II. Kerevizdere Muharebeleri

İkinci Kerevizdere Muharebeleri diye adlandırılan bu iki günlük muharebeye İngilizler, Alçıtepe Harekâtı veya Kanlıdere Harekâtı; Fransızlar ise Beşinci Kerevizdere Harekâtı adını vermişlerdir.

5 Temmuz 1915 günü sona eren Zığındere Muharebeleri’yle 12 Temmuz 1915’te başlayan Kerevizdere Muharebeleri arasında geçen altı günlük kısmen durgun süre içinde, iki tarafta da bazı önemsenmeyecek hareketler ve faaliyetler meydana gelmişti.

28 Haziran-5 Temmuz 1915 günleri arasında devam eden sekiz günlük Zığındere Muharebeleri, Seddülbahir bölgesinde şimdiye kadar yapılan muharebelerin en uzun süreni ve kanlısı olmuştu. Bu çetin muharebeler sonucunda özellikle Güney Grubu cephesinin batı kesiminde 1’inci, 5’inci, 6’ncı, 11’inci, 3’üncü ve 7’nci Tümenlerin birlikleri karmakarışık bir duruma girmişlerdi. Sol kanattaki 12’nci Tümen, bir dereceye kadar iyi durumunu koruyor; taze kuvvet olarak da yalnız 4’üncü Tümen bulunuyordu. Bu muharebeler, her iki tarafın birliklerini ve komuta heyetlerini oldukça hırpalamış ve sarsılmıştı. Ayrıca büyük zayiat yüzünden birlikler de güçlerinin büyük kısmını yitirmişlerdi. İleride sırası geldikçe görüleceği üzere, Zığındere Muharebeleri’yle 12 Temmuz 1915 günü başlayan ve iki gün süren Kerevizdere Muharebeleri’ne kadar altı günlük durgunca geçen süre içinde Güney Grubu kuvvetlerine çekidüzen vermeye çalışılmış; yıpranan ve yorulan birliklerin geri alınarak yerlerine taze kuvvetlerin getirilmesine başlanmıştı.

En çok dinlenmeye muhtaç olan 12’nci Tümen, Güney Grubunca 6 Temmuz 1915’te verilen emir uyarınca cephesini 4’üncü Tümene teslim etmiş; Güney Grubunun ihtiyatını oluşturmak üzere Kirte-Kumdere yolunun batısında, Yassıtepe-Sarıtepe hattı kuzeyinde ordugâha girmişti. 12’nci Tümen, 7/8 Temmuz 1915 akşamından itibaren tabur tabur intikale başlayarak 12 Temmuz 1915 akşamı Saros bölgesinde savunma düzenini almıştı. Bu bakımdan yorgun birliklerden olan yalnız 12’nci Tümen, Kerevizdere Muharebeleri’ne katılmamıştı.

İngilizlerin 12 Temmuz 1915 günü Kerevizdere taarruzu başlamış; bu yüzden düşünülen tedbir ve düzenlerin alınması tamamlanamamıştı. 12 Temmuz 1915 günü başlayan Kerevizdere Muharebeleri arifesinde Güney Grubu cephesindeki yeni komuta ve savunma düzeninin aldığı son şekil şöyleydi:

Sağ kanatta komutayı henüz eline almış bulunan Mirliva Trommer Paşa komutasındaki 1’inci ve 11’inci Tümenler mevzide; cephenin orta ve sol kesiminde, 7’nci ve 4’üncü Tümenler mevzide, 6’ncı Tümen -iki alaylıdır- Soğanlıdere bölgesinde ihtiyatta bulunuyordu

İngilizlerin öteden beri ele geçirme özlemini duydukları ve fakat ulaşamadıkları Alçıtepe’ye izafeten Alçıtepe Muharebeleri dedikleri ve daha sonra, Türk haritalarının ellerine geçmesi üzerine adını değiştirerek “Kanlıdere Muharebeleri” diye isimlendirmeyi uygun buldukları bu iki günlük muharebelerden önceki günlerde, durumları şöyleydi: Zığındere Muharebeleri sonucunda elde ettikleri yerel başarı üzerine İngilizler, Fransız topçularının da desteğiyle, sağ kanatlarını ileri götürmek suretiyle cephelerini bir hizaya getirmeyi ve Alçıtepe’ye doğru biraz daha yaklaşmayı amaçlamaktaydılar. Aslında General Gouraud, yaralanarak cepheden ayrılmasından bir süre önce General Hunter Weston’la yaptıkları planlamada, böyle bir taarruzda kolordusunun yarı topçusuyla İngilizlere yardımcı olmayı; kendi kuvvetleriyle Kerevizdere güney sırtlarındaki Türk mevzilerine taarruz ederek Türkleri buradan atmayı kabul etmişti.

İki komutan (İngiliz, Fransız) aralarında yaptıkları görüşmede, yapılacak taarruz için 7 Temmuz 1915 gününü uygun bulmuşlar ve anlaşmışlardı. Buna göre hazırlanan taarruz planı, 3 Temmuz 1915 günü Genel Karargâha, Sir Ian Hamilton’a gönderilmişti. General Hamilton, 4 Temmuz 1915 günü Genel Karargâhta yapılan toplantıda bu planı onaylamıştı.

Ancak General Baillaud, Türk kuvvetlerinin 5 Temmuz 1915 günü yaptıkları karşı taarruz nedeniyle, Fransız topçularının saptanan tarihte hazır olamayacaklarını bildirmişti.

İngilizlerin ellerinde ise, taarruzu başarıya ulaştıracak miktarda obüs topu ve tahrip danesi yoktu. Bu nedenle, taarruzun ertelenmesi zorunluluğunda kalınmıştı.

Sonradan anlaşıldığına göre, İngiliz Deniz Tümeni, Fransız topçuları zamanında hazır olsalardı bile, sağlık yönünden bu taarruza katılacak durumda değildi.

Türk topçuları, temmuzun ilk haftasında, Seddülbahir kesimindeki İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin cephe ve gerileri için büyük tehlike olmaya başlamışlardı. Özellikle Anadolu yakasındaki Türk topçuları, Yarımada’nın doğusundaki Fransız birliklerine hiç rahat vermiyordu.

Hele General Gouraud’un buradan atılan mermilerden biriyle yaralanması, Fransızların morali üzerinde büyük ölçüde yıkıcı etki yapmıştı. Bu Türk topçularının Seddülbahir’deki İngiliz ve Fransız mevzilerine ve gerilerine yandan etkili olması, büyük kayıp vermelerine neden oluyordu.

12 Temmuz 1915

İngiliz ve Fransız birlikleri saat 04.30’da Güney Grubu cephesinin sol kanadındaki 4’üncü ve 7’nci Türk Tümeni cephelerini karadan, denizden ve 14 kadar uçakla havadan bombardıman etmeye başlamıştı. Saat 05.00 sıralarında 7’nci Tümenin sağındaki 11’inci Tümen cephesi de bu ateş sağanağından payını almaya başlamıştı.

Karadan, denizden ve havadan yapılan şiddetli ateşler, mevzinin ön siperlerini, gizlenme ve irtibat hendekleriyle gerilerdeki ikinci hat savunma mevzilerini hedef almaktaydı. Gittikçe artan şiddetle sürdürülen bu ateş, saat 07.30’a kadar üç saat sürdü. Bu ateşler yüzünden telefon hatları kopmuş, kıtalar arasındaki haberleşme kesilmişti. Birinci hat siperleriyle yakın ihtiyatların siperleri ve irtibat hendekleri kullanılmaz hâle gelmişti. Siperlerdeki erlerin çoğu, toprak ve yıkıntılar altında kalarak şehit olmuş veya yaralanmıştı. İngiliz ve Fransız topçuları, bu üç saatlik bombardıman süresine 60.000’e yakın çeşitli çapta mermi harcamışlardı.

İlk piyade taarruzu (29’uncu İngiliz Tümeninin yaptığı gösteriş taarruzu), saat 05.00’te başlayan topçu ateşini takiben 11’inci Türk Tümenine bağlı 126’ncı Piyade Alayı 1’inci Taburunun sağ kanadına yöneltilmişti (Royal Doublin Taburundan bir müfreze, iki Türk siperini ele geçirdi. Ancak on beş dakika sonra yapılan Türk karşı taarruzuyla bu siperler yeniden Türklerin eline geçti). Bu taarruz durdurulmuş ve geri püskürtülmüştü. Sol Kanat Bölge Komutanı Yarbay Mustafa Şevki, bu durumu, 12 Temmuz 1915 saat 05.20’de yazdığı raporla 11’inci Tümen Komutanlığına; “Düşmanın ikinci hücumu da Tanrı’nın yardımıyla geri püskürtüldü.” şeklinde bildirmişti.

52’nci İngiliz Tümeniyle Fransız birliklerinin asıl taarruzunun başladığı saat olan 07.30 sıralarında, Tekke Burnu yönünde bir gözetleme balonu uçuruldu. Bu balonun aracılığıyla, saptanabilen Türk muharebe idare yerlerinin ateş altına alınması istenildi. Bir harp gemisi, Alçıtepe ve dolaylarına ateşe başlamış, bu sırada kara topçuları, 4’üncü Türk Tümeni cephesine yönelttiği ateşleri daha da şiddetlendirmişti.

Saat 15.30’da başlayan Fransız topçu bombardımanı, Türk siperlerini yakıp yıkmış, tel engellerini parçalamıştı.

Saat 16.00’da 157’nci Tugay, büyük bir hızla ileriye atıldı. Tugayın en sağında yer almış olan 7’nci Highland Taburu, büyük zayiata uğramaksızın Türk cephesini ve himaye hatlarını ele geçirdi.
12 Temmuz 1915 günü muharebeleri, Güney Grubu Komutanlığının saat 22.40’ta 5’inci Ordu Komutanlığına gönderdiği raporla sona ermiş bulunuyordu. Bu raporda, muharebelerin gelişmesi belirtildikten sonra alınan tedbirler, İngiliz-Fransız zayiatının çokluğu ve harcadıkları topçu cephanesinin 60.000’in üzerinde olduğu bildirilmekteydi.

13 Temmuz 1915

Bir gün evvelki muharebelerin sonucu, Türk Güney Grubu Komutanını memnun etmemiş; tersine tasalandırmış ve sinirlendirmişti. Bu yüzden Güney Grup Komutanı Mirliva Vehip Paşa, 13 Temmuz 1915 saat 00.55’te 4’üncü ve saat 01.10’da da 6’ncı Tümen Komutanlıklarına gereğinde şiddet kullanılmasını ve 2’nci hatta kesin olarak savunulmasını ısrarla bildirmişti. Cepheye yeni gelmiş ve birkaç gün sonra da yorgun kıtalarla kanlı çarpışmalar hâlinde geçen 12 Temmuz 1915 günkü muharebelere komuta etmek şanssızlığına uğramış bulunan Güney Grubu Komutanının sinirli, biraz da kuşkulu duygularına hak vermek gereklidir. Bununla beraber, verilen emirler çok şiddetliydi ve birlikler, bu yazıyı hak etmemişlerdi. Yiğit Türk birlikleri, en yorgun ve bitkin olduğu anlarda bile, düşmana bir karış toprağı vermemek için seve seve kanlarını akıtmaktan çekinmemişlerdi.

13 Temmuz 1915 sabahı erken saatlerde İngiliz ve Fransızlar, yoğun bir topçu ateşine başlamıştı. Ateş baskısı, saat 07.30’a kadar sürmüş; Türk ileri hatları ve gerilerdeki siperler, topçu ateşleriyle altüst olmuştu. İngilizler, saat 07.30’da, sık avcı hatları hâlinde, 7’nci Tümen cephesinde taarruza başlamıştı. Türk piyade ve şiddetli topçu ateşleri karşısında duraklayan İngilizler, geri çekilmek zorunda kalmış ve hatta daha önce ele geçirdikleri yerlerde de tutunamayarak geriye çekilmişlerdi.

Türk kıtaları, Fransız hatlarının yüz metre kadar doğusunda ve Fransız mevziine göre alçakta kalan iki istinat siperiyle kısmen irtibat hendeklerinde sıkışık bir durumda bulunuyorlardı. Kemal Bey Tepesi (83 rakımlı tepe)’nin bulunduğu sırtın kuzeyindeki İngiliz birlikleri, öğleden sonra, Kerevizdere başlangıcındaki Türk siperlerini yandan yaptığı piyade ve bomba ateşleriyle sıkıştırarak ele geçirmişti. Kansızdere’nin memba bölgesindeki İngiliz kıtaları, derenin sağ ve soluna doğru Türk siperlerini sıkıştırmaya başlamıştı. İngiliz ve Fransız birlikleri, şiddetli bir topçu ateşinin ardından saat 16.30 sıralarında, 4’üncü Tümenin tüm cephesine ve 7’nci Tümenin de sol kanadına yeni bir taarruz yöneltti.

Birinci hattı desteklemekle görevlendirilen Türk bölüklerinin ilerlemeye başlaması üzerine, bu bölüklerin bağlı oldukları taburların geride kalan diğer bölükleri, düşmanın hücum dalgaları karşısında birden coşmuş ve hiçbir emir almadan süngü takıp göz yaşartan bir atılışla üzerine saldırmışlardı. Bu durumu gören komşu siperlerdeki erler de siperlerinden fırlayarak ve ayakta ateş ederek İngiliz ve Fransız saldırısını kırmışlar ve durdurmuşlardı.

Bu iki günlük kanlı muharebeler sonucu İngilizler, Kemal Bey Tepesi’nin bulunduğu sırtlarda Kerevizdere’ye hâkim bir hat tutmuş ve dere bitiminde de yer kazanmışsa da Türk birliklerinin savunma gücünü kıramamış; planladığı taarruzda varmayı hedef aldığı hatta ulaşamamıştı. Türk birlikleri, İngiliz ve Fransızların ele geçirdiği hattın 100 m kadar doğu ve kuzeyinde, istinat siperleriyle irtibat hendeklerinde tutunmuşlar ve yöneltilen tüm hücumları yiğitçe karşılamışlardı. Daha sonraları bulunulan hat pekiştirilmiş ve meydana getirilen bu cephe, İngiliz ve Fransızların Seddülbahir bölgesini boşalttığı güne kadar Türklerde kalmıştı.

KAYNAKÇA

T.C.
Genelkurmay Başkanlığı, Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Çanakkale Cephesi,
1-2-3. Ciltlerin Özetlenmiş Hali, Ankara, 1997.

Ayrıca Kontrol Et

ÇANAKKALE MERKEZ HASTANESİ’NİN BOMBALANMASI

Yayına Hazırlayan: Ömer GÖN Her savaşta olduğu gibi cephede bir tarafın öldürmeye çalışması ve cephe …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.