Cuma , Temmuz 3 2020
Anasayfa / Arşiv / 9. Kolordu’ya: “Türk Askerlerinin ve Dokümanlarının Ele Geçirilmesi Durumunda Yapacaklarına Dair Tavsiyeler ve Hatırlatmalar.”

9. Kolordu’ya: “Türk Askerlerinin ve Dokümanlarının Ele Geçirilmesi Durumunda Yapacaklarına Dair Tavsiyeler ve Hatırlatmalar.”

Çanakkale Savaşı, Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olma özelliğini taşırken düşmanlar için de başarısızlıklarını ispatladıkları bir yer olarak tarihe geçmiştir. Savaş, sadece askerlerin birbirleri ile çarpışıp kalanın kazandığı bir düzen içerisinde işlememektedir. Öylesine bir düzenden bahsediyoruz ki bu sistemin içerisinde en ufak bir hasar sonucu tahmin edilemeyecek olaylar dizisine yol açabilir. Bu sebeptir ki ordular birçok hususta birliklerine tavsiyelerde ve emirlerde bulunmuştur.

İngiliz arşivlerinde, 9. Kolordu’ya ilişkin 4276 numaralı parçanın içerisinde bulunan “Alınan Türk savaş esirlerin sorgulanmasına ve ele geçirilen Türk evraklarının incelenmesine ilişkin notlar” isimli evrak belirttiğimiz sistemin sadece ufak bir parçasıdır. Bu yazıda, belirtilen evrakın üzerinde durulacaktır. 9. Kolordu’ya gönderilen bu evrak, bizlere savaşın farklı yönlerini de ortaya çıkartmaktadır. Askerlere nasıl davranılacağından, onları konuşmaya itecek kuvvetlerden, ele geçirilmiş dokümanların öncelik sıralamasının nasıl olacağından ve çeviri işleminin nasıl olacağına dair bilgiler içermektedir.

“Esirler” olarak başlayan evrakta ilk olarak subaylar ele alınmıştır. Subayların doğası gereği birliklerin ve alayların sayısına dair fazla bilgi vermeyeceği belirtilmiş ve subayları birkaç gün alıkoymanın onların konuşma isteksizliğini zaman içerisinde azaltacağına dair tavsiyede bulunulmuştur. Piyadeler için oldukça geniş yer ayıran evrak ilk olarak Nizam-ı Cedid birliklerine gönderme yaparak başlamaktadır. Bu bölümde Nizam-ı Cedid birliklerinin olası bir durumda hareket edebilecek birlikleri hakkında yeterli sayılabilecek düzeyde bilgi birikiminin olduğuna ve genellikle de sorun çıkarmadan konuştuklarına işaret etmektedir. Ayrıca, astsubayların güvenilir bilgi vermeye daha yatkın olduğu -çünkü üstleri tarafından iyi bilgilendirilirler- ve astsubayların, subaylar gibi, soruları “namus ve onur” amacıyla cevaplama gayesi gütmediği belirtilmiştir. Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Savaşı sırasındaki orduya çağrılan asker durumuna da gönderme yapan evrakta, askere son zamanlarda çağrılanların çoğunun sıradan köylü olduğu ve sadece birkaç hafta eğitim aldıkları yazmaktadır. Bu yüzden, bu çağrılanların askeri bilgisinin az olduğu da eklenmiştir.

Yakalanan düşman esirlerinin psikolojik durumuna da değinen evrakta, esirlerin yakalandıkları ilk andan itibaren kötü davranış görmeyi beklemelerinden ve buna binaen korktuklarından dolayı sorulara verecekleri cevapların karmaşık ve doğru olmayacağı söylenmiştir. Hatta bu durumda, kendilerini kurtarmak için yanlış cevaplar verilebileceği de eklenmiştir. Bu sorunun çözümü için öneri veren doküman, ilk olarak askerleri güzelce doyurup ardından da bir dal sigara verip, esirlerin çok geçmeden güven duygularının yerine geleceğini ve sorulan soruları ellerinden gelenin en iyisini yaparak cevaplayacaklarını belirtmiştir. Hristiyan esirlerin ise askeri ve diğer konularda muhtemelen daha az bilgili olacağı ve yine olayların iç yüzüne daha az hâkim olacakları, lakin keşifler için kapasitelerinin ise bitmez tükenmez olduğu belirtilmiştir. Ayrıca evrakı hazırlayanlar, kasten yanlış bilgi vermenin nadir olduğunu fakat özellikle öğrenilmesi gereken bilgi sorusunun sıkça tekrarına ve farklı kalıp kullanılarak sorulmasını tavsiye etmiş ve buna da dikkat çekmiştir. Belirtilen bu tavsiyenin gerekli olduğu tekrarlanmış ve nedeni olarak da Türk istihbaratının kesin sonuçlar vermediği, yanlış çeviriyle tamamen yanlış etkilerin ve doğru olmayan gerçeklerin kolayca ortaya çıkacağı gösterilmiştir. Sonuç olarak, İngilizler oluşabilecek neredeyse tüm esir durumlarına dikkat çekmiş, nasıl davranılacağı ve hangi yollar izlenilerek esirin ağızından bilgi alınacağı tavsiyeler aracılığı ile birliklere bildirilmiştir.

Evrakın ikinci kısmı “Dokümanlar” olarak başlamaktadır. Bu bölümde ele geçirilmesi muhtemel olan evrakları yedi ayrı maddeye ayırmış ve bunlara ayrı ayrı başlıklar altında yapılması gerekenler belirtilmiştir. Verilen emirlerin kopyaları, isimli bölümde birden fazla emir kopyasının bulunmasını ve alayların sayısını belirlerken, daha kalabalık birliklerin (örneğin bölükler ve kolordular) oluşturulması için böylesine evrakların hedefleri olduğunu ve değer taşıdığını belirtmiştir. Çeviri esnasında hatalar olabileceği belirtilmiş ve bu evrakların genel merkeze gönderilmesi tavsiye edilmiştir.

İkinci bölümde, günlük ve not defterleri ele alınmış ve bunların kurallar gereği ilerleyen safhalar için saklanması ve büyük önem taşıdıkları belirtilmiştir. Üçüncü bölümde, saha raporları ve kısa notlar hakkında tavsiyeler verilmiştir. Türklerin bu tarz evrakların üzerine kurallar gereği dikkatlice saat ve tarih yazdığını ve belli müddetlerle subaylar tarafından üstlerine gönderildiği belirtmiştir. Bu rapor ve kısa notların ele geçirildikten hemen sonra incelenmesi halinde takviyeler, mühimmat ve zayiatlar gibi birçok konudaki gerçekleri ortaya çıkarabileceği ve bu evrakların komutanlar için oldukça büyük önem taşımakta olduğu vurgulanmıştır. Dördüncü bölüm, haritalar ve planlara ayrılmıştır. Bu evrakların özellikle aranması gerektiği belirtilmiş, yine bu evrakların sıklıkla gerçeği yansıttığına ve İngiliz komutanları için büyük önem taşıdığına dikkat çekilmiştir. Beşinci bölüm, kişisel mektuplarla ilgilenmektedir. Askerlerin üzerinde bulunan bu mektupların çok nadiren önem taşıdığını belirtmiş ve neden olarak da Türklerin katı sansür uygulaması vurgulanmıştır. Ancak, zarfların üzerinde bulunan adreslerin ve pulların genellikle birliklerin konumunu tarihiyle belirtiği söylenmiştir. Son olarak, askeri sertifikalara değinen evrakta, sertifikanın saklanması, sahibinin isminin üzerine not edilmesi ve ardından savaş esirleri ile ilgilenen komutanlığa (O.C. Prisoners of War.) iletilmesi belirtilmiştir. Ayrıca, savaş sonrası süreçte askerler ve subaylar için oldukça önem taşıdığı da eklenmiştir.

Büyük sayıda evrakın ele geçirilmesi durumunda, bunlarla en kolay başa çıkma yolu olarak şunlar önerilmiştir: Türkçe yazıları okuyabilen ve ana dili İngilizce olan çevirmenler, ele geçirilen evrakları bir yüzbaşının ya da bölükte bulunan birinci sınıf bir çevirmenin gözetimi altında inceleyebilir ve her bir dokümanın başlıkları, tarihleri, ilk birkaç satırı ve imzaları çevrilir. Böylelikle ele geçirilen evrakların tasnifi yapılır:

1. Acil önem taşıyanlar.
2.Önemli lakin acil değil.
3. Esir için önem taşıyanlar.
4.Çöp.

Ardından da her biri ilgili farklı bölümlere gönderilerek işlem tamamlanır. Ayrıca, çevirmenin başını belaya sokmamak için veya okunması zor olan yazılarda dikkatsiz davranabileceği söylenmiştir. Bu yüzden de yetkililer eğer mümkünse evrakların incelenmesinin bir yüzbaşı veya istihbarat subayı eşliğinde yapılmasını ve çevirmenin evrakları yanına almamasını hatırlatmıştır. Sonuç olarak, herhangi bir toprağı işgal amaçlı gelmiş olsanız bile hiçbir belirsiz durum bırakmamanız gerekir. Esirlere nasıl yaklaşılacağı veyahut ağızlarından nasıl laf alınacağı belirtilmezse işler çığırından çıkabilir. Çeviri işlerini yürütenlerin tutumundan bahsedilmezse ele geçirilen raporların ve haritaların hiçbir kıymeti kalmaz ya da yanlış sonuç çıkarımlarına yol açar.[1]


[1] Ancestry.co.uk, 9. Kolordu Raporları (1915 Ocak-Ekim).

Ayrıca Kontrol Et

30 Nisan/17Mayıs 1915 Tarihleri Arasında 5. Tümen İstihkam Bölüğü’ne Ait Muharebe Tutanakları

On Dokuzuncu Fırka Kumandanlığı’na Emr-i âlî-i kumandanileri altında cereyân eden Arıburnu meydan muhârebesini musavver olmak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir