Pazartesi , Eylül 21 2020

Conkbayırı Muharebeleri

“İngilizlerin “Anzak Planı” diye isimlendirdikleri Arıburnu-Anafartalar Harekâtı’nın can alıcı noktası ve ağırlık merkezi, Arıburnu üssünden Conkbayırı-Kocaçimen hattına yöneltilen kuşatıcı taarruz hareketiydi. 6 Ağustos 1915 günü akşama doğru Kanlısırt’a yapılan taarruzla Türk Komutanlığı’nın bütün dikkati buraya yoğunlaşmışken, Müttefik Ordu Komutanı General Hamilton esas planı uygulamaya soktu”

İtilaf kuvvetleri komutanı General Hamilton, Kanlısırt muharebeleri ile birlikte Esat Paşa ve diğer komutanların dikkatini bu bölgeye çekmişti. Asıl amacı ise General Goodley komutasındaki 20 bin kişilik birlik ile Kocaçimen-Conkbayırı-Düztepe hattını ele geçirerek Türk ordusunu sıkıştırıp, Arıburnu’ndaki Türk savunmasını mağlup edip Gelibolu’nun güney bölgesini kontrol altına almaktı.

6 Ağustos günü şiddetli bombardıman ile başlayan taarruzda Osmanlı birliklerin savunma tertibatındaki, cephenin üstünü kalas ile örtmek büyük bir hataya mahal vermiş, saat 17.30’dan sonra başlayan İtilaf kuvvetleri hücumu Osmanlı ordusunda ağır kayıplara neden olmuştur.

“Kuzey Grubu Komutanı Esat Paşa, derhâl ihtiyatta bulunan 5’nci Tümen’e bağlı 13’üncü Alay’la, hemen ardından da 57’nci Alay’ın 1’inci Tabur’u ile Kanlısırt’ı takviye etti. Saat 19.00’da Türk karşı taarruzu başladı. Ancak Anzaklar girmiş oldukları siperden atmak mümkün olmadı.”[1] 10 Ağustos’a kadar devam eden süngü hücumlarında Osmanlı birliklerinin birinci hedefi kaybedilen yerleri geri almaktı. Conkbayırı bölgesi için yapılacak ana harekâtı örtmek için başlayan Kanlısırt muharebeleri beklenilenden daha fazla başarıya ulaşarak Arıburnu Cephesinde büyük bir tehdite yol açmıştır. Bu harekât ile birlikte İtilaf kuvvetleri taarruzun ilk günü ele geçirdikleri mevkileri müdafaa ederek ellerinde tutmuştur. “Türkler Kanlısırt Muharebesi’nin sonu olarak 10 Ağustos tarihini kabul eder. Zayiat olağanüstü ölçüde ağırdı: 1520 ölü, 4750 yaralı, 760 kayıp ve 134 esir (toplamda 7.164 asker).[2] Kanlısırt muharebeleri ile birlikte Conkbayırı’nda verilen mücadelenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiş bulunmaktayız.

Conkbayırı Muharebeleri

General Hamilton Kanlısırt muharebeleri ile birlikte eş zamanlı olarak “Anzak Planı” için emir verdi. Yapılan plana göre İtilaf kuvvetleri ordusu Arıburnu kuzeyinden harekete geçip iki taarruz koluna ayrılacaktı. Sağ taarruz kolu Şahinsırtı üzerinden Conkbayırına saldırırken, Sol taarruz kolu ise kendi içinde ikiye ayrılarak Kocaçimen Tepe ve Besim Tepe’yi zapt edecekti. İtilaf kuvvetleri Kocaçimen Tepe ve Conkbayırı hattında hedefine ulaşıldıktan sonra ise Anafartalar bölgesindeki müttefik kuvvetler ile birleşecekti. Osmanlı kuvvetleri ise bu noktada arazi şartlarına uygun olarak pozisyon almıştı lakin arazinin yer yer bozukluğundan dolayı keskin ve yamaçlı olan bölgede ileri karakol görevi gören az sayıda Türk müfrezeleri mevcuttu. “6 Ağustos gecesi saat 21:30’da her gece aynı saatte Halit ve Rıza Tepesi’ni ışıldaklarla bombardıman eden Müttefikler; o gece bombardıman sonrası Türk savunmasının beklemediği sürpriz bir saldırıyla bu tepeleri ele geçirdiler. Daha sonra Damakçılık Bayırı ve güneyindeki Ağıl Dere’den ilerleyen ilerleyen Anzac kuvvetleri, buradaki Türk ileri karakollarını da ele geçirdiler. Buralardaki 14. Alay birlikleri ya şehit oldu ya da esir düştü.”

Bu beklenmedik taarruz ile ilgili ilk bilgiler ertesi gün saat 1:30’da 72’nci Alay’ın 1’inci Taburu’ndan geldi. “Bu rapor, yaklaşık iki bölük gücündeki bir avcı kolunun Halit ve Rıza Tepesi’ni geçip Çaylakdere’ye (Çatlakdere) çıktığını, bir başka avcı kolunun da Ağıldere’ye gittiğini bildiriyordu.”

İtilaf Kuvvetlerinin yaptığı bu beklenmedik taarruz 19’uncu Tümen komutanı Albay Mustafa Kemal tarafından fark edilmişti. Bu bölgenin göz ardı edilmesinin sebebi ise Kuzey Grubu Komutan Esat Paşa’nın tüm ihtiyat birliklerini Kanlısırt’a yönlendirmesiydi. 7 Ağustos 1915 Günü Mustafa Kemal bu hücumun maksadını “Düşmanın fırka cephesine yaptığı bu hücumlardan maksadı, bu cihetteki kuvvetlerimizi tespit edip Ağıldere mıntakasına muavenetten men’etmek gibi bir nümayiş hareketinden ibaret değildi. Düşmanın asıl maksadı, harekâtı umumiyesinde hedefi kati ittihaz eylediği Kocaçimen Silsilesi’ne 19’uncu fırkayı da ezerek vasıl olmaktan ibaretti. Bu hakikat, Fırka Cephesinin, vaziyeti umumiyeye nazaran Arıburnu – Kocaçimen istikametini, doğrudan doğruya seddetmesinden zaten ötedenberi fırkaca tahmin edilmekte idi. Bugün düşmanın icra eylediği musırrane hücumlar da bu tahmini teyit etti. Fırka cephesine tevcih olunan hücumlar, izah edildiği veçhile, tardedildi. Ancak, fırka için daha azim bir tehlike vardı. Düşman Ağıldere ve Şahinsırt üzerinden Conkbayırı’na, fırkanın tamamen arkasına ilerliyordu. Bu vaziyet, tekmil Arıburnu cephesinin sukutunu intaç edebilecek mahiyette idi.” şeklinde anılarında yazmıştır.

Bu vaziyet karşısında Mustafa Kemal, Esat Paşa tarafından kendisine takviye olarak gönderilen 5’inci Tümene bağlı 14’uncü Alay’ın 1’inci Taburu ile kendi emrindeki 2 bölüğü inisiyatif alarak Conkbayırı bölgesine gönderdi. Mustafa Kemal’in gönderdiği bu kuvvetler 9’uncu Tümen bölgeye yetişene kadar Şahinsırt ve Conkbayırı’nda düşman kuvvetlerinin ilerlemesine engel olmuştur. 9’uncu Tümen ise bu sırada Kuzey Grubu Komutanı Esat Paşa’nın emriyle birlikte Kanlısırt bölgesindeki Anzak birliklerinin ele geçirdiği siperleri almaya giderken, Kocaçimen-Conkbayırı bölgesinde gerçekleşen taarruzun öneminin anlaşılması üzerine verilen yeni emir ile birlikte rotasını Conkbayırı’na çevirdi. 9’uncu Tümen Komutanı Alman Albay Kannengiesser, 7 Ağustos günü sabah erken saatlerde emrindeki birliklerden önce Conkbayırı bölgesine giderek durumun ehemmiyetini kavradı. Kendisi hakkında Mustafa Kemal’in; “Artık Conkbayırı ve Kocaçimen’de Kumandayı dokuzuncu fırkanın deruhte ettiğini anlıyordum. Bu fırkanın kumandanı miralay Kaninkiser Bey idi. Mumaileyh bilahare kolordu kumandanı olarak maiyetimde bulundu. Kendisi ordumuzda bulunan Alman zabitanının en muktedirlerindendi. […]”şeklinde açıklaması anılarında mevcuttur.

Albay Kannengiesser Conkbayırı’na geldiğinde, bölge Mustafa Kemal’in gönderdiği 14’üncü Alay 1’inci Taburu ile 72’nci Alay 1’inci Tabura bağlı birlikler tarafından savunulmuştur. Öğle saatlerine doğru 9’uncu Tümene bağlı 64’üncü Alay ile 25’inci Alay Conkbayırı’na gelerek bulundukları mevkide öncekine nazaran sağlam bir cephe hattı meydana getirdi. “Kannengiesser, 6’üncü Alaya çabucak Asmalıdere Hattına girmesini, 14’üncü Alaya bir karşı taarruz gerçekleştirmesini, 25’inci Alaya da Conkbayırı’nı ele geçirmesini emretti. Willmer komutasındaki 32’nci Alay’ın 1’inci Taburu da derhal 14’üncü Alayın hemen ardındaki bir mevziye ilerlemişti. Saat 08.00’de, Kannengiesser bildiği kadarıyla taktik durumu, Kurmay Başkanı Binbaşı Hulusi’ye, 25’inci Alay Komutanı Yarbay Nail’e ve 2’nci Topçu Alayı Komutanı Yarbay İzzet’e özetledi.” Albay tarafından alınan bu kararlar ile birlikte Şahinsırtı’ndan ilerlemek isteyen Anzak birlikleri durdurulmuştur.

8 Ağustos sabahı saat 3.30 civarında Anzak Kuvvetleri Şahinsırtı üzerinden tekrar taarruz harekâtına girişti. Ani baskın minvalinde gerçekleşen bu taarruz ile birlikte İtilaf Kuvvetleri beklemedikleri bir şekilde Conkbayırı’nın batı yamaçlarını* ele geçirdi. Bu taarruzun başarılı olma sebebi ise bölgede ileri karakol görevinde bulunan müfreze birliği komutanının ağır topçu ateşinden korunmak için askerlerini geriye çekip, siper hattında sadece gözcüler ve bir adet makineli tüfek bırakmasından dolayıdır. Gafil avlanan Türk birliği uyku halindeyken, Yeni Zelandalılar bu fırsattan istifade ederek Türk siperlerini ele geçirmiştir. Bu kritik durumdan sonra 8 Ağustos sabahı Yarbay Servet Bey hiç beklemeksizin 64’üncü Alayı ile birlikte siperleri geri almak için taarruza geçse de başarılı olamadı. 8 Ağustos öğle vakti Conkbayırı bölgesindeki genel resim, birbirine 25-30 metre mesafede duran ve bulundukları bölgeyi müdafaa önceliğine sahip olan iki düşman kuvvetidir. Türk tarafındaki bu başarısızlık, kendi içlerinde emir-komuta değişikliğine yol açmıştır. Bunlar;

  • Kocaçimen-Conkbayırı’ndaki birlikler Albay Ahmet Feyzi Bey Kumandasında yeni kurulan Anafartalar Grubuna bağlanmıştır.
  • Conkbayırı’ndaki kuvvetlere komuta eden Yarbay Cemil Bey 8 Ağustos günü görevden alınmıştır. Bölgenin komutası Alman Albay Kannengiesser yerine Alman Albay Pötrih’e verilmiştir.
  • Güney Grubu ihtiyatında bulunan 8’inci Tümen takviye kuvvet olarak Conkbayırı’na sevk edilmiştir.

8’inci Tümen bu sevkiyatın ardından bölgeye varır varmaz akşam saatlerinde Albay Ali Rıza Bey komutasındaki birlikler Anzak kuvvetlerine taarruz ettiyse de başarılı olamadı. “ Liman Paşa 8 Ağustos akşamüzeri icra edilmek üzere, Anafartalar Grubu Komutanı Feyzi Bey’e Anafartalar bölgesine çıkarma yapan düşmana karşı bir taarruz emretmiş: fakat gerek 7’nci ve 12’nci Tümen birliklerinin henüz tam olarak bölgeye ulaşmamış olması, gerek bunların, Saros’tan cebri yürüyüşle getirilmeleri nedeniyle yorgun bulunmaları, gerekse böyle bir taarruzun Kocaçimentepe, Abdurrahman Bayırı hattındaki 4’üncü Tümen tarafından desteklenemeyeceğinin söylenmesi yüzünden, Feyzi Bey bir karşı saldırının ancak 9 Ağustos sabahı yapılabileceği konusunda ısrar etmiş; bunun üzerine Liman Paşa tarafından görevden alınmıştı.” 5’inci Ordu Komutanlığı’ndan gelen emir üzerine Albay Mustafa Kemal Anafartalar Grubu Komutanlığı’na atanmıştır. Bu atamadan sonra Mustafa Kemal yeni karargahı olan Çamlıtekke’ye doğru harekete geçti. 9 Ağustos günü şafaktan önce İngiliz birlikleri Conkbayırı-Besimtepe-Kocaçimentepe hattı üzerine şiddetli bir taarruz başlattı. Besimtepe bölgesinde etkili olan bu taarruz ile birlikte tepe Hint Tugayına bağlı Nepalli Gurka birliğinin eline geçmiştir. Bu noktada Abdurrahman Bayırı bölgesinde bulunan Türk topçu bataryası etkili ateş ile birlikte Gurkalara ağır zayiat verdirmiş, hemen ardından piyadelerin karşı taarruzu ile birlikte tepe, Gurka birliğinden temizlenmiştir. 9 Ağustos akşamına gelindiğinde Conkbayırı-Besimtepe-Kocaçimentepe Türk kuvvetlerinin elindeydi. Mustafa Kemal, bu sıralarda Anafartalar’da düşman ilerlemesini durdurmuş, bütün dikkatini Conkbayırı’nın tekrar kazanılmasına vermiştir. Mustafa Kemal, gece vakti Conkbayırı’na ulaştığında gördüğü manzara şöyledir;

  • “Cephenin sol kanadında, Conkbayırı ve Düztepe arasında 10’uncu Alay 11’inci Alay birlikleri bulunmaktaydı.
  • Conkbayırı’nda 8’inci Tümenin 24’uncü Alayı düşmana direniyor; hemen arkasındaki onu destekliyordu.
  • 9’uncu Tümenin 64’üncü 33’üncü ve 25’nci Alayları Besimtepe-Abdalyarları ve Kocaçimentepe arasındaydı.”

Mustafa Kemal, durumun ciddiyetini kavrayarak düşmanın bir an önce Conkbayırı’ndan atılması gerektiğine kanaat getirdi. Türk birlikleri günlerdir süren muharebe dolayısıyla fazlaca zayiat verip bitap düşse de Mustafa Kemal sabaha karşı yapılacak topyekûn bir taarruz ile birlikte düşmanın Conkbayırı’ndan bertaraf edileceği konusunda emindi. Mustafa Kemal’in bu planına 8’inci Tümen Komutanı Albay Ali Rıza Bey ve Tümen Kurmay Başkanı Galip Bey karşı çıkmışlardır. Karşı çıkmalarının sebebi ise 2 gündür aralıksız devam eden taarruzlardan bir netice alamayıp ağır zayiatların verilmesidir. Bunun haricinde Güney Grubundan takviye olarak gelecek 28’inci Alayla irtibat kurulsa da 41’inci Alaydan haber yoktu. 7’nci ve 12’nci Tümenin 30-40 km’lik bir mesafeden gelip yorgun ve uykusuz olması nedeniyle taarruzun yapılmasına karşı çıkılmıştır. Ayrıca taarruzun çok geniş alanda olacağı gerçeği 7’nci Tümen Komutanı Halil Bey gibi gece taarruzuna katılıp ağır zayiat veren komutanları korkutmuştur. Türk birlikleri bu sıkıntılar ve tartışmalar içindeyken itilaf kuvvetleri Conkbayırı’ndaki yorgun kuvvetlerini değiştirmiş, yerini 13’üncü Tümene bağlı dinç tugaylarla güçlendirmiştir. Aynı zamanda itilaf kuvvetleri de bir taarruz hazırlığına başlamıştır. Mustafa Kemal, bu durum karşısında; “Bazı kanaatler vardır ki anların hesap ve mantıkla izahı pek güçtür. Bahusus muharebenin kanlı ve ateşli safhasındaki duyguların tevlit ettiği kanaatler… Bittabi her kanaat ve karar, içinde bulunulan ahval ve şeraiti tetkik ve bu tetkikat netayicini teferrüs ve takdir sayesinde tevellüt eder. […] Çünkü ben düşmanı şedit ve seri bir baskın ile mağlup edebileceğimize kanaat hasıl etmiştim. Bunun için çok kuvvetten ziyade çok dikkatli ve fedakârane bir sevk ve idarenin maksadı temin edeceğine hükmetmiştim. […] Zaman geçirmeksizin kıtaatı taarruz için ihzar ve tertipten başka düşünecek ve yapacak bir şeyimiz olmadığını beyan ettim.” gibi sözler söyleyerek taarruz konusunda ne kadar kesin ve kararlı olduğunu belirtmiştir. Bu tartışmalar Mustafa Kemal’in lehine sonuçlanmış ve taarruz kararı kesinleşmiştir.

Conkbayırı Taarruz Planı

Mustafa Kemal, hücum cephesinde bulunan 24’üncü Alayla bazı birliklerin askerlerinden oluşan avcı hattını düşmanla arasını 20-30 metre mesafede olmasını bir avantaj olarak kullanacaktır. Bu birliklerin arkasına yanaştırılacak olan 23’üncü Alay Conkbayırı’na, 28’inci Alay ise Şahinsırt’a karşı sessiz ve düzenli bir şekilde ilerleyerek avcı hattının biraz gerisinde taarruz cephesi boyunca harp safı düzenine geçilmiştir. Askerlerin kesinlikle tüfek ve top kullanılmaması söylenmiştir. Ayrıca süngü merkezli bir baskın taarruzu olacağı belirtilmiştir. Hücum vakti gelince avcı hattı gerisindeki birlikler ve avcı hattında bulunan birlikler ortak bir şekilde hücuma çıkması kararlaştırılmıştır.

10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu

10 Ağustos 1915 günü saat 4.30’u gösterirken Türk birlikleri saldırı düzeni almıştı. Mustafa Kemal bu noktada askerlerine “Askerler! Karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Evvelâ ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız diye emir vermiştir. Mustafa Kemal’in kırbaç sesiyle birlikte Conkbayırı bölgesi adeta bir cehenneme dönmüş, hazırlıksız yakalanan itilaf kuvvetleri çok kısa bir süre içinde kendilerini Türk birlikleri ile boğaz boğaza mücadele ederken bulmuştur. Türk birliklerinin bu ani taarruzu düşman üzerinde büyük bir endişe ve korkuya neden olmuştur. Çok kısa bir süre içinde Conkbayırı’nın çeşitli bölgelerinden başarı haberleri gelmeye başlamıştır. Türk taarruzunun sağ kanadını oluşturan 23’üncü ve 24’üncü Alaylar Conkbayırı’nı itilaf kuvvetlerinden temizlemişlerdir. Bu mevkiden deniz istikametinde geriye çekilen düşman kuvvetlerinin peşini bırakmayan 23’üncü ve 24’üncü Alaylar General Baldwin komutasındaki İngiliz Tugayı ile çarpışmış ve bu muharebe sonucu General Baldwin ile kurmay başkan da dâhil olmak üzere İngilizler ağır zayiat vermiştir. Sol taarruz kuvveti olan 28’inci Alay Şahinsırtı üzerinden taarruza kalksa da bu bölgedeki itilaf kuvvetlerinin iyi mevzilenmesi ve İngiliz donanmasının etkili ateşi sonucu çok fazla ileriye gidememiştir. Conkbayırı’ndaki bu şedit taarruza Oglander kitabında şöyle yer vermiştir: “Saat 4.45 evvelde birdenbire yoğun Türk taarruz dalgaları tepenin üzerinden aşağıya doğru akmaya başladı, İngiliz siperi haddinden fazla eratla boğulmuştu ve bunlardan pek azı kurtulabilmişti. Hemen bu sırada dere içinde silahsız ve teçhizatsız olarak istirahat etmekte olan 5/Wiltshire taburu sağcenahından baskın suret ile taarruza uğrayarak şaşırdı ve muhtelif istikametlere dağıldı.”

Conkbayırı’ndaki süngü hücumu başarıyla sonuçlanırken daha kuzeyde kalan 9’uncu Tümen Kocaçimen-Abdurrahman Bayırı sırtlarında başarı sağlayıp Avustralya ve Hint tugayını Çamçık Pınarı dışına kadar atmıştır. Bu önemli taarruz sonucunda Kocaçimen-Conkbayırı mıntıkasındaki tüm bölge Türk birliği hâkimiyetine girmiş ve sadece Şahinsırt bölgesinde tutunmayı başaran İngiliz birliğinin bölgede tehlikesi ortadan kaldırılmıştır. Bu büyük muharebede Mustafa Kemal bizzat ön saflarda bulunup muharebeyi komuta etmiştir. Tutunduğu bu tavır bizlere tarihe yazılacak güçlü bir anekdot bırakmıştır. Hattın en önünde bulunan Mustafa Kemal bu sırada bir şarapnel parçasıyla yaralanmış, lakin askerlerin morali bozulmasın diye bu olayın etrafa yayılmasını engellemiştir. Bu konu hakkında bizzat kendisi şöyle yazmıştır: “Muharebe meydanında cereyan eden hali temaşa ederken bir şarapnel parçası göğsümün sağ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati parça parça etti. Vücuduma nüfuz edemedi. Yalnız derince bir kan lekesi bıraktı. (Bu saat enkazını bilâhare, bugünün hatırası olmak üzere, Liman Paşa’ya verdim O da, aile asalet armasını havi, kendi saatini verdi.)”

Sonuç olarak6 Ağustos 1915 günü General Ian Hamilton önderliğinde başlayan Conkbayırı Muharebeleri 10 Ağustos 1915 günü Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal tarafından başlatılan genel taarruz ile birlikte son bulmuştur. İtilaf Kuvvetleri Muharebelerin ilk gününde kazandıkları birçok bölgeyi kaybetmiş, 261 rakımlı tepeden Kocaçimentepe’ye kadar uzanan 2 km’lik tepeler hattı denize doğru 500-600 metre derinliğindeki sırtlar da dâhil Şahinsırtı’nın batı yamaçları hariç Türk birliklerinin kontrolüne girmiş ve bu muharebeler silsilesi sona ermiştir. Conkbayırı Muharebelerinin Çanakkale Kara Savaşları içindeki önemi yadsınamayacak boyuttadır. İlk zamanlarda büyük dezavantaja düşen Türk birliği Mustafa Kemal gibi kesin ve doğru zamanda inisiyatif alabilen komutanlar ve büyük bir iradeyle birlikte savaşan Türk Kuvvetleri sayesinde Conkbayırı Muharebeleri büyük bir mağlubiyete sebep olmadan önlenmiştir. İtilaf Kuvvetleri açısından baktığımızda ise arazinin engebeli ve dik olması gelen kuvvetlerin ve birliklerin araziyi yeterince tanımaması ve yer yer yapılan büyük hataların zaman kaybına yol açmasıyla İtilaf Kuvvetleri en başında doğru işleyen bu planı galibiyetle neticelendirememiştir.

Conkbayırı Muharebeleri birçok komutanı mevki ve prestij olarak düşürse de Mustafa Kemal gibi başarılı işler yapan komutanlara referans sağlamıştır. Her ne açıdan bakarsak bakalım Conkbayırı Muharebeleri iki taraf için de vazgeçilemez bir anı ve araştırma konusu olmuştur.

KAYNAKÇA

ENGİN, Vahdettin. Ve
ALBAYRAK Muzaffer., Tarihin Akışını
Değiştiren Savaş Çanakkale 1915
, İstanbul: ÇATAB Yayınları, 2016. 

ERICKSON, Edward. J., Gelibolu Osmanlı Harekâtı, Çev., Orhan
Düz, İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, 2015.

GÖNCÜ, Gürsel. ve
ALDOĞAN Şahin., Çanakkale Savaşı Siperin
Ardı Vatan
, İstanbul: MB yayınevi,2006.

KEMAL Mustafa., Anafartalar Muharebatı’na Ait Tarihçe,
Haz., Uluğ İğdemir, Ankara: TTK Yayınları, 1990.

OGLANDER, General C. F.
Aspinall., Çanakkale Gelibolu Askeri
Harekâtı II. Cilt
, Haz., Metin Martı, İstanbul: Arma Yayınları, 2005.

Ayrıca Kontrol Et

Sir Edward Grey

Grey’in, Sir Henry Campbell-Bannerman tarafından Dışişleri Bakanı olarak atanmasıyla- 1905 yılında- politik kariyeri yükselişe geçmiştir. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir