Cumartesi , Eylül 26 2020
Anasayfa / Kütüphane / Kitaplar / Anı Hatıra / Gelibolu Günlükleri

Gelibolu Günlükleri

Jonatan King, Gelibolu Günlükleri, çev. Ali Önsan, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017

Kitap Adı: Gelibolu Günlükleri

Yazarı: Jonatan King

Basım Yılı:2017

Baskı: 3.Baskı

Sayfa Sayısı: 417

Cilt Tipi: Karton

Dil: Türkçe

Yayına Hazırlayan; Nevim Arıkan

Gelibolu Günlükleri; 240 gün süren Çanakkale Muhaberleri’nin gün gün anlatıldığı er, subayların Avustralya Savaş Tarihi Arşivi’ndeki günlük ve mektuplarından faydalanılarak Anzakların Gelibolu’da yaşadıklarını aktarmıştır. Yazarı bu kitaba yazmaya teşvik eden; tahliyeden sonra Çanakkale’den evlerine dönebilen “Son Anzakların” hikâyelerini dinlemek olmuştur. Yazar, Son Anzaklarla konuşma fırsatı yakalamış ve geçen konuşmalardan sonra şu çıkarımda bulunmuştur:

“            Onlar 100 yaşını geçmiş olabilirlerdi ama hepsi bize tek bir mesaj iletmek istiyordu. “Gelibolu büyük bir hataydı” ve şimdi olsa savaşmak için asla gönüllü olmazlardı.”

Gelibolu Günlükleri adlı kitap 10 bölüm altında toplanmıştır. Bu bölümlerin başlıkları şu şekildedir. Çıkarma, 25 Nisan 1915, Çıkarma Sonrası İlk Günler, 26-30 Nisan 1915, Ölüleri Gömmek, Mayıs 1915, Seddülbahir’de Kıyamet Kopuyor, Haziran 1915, İsyan Sözleri, Temmuz 1915, Kuzuları Kanlısırt ve Cesarettepe’de Kurban Etmek, Ağustos 1915, Murdoch Felaketi İfşa Ediyor, Türklerle Yemek Takası, Ekim 1915, Lord Kitchener Askerleri Ziyaret Ediyor, Kasım 1915, Onurla Geri Çekilmek, Aralık 1915 adı altında okuyucuya bilgi verilmiştir. Son olarak verilen ekler kısmında kitapta kullanılan rütbeler ve kısaltmalar hakkında bilgi verilmiş ayrıca önemli subayların kim olduğuna dair bilgilerin yanı sıra bir onur listesi vardır.

Anzaklar, 25 Nisan 1915 günü saatler gece yarısını gösterdiğinde tarihi randevularına doğru teknelerle yola koyulmuşlardır. Karaya çıkan ilk grup Avustralya Tugayı olarak bilinen 3’üncü Tugay’dır. Kıyıdan yaklaşık 15 metre uzakta karaya oturmuş tekneler sebebiyle kıyıya yürüyerek çıkmaları emredilen Anzaklar kıyıya çıktıkları andan itibaren sarp tepeler ve çetrefilli dere yataklarıyla karşılaştılar ki, kafa karıştırıcı çukurlarla kaplı bu çalılıklar onların ilk muharebe alanlarıydı. “Onlar dünyanın en iyi eğitilmiş birlikleri için bile imkânsız olan bir görev ile karşı karşıya kalmışlardır.”

Gelibolu; sadece 14 yıl önce ulus olan Avustralyalıların katıldığı ilk uluslar arası savaştır. 25 Nisan günü “Siper kazın ve Türk hücumuna karşı bütün hazırlıkları tamamlayın. Geri çekilmek yok. Geri çekilmektense herkes kendi çukurunda ölecek!” emri ile bölgeye tutunmayı başarmış fakat muharebelerin ilerleyen zamanlarında olağanüstü bir başarı elde edememişlerdir.

Kitaptan karşılıklı siper muharebelerinin getirdiği zor şartlara değinilmiştir. Anzakların coğrafi şartlara ve ortama alışması uzun ve zorlu bir yolculuk olmuştur. Albay Monash karısına yazdığı bir mektupta bunu açıkça dile getirmiştir. “…çocuklar haftalardır sefalet ve pislik içindeler ve yağmur altında yaşıyorlar. Çoğu paçavralar içinde yine de gülüyor, şakalaşıyorlar, ta ki yarın siperde korkunç sıra kendilerine gelene kadar…” Erlerin günlüklerinden çıkarımlarla onların Gelibolu’da sıklıkla sığır eti konservesi yedikleri ve bisküvi tükettiklerini ve Gelibolu’da yaşadıkları su sıkıntısına değinilmiştir. Pazar günleri Anzaklar için dini bir gün olması ile birlikte bu günlerde muharebeden arta kalan zamanlarda üzerinden geçen kurşunlara rağmen ülkelerinde bile bu kadar etkilenmedikleri büyük ayinler yapıldığını günlüklerinde kaleme almışlardır.

19 Mayıs taaruzuyla kayıpların her iki tarafta da fazlalaşıp muharebe alanına yığılmasıyla ortaya çıkan kötü koku ve sineklerin cesetlerin üzerinde verdikleri ziyafetin askerlerin hastalıklarına neden olması sebebi ile 24 Mayıs günü yapılan ateşkes sayesinde askerlerin bir nebzede olsa savaşa ara vermeleri ve dinlenmeye fırsat bulduğunu Charles Bean notlarında kayda almıştır.

Ekim ayında Türklerin ve Anzakların yemek takası yaptıklarına dair bulgular Üstteğmen Cozens’in günlüğüne yansımıştır:

“Gün içinde yiyecekleri karşılıklı olarak siperlerin çıkıntısına koyuyor ve gösteriyorduk. Bu sabahın ilk saatlerinde Türklerle bizim arkadaşlar arasında sıra dışı bir dostlukla değiş tokuş yapıldı. Bizim çocuklardan bazıları doğruca düşman siperlerine gidip konserve, reçel, sigara ve benzeri şeyleri takas ettiler. Yapılanlar her şeyiyle çok güzeldi ve buradaki savaşın ne kadar gereksiz olduğunu gösteriyordu.”

Gelibolu’da yaşanan 240 günlük macera sonunda tahliye kararı ile Anzaklar Aralık 1915 günü Gelibolu’ya veda ettiler. Yüzbaşı Bill Knox’un 1916 yılı Ock ayında Mısır’da sakin bir ortamda yaptığı gözlemler, Anzaklar adına söylenecek son sözler olmuştur.

“Anzak’ı tahliye etmek kesinlikle bir yenilgi değildi, orada bir zafer kazanmayacağımız belli olmuştu. Türklerin büyük ve yeni topları bize CEHENNEM’i yaşatıyordu. Kuşkusuz pek çok zavallı arkadaşımızı oraya gömerek ayrıldık. Muhteşem çocuklardı ama Çanakkale’de imkansızı başarmaya kalkıştık ve duyduğumuza göre Türkler, Tahliye Günü’nü ulusal bayram ilan etmeyi düşünüyorlarmış. Dilerim yaparlar, onlar layıkıyla ve dürüstçe savaştılar; zaferlerinin çok güzel bir hikayesini artık yazabilirler”

Ayrıca Kontrol Et

M. Demir Erman, Harp Madalyası-The Turkish War Medal, Denizler Kitabevi, İstanbul, 2012.

Kitap Adı: Harp Madalyası (The Turkish War Medal) Kitabın Yazarı: M. Demir Erman Basım Yeri: İstanbul Basım Yılı: 2012 …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir