Güney Kore’de Çanakkale’yi Düşünmek

Çanakkale Savaş Alanları ve Şehitlikleri’nin her sene giderek artan ziyaretçi sayısı bölgede yaşanan olayların yediden yetmişe tekrar hatırlanması ve milli bir bilinç oluşturması adına sevindirici gelişmeleri gözler önüne seriyor. Özellikle alana gösterilen ilginin sadece ziyaretçi bazında kalmayıp çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından üstlenilen konu ile ilgili akademik araştırmalar ile alanının bu akademik temellere dayanılarak modern bir ziyaret alanına dönüşümü takdir edilmeli. Ancak bu noktada bölgenin önemini ortaya koyan Türk araştırmacıların çalışmalarının ve tarihî alanın gelişimi hakkındaki bilgilerin uluslararası alanda ne kadar tanıtılabildiği sorusu akıllara geliyor.

2016 yılında akademik araştırmalarımı yapmak üzere Güney Kore’de bulunduğum süre zarfında farklı ülkelerin vatandaşlarından oluşan araştırma grubu içerisinde birbirimizi tanımak ve bu aşamaya bizi getiren temellerin oluşmasını sağlayan şehirlerimiz hakkında birbirimize bilgi vermek için bir oturum düzenlemiştik. Oturum öncesinde benim Çanakkaleli olduğumu bilen meslektaşlarım sunumumda Troya Savaşını ve antik kenti anlatacağımdan o kadar eminlerdi ki…

Çünkü onlar için Çanakkale demek Troya demekti. Şimdiye kadar okudukları kitaplardan, izledikleri filmlerden, belgesellerden Troya’nın onlar üzerinde bıraktığı etkiyi görebiliyordum. Benimle sohbet etmek istediklerinde konu hep Troya’ya bağlanıyordu. Bu gözlemlerim beni Çanakkale’nin sadece Troya’dan ibaret olmadığı ve bu bölgenin 1. Dünya Savaşı içerisinde yer alan ve savaşın gidişatında birbirinden farklı yönlerden etkisi olan Çanakkale Cephesi’ne de ev sahipliği yaptığını onlara sunmaya yönlendirdi.

Gerçekten de sunumumda Çanakkale Cephesi ile ilgili verdiğim bilgiler, rakamlar, cephe gerisinde yaşanan olaylar onları ilk dakikadan şaşırtmaya yetmişti. Konuşmacılara tanınan 20 dakikalık süre Çanakkale Cephesi’nin tamamını anlatmaya elbette yeterli olmadı, bu sürede hem deniz hem de kara savaşları ile 1. Dünya Savaşı içerisinde son derece önemli sonuçlara yol açmasını bir özet şeklinde sunabildim. Sunum içerisinde hem Türk hem de yabancı ziyaretçilerin tarihî alana gösterdikleri ilgiyi de dile getirdim.

Sunumlar sona erdiğinde dinleyenler arasından pek çok kişi konu üzerinde merak ettikleri, akıllarına takılan sorulara cevap bulmak için benimle görüşmek istedi. Sordukları sorular kapsamında onlara kitap, makale önerilerinde bulunurken hepsini Çanakkale’ye davet etmeyi de ihmal etmedim. Dinleyicilerin arasında Türkiye’ye hatta Çanakkale’ye gelenler de vardı ama sadece Troya’yı ziyaret ederek Çanakkale’den geçtiklerini ifade ettiler. Katıldıkları Türkiye paket turlarında Çanakkale Cephesi’nde mücadelenin gerçekleşmiş olduğu yerlerin olmadığını belirttiler. Bu anlamda hem akademik paylaşımlar anlamında hem de turistik olarak uluslararası alandaki tanıtımlarımızdaki eksiklikleri birebir hissetmiş oldum.

Bunun yanı sıra Kore’de bulunduğum esnada ilk ziyaret ettiğim noktalardan birisi Busan’da bulunan Birleşmiş Milletler Anıtsal Mezarlığında bulunan Kore Savaşı’na katılmış ve orada şehit düşmüş olan askerlerimizi anmak üzere Türk şehitliği oldu. Hem gururlu hem hüzünlü bir gündü benim için. Yaklaşık 70 yıl önce 8000km uzaktan Kore topraklarına gelmiş Türk askerlerinin bölgedeki barış ve güvenliğin tekrar sağlanması için verdiği mücadeleyi, şehitliğin içerisindeki anma salonunda gösterilen Türkçe seslendirilmiş bir belgesel ile tekrar hatırlarken, bu mücadelenin değerinin günümüzde ne kadar iyi bir şekilde biliniyor olduğuna ve Koreliler tarafından unutulmadığına tanık oldum… Ülkelerimizin kardeşliğinin doğduğu yerde, oldukça güzel düzenlenmiş anıtsal mezarlıkta, Kore’nin tarihsel olarak bilinen ismi gibi sakin bir sabah sessizliğinde yatan şehitlerimizi ziyaret ederken de şöyle düşündüm; Çanakkale’deki tarihî alana her sene yapılan törenlere burada dost bir vatanın toprağında huzurla uyuyan pek çok farklı ülkeden askerlerin aileleri en uzak 16.000km öteden gelmek için sıraya giriyor, tören olmayan günlerde de bireysel olarak ziyaretlerini yapmaya, burada yaşanan olayları anlamaya çalışıyor. Peki biz sınırlarımızın dışında, Kore’de, dünya barışı için savaşan ve orada şehit düşen askerlerimizi gerçekten hatırlıyor, yaptıkları mücadeleleri araştırıp, çalışıyor, anlamaya çalışıyor ve oralara gidip onları anıyor muyuz? Yoksa Kore’de yaşanan unutulan savaş gibi onları da unutuyor muyuz?

Dr. Müge Kübra OĞUZ

Ayrıca Kontrol Et

KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARTMAK: ÇANAKKALE’DE ÇOCUKLAR DA MI SAVAŞTI!

Tarih biliminin çocuklara yönelik aktarımının nasıl olması gerektiğine dair özellikle pedagojik açıdan ve diğer sosyal …

2 Yorumlar

  1. İlginç bir bakış açısı olmuş. Bu yönde yaşanan gelişmeleri ve gelişme olması için yaptıklarınızı anlatan yazılar da yazarsanız sevinirim. Elinize sağlık.

  2. Sn Dr Muge Kubra Oguz,

    Yazmış olduğunuz köşe yazısı beni çok etkiledi. Çalışmalarınızda çok önemli ayrıntıları gözlemlemiş olup , bu hususta çaba sarfetmeniz çok değerli. Tüm emeklerinizin karşılığını bulmasını canı gönülden temenni eder, başarılarınızın ve yazılarınızın devamını dilerim.

    Canan Öz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir