Cuma , Temmuz 3 2020
Anasayfa / Çanakkale Muharebeleri / Biyografi / Sultan V. Mehmet Reşat (1844-1918)

Sultan V. Mehmet Reşat (1844-1918)

1909-1918 yılları arasında ki Osmanlı Padişahı’dır. 2 Kasım 1844’te Çırağan Sarayı’nda doğmuştur. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Gülcemal Kadın Efendi’dir. Saray geleneklerine göre yetiştirilmiştir. Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmiştir. Doğu kültürünü incelemiştir. Mevlevilik ile yakından ilgilenmiştir. Kardeşi II. Abdülhamid tahta çıkınca (1876) veliaht durumuna gelmiş ve bununla beraber sarayda gözetim altında yaşamak zorunda kalmıştır. 13 Nisan 1909 tarihinde İstanbul’da meydana gelen gerici ayaklanma sonucunda meclis Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesine ve Veliaht Mehmed Reşat Efendi’nin tahta çıkarılmasına karar vermiştir (27 Nisan 1909 tarihinde 65 yaşında tahta çıkan Sultan Reşat’ın iktidarı Osmanlı siyasi ve askeri tarihinin en hareketli dönemidir diyebiliriz). Hicri 27 Rebiülahir 1327 (11 Mayıs 1909) tarihinde kılıç alayı merasimi için geniş bir program hazırlanmıştır. Sultan Reşad 65 yaşında tahta çıktığından, Osmanoğulları arasında şehzadelik yaşamı kendisinden daha uzun olan bulunmamıştır. Ayrıca önceki 34 padişahtan I. Osman, Orhan Gazi, Kanuni Sultan Süleyman ve II. Abdülhamid ayrı tutulursa diğer 30 padişahın ölüm yaşlarından daha yaşlı olarak tahta çıkmıştır.

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidarda olduğu II. Meşrutiyet yıllarına rastlayan saltanatına halk arasında “Sultan Reşat zamanı,” “Devr-i Meşrutiyet,” “Hürriyet” olarak anılmıştır. 9 yıllık iktidarında 10 kez hükümet değişikliğine gidilmiştir. Sultan Reşat iktidarı Osmanlı tarihinde birçok yönden ilklerin yaşandığı dönem olmuştur. Sultan, Haziran 1911’de 42 yıl aradan sonra özel bir ziyaret sebebiyle İstanbul’a gelen eski Fransız Kraliçesi Eugenie, Türk dostu ve İstanbul hayranı olarak bilinen Pierre Loti’yle ayrı ayrı görüşmüştür. 5 Haziran 1911’de İstanbul’dan ayrılarak Barbaros zırhlısı ile Rumeli gezisine çıkmıştır. Sadrazam ve bazı hükümet üyelerinin de katıldığı gezi Çanakkale, Selanik, Üsküp, Priştine, Kosova ve Manastır şehirlerini kapsıyordu. Padişah gerek buralarda gerekse seyahat süresince geçtiği yerlerde sevgi gösterileriyle karşılanmıştır. Din ve milliyet farkı gözetmeksizin her kesimden halkla görüşmüş ve hayır kurumlarına bağışlarda bulunmuştur. Bu ziyarete ait fotoğraf ve film de çekilmiştir. Yine bu gezi esnasında Selanik’e gelindiği sırada ağabeyi Sultan II. Abdülhamid’e de selamlarını ileten bir mektup bırakmıştır. (II. Abdülhamid o dönemde Selanik’te Alatini Köşkü’nde sürgündedir. Balkan muharebatı dolayısıyla Selanik kaybedilince İstanbul’a getirilecektir).

Sultan Reşat döneminde dış politika konusunda Osmanlı Devleti pek çok açıdan tehdit altında bulunmuştur. Bunu 28/29 Eylül 1911’de İtalya’nın Trablusgarp’a saldırısı izlemiştir. Osmanlı Devleti burayı gönüllü olarak bölgeye giden subaylarının ve yine onların bölgede örgütledikleri sivil halkla çok iyi savunmuş fakat yabancı devletlerin olaya müdahalesi sonucu Osmanlı Devleti, Kuzey Afrika’da ki son toprağını da 18 Ekim 1912 tarihindeki Uşi Antlaşması’yla kaybetmiştir.  Bu antlaşmadan 15 gün kadar önce Karadağ’ın Osmanlı Devleti’ne savaş açmış olması da Uşi Antlaşması’nın kabul edilmesinde etkili olmuştur. I. Balkan Muharebesi’nin başlaması ve Osmanlı Devleti’nin verdiği kayıplar ve muharebenin Osmanlı açısından mağlubiyet ile sonuçlanması Hükümeti de zor duruma düşürmüştür. Bu dönemde Osmanlı siyaseti de aktif bir döneme girmiştir. İttihat ve Terakki’ye karşı muhalefetin partileşmesi hızlanmıştır. 21 Kasım 1911’de Hürriyet ve İtilaf Fırkası kurularak Damat Ferit Paşa başkanlığa, Sadık Bey başkan yardımcılığına getirilmiştir. Mecliste bulunan 105 muhalif mebustan yetmişinin yeni partiye katılması, 11 Aralık’ta İstanbul’da yapılan ara seçimi de bir oy farkla bu partinin kazanması İttihatçılar tarafından tehlike arz etmiştir. Takip eden dönemde kabine değişikliği de yaşanmıştır. Osmanlı siyasi tarihinde “Sopalı Seçim” olarak adlandırılan seçimlerde Hürriyet ve İtilaf Fırkası ezici çoğunluğun İttihat ve Terakki yanında olması sonucunda tasfiye edilmiştir. Bu sırada Balkan devletleri de Osmanlı Devleti’ne karşı savaş hazırlığına girişmiştir. Arnavutluk isyanı yeniden başlamıştır İsyanı bastırmakla görevli ordu içindeki bir grup subay silahlarıyla dağa çıkarak isyan etmiştir. Kendilerine “Halaskaran” veya “Halaskar Zabitan” adını veren bu grup İstanbul’daki temsilcileri vasıtasıyla hükümete bir muhtıra vermiştir. 9 Temmuz 1912’de Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa hemen istifa etmiştir. Onu diğer nazırlar takip etmiştir. Said Paşa meclisten güvenoyu istemiş ve meclis güven oyu verdiği halde ertesi gün 16 Temmuz 1912’de istifa etmiştir. Arnavut isyanının giderek büyümesi ve Halaskar Zabitan meselesi yüzünden Padişah ertesi gün 19 Temmuz 1912’de orduya hitaben bir beyanname yayımlamıştır.  Bu beyannamede; Tecrübeli ve tarafsız kişilerden yeni bir hükümet kurulacağını açıklamıştır. Osmanlı siyasi tarihinde Meşrutiyet döneminin ilk asker kökenli Sadrazamı olan Ahmet Muhtar Paşa tarafsız kişilerden kurduğu kabinesine üç eski sadrazamı aldığı için bu hükümete halk arasında “Büyük Kabine”denilmiştir. Büyük Kabine her ne kadar deneyimli devlet adamlarından oluşsa da istenilen başarıyı sağlayamamıştır. 8 Ekim 1912’de Balkan Harbi’nin başlaması üzerine 18 Ekim 1912’de İtalya ile Uşi Antlaşması’nı imzalayan hükümet, Trablusgarp ve Bingazi’nin elden çıkmasını kabul etmek durumunda kalmıştır. Ordu içindeki partizanlık Balkan Harbi’nde de ağır yenilgilere sebep olmuştur. Ege adaları ve Edirne’ye kadar bütün Rumeli elden çıkmıştır. Bu durum karşısında padişah, 29 Ekim 1912’de Gazi Ahmet Muhtar Paşa’yı istifa ettirerek Kıbrıslı Kâmil Paşa’yı sadarete getirmiştir.

Balkan Harbi’ndeki başarısızlık ve ordunun kötü durumu sonucunda 23 Ocak 1913’te tarihimizde “BabıaliBaskını” olarak bilinen veEnver Bey ile İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ileri gelenleri tarafından gerçekleştirilen olay önemli bir yer edinmiştir. Enver Bey’in öncü rol oynadığı bu olay sonucu Kâmil Paşa istifa etmiştir. Ardından Sultan Reşad ile yapılan görüşmeler sonucunda Mahmut Şevket Paşa sadarete getirilmiştir. Mahmut Şevket Paşa’nın sadaretinde de kötü gidişatın önüne geçilememiştir. 30 Mayıs 1913 tarihinde Londra Antlaşması imzalanmıştır. Bununla beraber Edirne dahil bütün Rumeli Balkan devletlerine bırakılmıştır. İzleyen dönemde meydana gelen kaos ve birtakım karışıklıklar sonucunda Mahmut Şevket Paşa, 11 Haziran 1913 tarihinde uğradığı bir suikast neticesinde öldürülmüştür. II. Balkan Harbi sırasında 21 Temmuz 1913 tarihinde Edirne’nin geri alınması askerin nüfuzunu arttırmıştır. Bir grup subayın Edirne’nin geri alınmasında gösterdiği yararlılıklar dolayısıyla “Edirne Fatihi” Enver Bey’i, Harbiye Nazırı yapmak için harekete geçtiğini öğrenen Harbiye Nazırı Ahmet İzzet Paşa istifa etmiştir. Kaymakam (yarbay) rütbesinde bulunan Enver Bey, 3 Ocak 1914 tarihinde Harbiye Nazırlığına getirilmiştir. Cemal Bey de aynı şekilde terfi ettirilip Bahriye Nazırı yapılmıştır. Talat Bey ise bu dönemde kabinde de Dahiliye Nazırı olarak Enver ve Cemal Bey’den önce bulunmuştur.

Bu dönemde İngiltere, Fransa ve Rusya gibi bazı devletlerin yayılmacı politikaları ve Avrupa da meydana gelen bloklaşma sonucunda I. Dünya Savaşı’nın sinyalleri belirmeye başlamıştır. Almanya’nın Rusya’ya savaş açmasının ertesi günü, 2 Ağustos 1914’te, İstanbul’da Osmanlı Devleti ile Almanya arasında bir ittifak antlaşması imzalanmıştır. Aynı gün Osmanlı Devleti genel seferberlik ilân etmiştir. Yine bu sırada “Cihad-ı Ekber” ilan edilmiştir. Padişah bununla tüm Müslümanların Türk ordusunun yanında mücadele etmesini istemiştir. Sultan Reşad savaşın sebebini İtilaf Devletleri’nin (İngiltere, Fransa ve Rusya) kışkırtıcı tutumuna bağlamış ve bunların acımasız idareleri altında ki milyonlarca Müslümanın vicdanen bağlı olduğu hilafete karşı besledikleri kötü amaçlarından vazgeçmediklerini bildirmiştir. (Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında; Osmanlı’nın parasını ödendiği halde teslim edilmeyen iki adet gemi olan Sultan Osman ve Reşadiye yüzünden de siyasi ilişkiler gerginleşmiştir).

Osmanlı Hükümeti esasında tarafsız kalmak istemiştir. Ancak 10 Ağustos 1914’te Akdeniz’de İngiliz donanmasının takibinden kaçan Goeben ve Breslau adlı Alman kruvazörleri Çanakkale Boğazı’na girerek Osmanlı Devleti’ne sığınmıştır. Osmanlı Devleti’nin tarafsızlığı gereği Alman gemilerinin Türk sularını terk etmesi gerekse de bu olmamıştır. Kruvazörler Türk hükümetince satın alınmak yoluyla meseleye çözüm getirilmiştir. Ancak Yavuz ve Midilli adı verilen kruvazörlerin de dahil olduğu Osmanlı donanmasının Alman Amirali Souchon kumandasında 27 Ekim’de Karadeniz’e açılıp Rus gemilerini batırması, Rusya’nın 2 Kasım 1914 tarihinde Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmesine sebep olmuştur. Bu şekilde Osmanlı Devleti savaşa Almanya ve Avusturya-Macaristan’ın yanında katılmıştır. Takip eden günlerde İngiltere 3 Kasım 1914 tarihinde Çanakkale’de ki bazı istihkamları topa tutmasıyla Osmanlı Devleti için savaş fiilen başlamıştır. Osmanlı Devleti kendini savaşın ortasında bulduğu gibi birden çok cephede de savaşmak zorunda kalmıştır. Osmanlı Devleti kendi sınırlarında; Kafkasya Cephesi (1914-1918)’nde Rusya ile; Sina ve Filistin Cephesi (1914-1918)’nde İngiltere ile; Irak Cephesi (1914-1918) İngiltere ile; Hicaz-Yemen Cephesi İngiliz ve Araplara ile ve Çanakkale Cephesi (1915-1916), İngiltere ve Fransa ile mücadele etmiştir. Osmanlı Devleti müttefiklerine yardım amacıyla ise Makedonya, Romanya ve Galiçya Cephelerinde de İtilaf Devletleri ile mücadele etmiştir.

Çanakkale Muharebeleri esnasında 27 Nisan 1915 tarihinde Sultan Reşat’a fetva ile gazilik unvanı verilmiştir. Bunun yanı sıra Sultan Reşat, Çanakkale ve Irak Cepheleri’nde kazanılan başarılardan duyduğu memnuniyeti Meclisin 1916 yılı açılışında dile getirmiş, 1917 yılı açılış nutkunda ise zaferlerden söz etmemiştir. Meclisin cevabi arzında da ilk defa “Harb-i Umumi” yerine “İstiklal Harbi” tabiri kullanılmıştır. İstiklal Harbimiz tabirini kullanması Sultanın muharebelere verdiği ciddiyetin bir göstergesi olmuştur.

Takip eden dönemde 3 Şubat 1917’de Said Halim Paşa istifa etmiştir. Dahiliye Nazırı Talat Bey’ e vezirlik rütbesi verilerek sadarete getirilmiştir. Enver ve Cemal Paşalar kabinedeki görevlerini korumuştur. Talat Paşa Hükümeti, Sultan Reşat’ın birlikte çalıştığı onuncu (10) ve son hükümet olmuştur. Padişah rahatsızlığının da olması sebebiyle inzivaya çekilmiştir.  Sadece protokollere çıkmıştır. Savaş dolayısıyla Türkiye’yi ziyaret eden müttefik devletlerin temsilcilerini kabul etmiştir; Alman İmparatoru’nu (Ekim1917) ve Avusturya – Macaristan İmparatoru’nu (Mayıs 1918) ağırlamıştır. Alman İmparatoru’nun gerçekleştirdiği bu Türkiye ziyaretinde, Çanakkale Muharebe alanı İmparatora; Çanakkale’de Başkumandan Vekili Enver Paşa’nın önderliğinde gerçekleştirilen ziyaretinde (17-19 Ekim 1917) Esad Paşa ve Cevat Paşa gibi Çanakkale Muharebeleri’nin komutanları tarafından anlatım yapılmıştır.

 Padişah uzun süreli rahatsızlıklar geçirmiştir. Avusturya İmparatoru için düzenlenen yoğun program onu yorduğundan rahatsızlığı daha da ilerlemiştir. Ramazan ayının on beşinci günü gerçekleştirilen hırka-i saadet ziyaretini güçlükle yapabilmiştir (24 Haziran). Bundan sonra sarayına çekilmiştir. Vefatına kadar dışarı çıkmamıştır; baş katibinin getirdiği evrakı yatağında imzalamıştır. Sultan V. Mehmed Reşat ilerleyen hastalıkları ve yaşının verdiği vücut yorgunluğu sebebiyle vefat etmiştir. 3 Temmuz 1918 ve Eyüp’te sağlığında yaptırdığı türbeye defnedilmiştir.

Osmanlı Sultanları arasında gerek yaşı itibariyle gerekse iktidarda olduğu dönem itibariyle Sultan Reşat dönemi zor geçmiştir. Özellikle siyasi olarak birçok karışıklığın olduğu bir dönemde iktidarını korumayı başarmıştır. Ilımlı bir iç ve dış siyaset izlemiştir. Sultan Reşat Osmanlı Devleti’nin mevcut durumunu korumaya yönelik hareket etmiş ve yönetimde genç ve dinamik kişilere görev vermeyi tercih etmiştir. Bu dönemde özelde ordu nezdinde yapılan birçok yenilik ilerleyen yıllarda etkisini göstermiştir. Sakin ve merhametli kişiliğiyle bilenen Sultan Reşat özel hayatında tasavvuf ve edebiyatla ilgilenmiş ve şiirler yazmıştır. Çanakkale Zaferi üzerine olan gazeli meşhurdur. Yazıldığı günlerde dilden dile dolaşan bu gazel bestelenmiş ve çeşitli şairler tarafından tahmis edilmiştir. Konya Karapınar’ da kendi adını taşıyan bir cami de yaptırmıştır. Kızı bulunmayıp üç oğlu bulunan Sultan Reşat’ın saray yaşamını ve kişiliğini; Başmabeyinci Lutfi Simavi, mabeyin başkatipleri Halit Ziya (Uşaklıgil) ve Ali Fuat (Türkgeldi) Beyler kaleme aldıkları anılar ile göstermeye çalışmışlardır.

Sultan V. Mehmet Reşat’ın “Çanakkale” Şiiri

Savlet itmişdi Çanakkale’ye bahrü berden

Ehli İslam’ın iki hasmı kavisi birden

Lakin imdâdı ilâhî yetişüp ordumuza

Oldu her bir neferi kal’ai pûlâd beden

Asker evlâdlarımın pişgâhi azminde

Aczini eyledi idrâk nihâyet düşmen

Kadrü haysiyeti pâmâl olarak itti firar

Kalbi İslam’a nüfuz eylemeğe gelmişken

Kapanup secdei şükrana Reşâd eyle dua

Mülki İslami Hudâ eyliye dâim me’men

KAYNAKÇA

Ali Fuat Türkgeldi, Görüp İşittiklerim, TTK Yayınları, Ankara, 1984.

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi, DH-MKT/2801-78.

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi, YB-021/113-8.

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi, YB-021/ 114-17.

DİA, “Mehmed V”, Cevdet Küçük, İstanbul, 2003, Cilt 28, s. 418-422.

Halit Ziya Uşaklıgil, Saray ve Ötesi, Yayına hazırlayan: Nur Özmel Akın, Özgür Yayınları, İstanbul, 2002.

Lütfi Simavi, Son Osmanlı Sarayında Gördüklerim, Yayına hazırlayan: Nurer Uğurlu, Örgün Yayınları, İstanbul, 2004.

Necdet Sakaoğlu, Bu Mülkün Sultanları, Alfa Tarih, İstanbul, 2017.

Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı Padişahları, Ana Yayınevi, İstanbul, 1981.

Selçuk Akşin Somel, Osmanlı İmparatorluğu Ansiklopedisi, Çeviren: Nurettin Elhüseyni, Alfa Tarih, İstanbul, 2014.

Yayın Yönetmeni Ekrem Çakıroğlu, Yapıtlarıyla ve Yaşamlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi Cilt II, YKY Yayınları, İstanbul, 2008.

Ayrıca Kontrol Et

Kurmay Yarbay Mustafa Kemal (ATATÜRK)

Yaklaşık beş yüz yıl boyunca, üç kıtaya hükmederek birçok ulus ve ülkeyi yönetimi altında toplamış …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir