Cuma , Temmuz 3 2020
Anasayfa / Köşe Yazıları / Şahin ALDOĞAN ile Röportaj

Şahin ALDOĞAN ile Röportaj

Yarım Ömür Bekledim

Muharebe alanına karşı ilginiz ne zaman başladı?
Babam 4’üncü Tümen’de personel subayıydı.Zaman zaman Çanakkale’ye idari görevler için geliyordu. O sırada bende ortaokul öğrencisiydim. Çanakkale’ye gelirken beni de yanına alıyordu. Ancak ayak bağı olmamam için beni Kabatepe’de bulunan sınıf arkadaşı olan teğmenin yanına bırakıyordu. Bana sen burada kal ben dönüşte seni alacağım derdi. Tabi teğmenin de bütün gün benimle uğraşacak hali yok. Kabatepe’de elime bir değnek alıp dağ, tepe, bayır geziyordum. Elimdeki değnekle kemiklerin kafatasların siperlerin arasında dolaşıyordum. Böylece muharebe alanında ilk anılarım bu şekilde başladı.
Çocukluk yıllarınızda başlayan nostalji ilginiz ne zaman harp tarihine dönüştü? Bu dönüşümde aldığınız askeri eğitimin katkısı var mı?
Deniz harp okulunda harp tarihi dersleri ile başladı. Sonrasında Harp akademilerinde verilmiş olan harp tarihi ile ilgili konferansların metinlerine ulaşarak konu ile ilgili bilgi birikimimi arttırma gayreti içine girdim. Harp tarihinin birinci kaidesinin muharebenin geçtiği topografya olduğunu öğrendim. Bu kaide savaşın geçtiği muharebe alanının coğrafyasını yaşayıp öğrenmektir. Ben harp tarihinin birinci kaidesini yaptım. Peki ondan sonra? İkinci kaidesi alabildiğince alanı derinlemesine okumaktır. Üçüncü kaidesi genişlemesine okumaktır. Yani 1807’deki İngiliz Donanması’nı da bilmem lazım, 1912’deki İtalyan Harbi’ni de bilmem lazım.Devamında Dumlupınar faciasını da bilmem gerekir. Bu unsurda er mektubundan harp ceridesine kadar olan geniş bir yelpazeyi bize sunuyor. Bir er mektubu, bir subay hatıratı, alay tarihçesi, harp ceridesi saha için çok önemlidir. Dördüncü kaidesi ise objektif olmalısınız. Bu kaidelere bağlı kaldığımız zaman harp tarihi ile tanışmış oluyoruz. Harp tarihi ilmini özümsemiş oluyoruz. Böylece öncesinde gözyaşıyla yüreğimiz sıkışırken askeri tarih kültürü dünya harp tarihi olarak bakmaya başlıyoruz. O zamanın İngiliz’i Fransız’ı düşman olarak bakılmaktan vazgeçiliyor onların da harp tarihi bizim için bir kaynak olmaya başlıyor. Böylelikle uluslararası bir envanterde harp tarihi nostaljik geziler ile başlayan askeri tarihe ilgim o aidiyet duygusuyla gelişen daha sonra da modern harp tarihine evrilen bir çalışmaya dönüşüyor.
Yarım ömür boyunca mücadele verdiniz. Bu mücadele sırasında birçok kuruma yazı yazdınız. Yazdığınız kurumlara örnek verebilir misiniz?
1975 senesinde Cumhurbaşkanı dâhil ülkedeki bütün yetkililere açık bir mektup yazdım. Bu mektup Cumhuriyet gazetesinde yayınlandı. Bu mektupta “ Atalarımızın kan döktüğü yerde ter dökemeyecek miyiz? Çalışmayacak mıyız?” diye feryat ettim. O günlerde öyle bir azap çekiyorum ki herkese bana bir görev verin bir şeyler yapmak istiyorum diye kendimi paralıyorum. Ancak her kapı kapanıyor.
20 Eylül 1995 tarihinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü’ne yeniden bir yazı yazıyorum.
“Gelibolu Yarımadası’nda Çanakkale Savaşları’nın geçtiği sahalarda imkânlarımla Mayıs 95 tarihinden beri araştırmalar yapmaktayım. Önce topoğrafik yaya gezerek savaşların geçtiği dağ, dere, tepe,bayır adım adım gezerek cepheyi İngiliz kaynaklarından Osmanlı kaynaklarından o günlerde verilen isimlerle bugün değişikliğe uğrayanları levhalandırılmış olanlar da dâhil alanda yüzde on levhalandırmayı tespit etmiş ve taslak çalışması olarak çıkarmış bulunmaktayım.Önümüzdeki yıllarda bu konuda geniş kapsamlı yeni bir çalışma yapmayı da planlamaktayım. Okuma çalışmasına gelince şimdilik Türkçe’ye çevrilmiş İngiliz harp tarihi kaynakları ile Türk Genelkurmayı’nın Atase kaynaklarını karşılaştırarak okumaktayım. Kış döneminde mesleğimin denizci olması nedeniyle Pasifik’te okyanusta başka yerlerde zorlu şartlarda denizde çalışıp ilkbaharda yarımadaya döneceğim. Üniversiteye bağlı olan Atatürk ve Çanakkale Savaşları’nı Araştırma Merkezi tarafından yapılan metodik ve planlı çalışmalarda da kabul görülürse görev alabilirim. Durumu bilgilerinize arz ederim.”
O dönemde Genelkurmay’a Orman Bakanlığı’na Kültür Bakanlığı’na yazdığım gibi üniversite rektörlüğüne de yazdım. O sırada üniversitede görevli Mete Hoca çok iyi niyetliydi. Ancak oda enstitü olmayı bekleyeceğiz dedi. 1995 yılından beri Bakanlar Kurulu kararı ile kurulması gereken enstitüye bekledik. En sonunda özel olarak “Çanakkale Savaşları Enstitüsü” adında kuruldu. Eğer en başında böyle bir enstitü kurulsaydı bize sahip çıkardı.
Gelibolu Yarımadasına ziyaret için gelen kişilerle yaşadığınız ilginç bir olay var mı?
Gelibolu Yarımadasında 1998 yılında on otobüs geliyordu. Ben bu otobüste şehitlikleri ziyaret için gelenlere bildiriler hazırladım. Gelen otobüslere binerek gelen ziyaretçilere dağıtıyordum. Bildirilere “Evinizde yakınlarınız da savaşa ait malzeme mektup fotoğraf belge var mı ?” diye yazdım. Altına da adresimi yazdım. Bana öyle çok mektup gelmeye başladı ki altından kalkamadım. Ne mektup parası ne cevap verme parası yeterdi. Hemen koştum devlete ben bunun altından kalkamıyorum gelen cevapları müzelerimizde sergileyelim dedim. Bu bildiriler öyle büyük bir etki yarattı ki korktum. Bir kuruma değil Çanakkale Savaşları Araştırmacısı Şahin Aldoğan’a geliyordu.
Peki, bu mücadelenizin ilk zaferini ne zaman kazandınız?
13 Ekim 2003 tarihinde Gürsel Göncü ile birlikte Cumhurbaşkanlığı’na ve Genelkurmay’a faks çektik. Bu çektiğimiz fakstan sonra Gürsel Göncü ile birlikte Tarih Kültür Danışma Kuruluna girdik. Ama o sıralar can alıcı öneriler veriyoruz. Öneride “Soğanlıdere, Şahindere, Kiremitdere, Zığındere, Tenkerdere, Bigalı Köyü, Değirmen Mevkii şimdiki Kocadere Şehitliği Kireçtepe’deki orijinal şehitler kaderine terk edilmiş durumdadır kısmen tarlalaşmıştır. Bu alanların korumaya alınması yeniden düzenlenmesi şarttır.” gibi altın değerinde öneriler sunduk.Çanakkale Savaşını ve Çanakkale Ruhunu asılsız destanlar, uydurma menkıbelerle değil ancak bilgiye, arazi etütüne uyarak gelecek nesillere aktarabiliriz. Bu dönemde de bilimsel olarak devamlı bir mücadele var.
İlk defa 2005 yılında devlet bizi Tarih Kültür Danışma Kuruluna üye olarak seçti. Yani 1973’den sonra düşünün tam 32 sene sonra ilk defa bir görev için “Gel Kardeşim” dediler. 32 yıl beklemişim bir yarı ömür yani. 1973’den beri hazırım diyorum. 2005 yılında ilk defa çağırdılar. 2005 yılında görev almaya başladığım tarih danışma kurulunda çalışmalar başlar başlamaz hemen siperlerin çalışmalarında yer aldım. Siper çalışmalarında ilk defa kurumların yanında uzun vadeli planda ismim yer aldı. Bu çalışmalar sırasında Avustralya ve Yeni Zelanda ekibi geldi. Gelen ekip çalışmalar sırasında Şevki Paşa haritasının uygulanmaması gerektiği söylediler. Bu durum benim zoruma gitti. Siper çalışmasında Şevki Paşa haritası ana kaynak olarak kullanılmalıdır. Bu mücadeleyi hiçbir zaman şahsi kişisel çıkarlarımı öne alarak yapmadım. Tabi ki maddi olanak lazım. İçerisinde bulunduğum bir çalışmada siper olursa veya bir müze yapılırsa parayı kabul ederim ama şehitlik ile ilgili bir durum söz konusu olduğunda gönüllü olarak yapıyorum. Mesela Çanakkale İskelesi’nde İbrahim Bodur’un müzesi var. Orada danışman olarak görev aldım. İş Bankası tarafından çevrilmiş yabancı eserlerin türkçe metinlerini gözden geçirme yapıyorum. Bu eserleri gözden geçirme benim için çok büyük bir nimet. Çünkü kitapları düzeltme işini yaparken bilgim artıyor. Ama işte 72 yaşından sonra onları düzenli ve rahat okuyamıyorum. Yani demek istediğim Çanakkale Muharebeleri mistik ve nostaljik bir şekilde başladı ve yaşam biçimi haline dönüştü.
Benim işim daha bitmedi. Hep ne yapılıyor doğru mu yapılıyor diye kontrol edeceğim. Belki bastonla geleceğim belki tekerlekli sandalye ile geleceğim ama geleceğim.

Yayına Hazırlayan: Gülper ULUSOY

Ayrıca Kontrol Et

SON POSTAL İZİ!

            105 yıl önce 3 Haziran 1915’te Çanakkale’de yaşadıkları hayal kırıklıklarından kurtulmak isteyen İtilaf Devletleri’nin …

3 Yorumlar

  1. Hep Var olun siz Şahin Aldoğan hocam, amatör ruhla araştırma yapan onlarca kişiye de her türlü bilgi ve desteği esirgemediğinizi de yazmalılar.

  2. Hocam merhaba, sakaryadan size yaziyorum. Buyuk taaruzda dedemin babasi da katilmic ve yaralanmis Genel Kurmaydaydan detay bilgi aldim ama su anki il ilce koy ile birlestiremiyorum yardimci olmaniz su an o dededen gelen yaklasik 200 kisiyi sevindirecektir. Cep tel3finum 0533 5799453
    Sayg

  3. Cemalettin Yıldız

    Teşekkürler Şahin Abi.Bizlere Çanakkale ruhunu aşıladın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir