)-001-001

[19] ATASE, BDH-5775-H.1-H.2-(H2)-001

[20] Harp ceridelerinin tutulmasına dair, Erkân-ı Harbîye Vezâifi Notları adlı eserde harp ceridesinin tutulması subayların görevleri arasında gösterilmiştir. Erkân-ı Harbîye Vezâifi Notları, Matbaa-i Askeriyye, İstanbul, 1328, s.7.

[21] Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, s. 329.

Ayrıca Kontrol Et

14 Temmuz 1942 Atılay Denizaltı Faciası

Yayına Hazırlayan: Göktuğ Küçükçoban Atılay Denizaltısı[1], 14 Temmuz 1942 tarihinde saat 6.25’de kendisine verilen vazifeyi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir