Pazar , Ağustos 9 2020
Anasayfa / Köşe Yazıları / Tarih Olurken Tarih Yazıldı!

Tarih Olurken Tarih Yazıldı!

Yazmak, “Söz ve düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak”, “yazı ile anlatmak, yazıya dökmek”, “yazı ile bildirmek, haber vermek”, “bir bilim ya da edebiyat eseri oluşturmak”, “kaydetmek” ve belki de en önemlisi “insanın geleceğini belirlemek”

            Çanakkale, savaşan her iki tarafın üzerine titrediği coğrafya…Cihan Harbi’nin kritik cephesi; Doğu’nun ve Batı’nın bir kez daha kavga ettiği tarihi nokta…Ve en nihayetinde üzerine yazılan binlerce nüsha.

            Tarih yazımında Çanakkale Savaşları konusu “insanın geleceğini belirlemek” bakımından düşünüldüğünde 20. Yüzyıl batı tarih yazımının tarihsel gerçekçiliğinin etkisinde kalmış; savaşın başladığı yıldan itibaren bilimin, sanayileşmenin, özgürlüğün ve küreselleşmenin yansımalarını bünyesinde toplamıştır. Cihan Harbi’ne dair tarih yazımında etkin bir yere sahip olan bu kavramların hedefinde ise savaş coğrafyasını milli duygu, düşünce, birlik ve beraberlik çatısı altında birleştirmek ve en önemlisi Türk tarih yazımına da etki eden Türk coğrafyasının yaşadığı buhrandan çıkış yolunun aranması bulunmaktadır. Bu noktada çıkış yolu aranmasının arkasında yatan güce bakıldığında ateşli silahlar kadar öneme sahip olan “yazmak” ve bunu gerçekleştirmek için çaba gösteren Türk yazarlarının dikkat çeken fedakârlıkları görülmektedir.

            Henüz Cihan Harbi’nin başladığı esnada Türk coğrafyasında yazmak, “yazı ile bildirmek, haber vermek” amacıyla gazete sayfalarında kamuoyuyla buluşmuş; merakın giderilmesinin yanında kamuoyunun ayakta durması da hedeflenmiştir. Nitekim yaşanan güçlüklerin birlikte üstesinden gelineceği hissettirilmek istenmiştir. Yoğun çabalar harcanarak birlik-beraberlik zinciri güçlü tutulmaya çalışılmıştır. Ancak okumak kadar görmenin de toplumun birlikte hareket etmesine ve direnç göstermesine olanak sağlayacağı da ön görülmüştür. Kazanılan Türk başarılarının kamuoyuna görseller ile aktarılması gerekmektedir. Bu bakımdan devrin teknolojik imkanları kullanılarak görsel özellikleri ön plana çıkarılmış ürünler meydana getirilmeye başlanmıştır. Gazeteler ve dergiler daha fazla görsele sahip ve titiz yazılar ile halkın karşısına çıkarılırken bunlara ek olarak Harb-i Umumi Panoraması örneğinde de görüleceği gibi yeni atılımlarla propaganda faaliyetlerine de hız verilmiştir. Uygulanan bu yöntem sayesinde kamuoyunun ferahlatılmasının yanı sıra düşmana korku verilmesi de hedeflenmiştir. Her yönüyle Çanakkale Savaşları, Cihan Harbi’nde özel bir yere sahiptir.

            Çanakkale Cephesi’ne dair sayısız nüsha ve görsel ortaya çıkarılmıştır. Savaşlar esnasındaki basım-yayım faaliyetleri sürecin ne kadar hızlı ve üretken biçimde gerçekleştiğinin kanıtıdır. Ancak gelecektekilerin de savaşa dair fikirlerinin olması için yaşanılanların silinmemesi gerekmektedir. Konu bir kez daha yazıma gelmiştir ve bu kez “kaydetmek” için…

            Yıl 1917. Henüz Cihan Harbi sonlanmamıştır. Ancak 1916’nın Ocak ayında büyük bir başarı elde edilmiş ve Çanakkale Cephesi’nde düşmana geçiş izni verilmemiştir.Savaşın getirisi olan yıpranmışlığı hafifletmeye çalışmak zor olsa da yaşanılanların geleceğe kaydedilmesi de gerekmiştir. Üstelik gelecekte bir daha büyük bir savaşın olmayacağının da garantisi yoktur. Bu yüzden Çanakkale’de yaşanılanların geleceğe aktarılması için Yusuf İzzet Met ile başlayan Çanakkale Savaşları tarih yazımı aynı döneme denk gelen Harp Tarihi Şubesi’nin kuruluşuyla atağa geçmiştir. Artık savaşı kazananlar tarihi bir kez daha “yazmaya” başlamıştır…Mustafa Kemal, Yarbay Hayri, Binbaşı Burhaneddin, Yüzbaşı Celaleddin ve daha niceleri.

            Çanakkale Savaşları’na dair kaleme alınan tüm verilerin sonraki süreçte tarih felsefesi yol göstericiliğiyle bol miktarda “bilim ya da edebiyat eseri” oluşmasına imkân sağladığına kuşku yoktur…

            Peki ya bu günler de merak edileni okuma isteği nasıl seyrediyor?

            Aslında “okumamak” demek daha güzel olur. Ya da evde kapalı kaldığın halde okumamak! Merak edileni araştırmadan ve kulaktan dolma bilgilerle öğrendiğini sanmak. En kötüsü bununla yetinmek. İnanmak istediğine körü körüne bağlanmak ve üşengeçlik yapıp doğrunun peşinden koşmamak…

            Bu bağlamda şimdi harekete geçip Çanakkale Savaşları hakkında son yıllarda yazılan “nitelikli” eserlerin okunmasıyla yanlışların doğruya evrileceğini ve bunu uygulamak için ise bugünler de bol vaktinizin olduğunu düşünüyorum.

            “Çanakkale Savaşları tarih yazımı; tarihin oluştuğu esnada başlamıştır.”

            İyi Okumalar!

Ayrıca Kontrol Et

SON POSTAL İZİ!

            105 yıl önce 3 Haziran 1915’te Çanakkale’de yaşadıkları hayal kırıklıklarından kurtulmak isteyen İtilaf Devletleri’nin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir