Perşembe , Temmuz 9 2020

İkmal

ÇANAKKALE CEPHESİNDE İKMAL FAALİYETLERİ (1914-1916)

Barış BORLAT[1]

GİRİŞ

Çanakkale bölgesinin seferber olması Osmanlı Devleti genelindeki seferberliğe göre daha hızlı şekilde gerçekleşmiştir. Harbiye Nezareti’ne bağlı kalınarak Müstahkem Mevki Komutanlığı ve 5’inci Ordu Komutanlığı tarafından Çanakkale Cephesi’nin askeri ve idari faaliyetleri şekillendirilmiştir. Çanakkale Muharebeleri’nde ikmal faaliyetlerinin fonksiyonel olarak işlerlik kazanmasındaki en önemli idari yapılanmayı menzil teşkilatı oluşturmuştur. Cephenin ihtiyaç duyduğu kaynakların temin ve nakil işlemleri bu yapı aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Cephe’nin muharebe araçları yönüyle ikmal edilmesi yaklaşık olarak 14 aylık bir dönemde gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. İkmal faaliyetlerinin başlaması sırasında mevcut olan birlikler, bölgeye asker sevkinin devam etmesi sonucu giderek çoğalmış ve üç ordu büyüklüğüne ulaşmıştır. Bu nedenle bu büyüklükteki bir kuvvetin sadece İstanbul’daki imalathanelerden ikmal edilmek durumunda kalması kimi aksamaların yaşanmasına neden olmuştur. Bu durumda başvurulan en önemli yöntemlerin başında tasarruf gelmektedir. Çanakkale Muharebe sahasının önemli ikmal faaliyetlerinden iâşe temini ile birlikte askerin giyim-kuşamı konusu da önemli yere sahiptir. Özellikle kış aylarında, soğukların ve karın başlamasından dolayı askerin kıyafetini tam teşekküllü hazır bulundurmak için çaba sarf edilmiştir. Cephede tahkimat çalışmalarının yürütülmesi amacıyla istihkâm malzemelerinin temini konusunda çalışmalar yürütülmüştür. Bu konuda yaşanan aksaklıklara rağmen istihkâm malzemelerinin tedarikinde bölge kaynaklarının uygunluğu önemli bir kolaylaştırıcı unsur olmuştur. Bunun dışında sağlık konusunda ikmal faaliyetlerinin başarılı bir şekilde yürütüldüğü görülmektedir. 

MENZİL TEŞKİLATI

5’inci Menzil Teşkilatının Kuruluş ve İdari Yapısı

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girme ihtimali karşısında, seferberliğin ilanıyla birlikte, daha önce Almanya’dan alınan ve Balkan Savaşı’nda uygulanamamış olan 1911 tarihli Menzil Hizmetleri Yönetmeliği’ndeki menzil teşkilatı yeniden ele alınmıştır. Menzil müfettişliğinin görevi cephedeki muharip komutanların harekâta ve taktik meselelere yoğunlaşmasını sağlayıp tedarik meselesini ise geri hizmet birliklerinin yapmasını kapsamaktadır. Menzil Genel Müfettişliği, 5 Ağustos 1914’te İstanbul’da kurulmuştur.

Çanakkale bölgesindeki birliklerin tüm ikmal maddelerinin günlük ihtiyacı ortalama olarak, 150 ton olarak belirlenmiştir. Ancak 18 Mart 1915’ten sonra muharebelerin yeni bir şeklini almaya başlaması ile birlikte askeri ve geri hizmet faaliyetleri yeniden düzenlenmiştir.  Bu amaçla Menzil teşkilatı kısmen diğer orduların menzillerinden, kısmen de yeniden yapılandırmak suretiyle oluşturulmuştur.

5’inci Menzil Müfettişliği, 25 Mart 1915’ten itibaren oluşturulmaya başlanmıştır. 5’inci Menzil Müfettişliği’ne Miralay Ali Bey, Kurmay Başkanlığına ise Yüzbaşı Muzaffer Bey atanmış; kısa süre sonra yerlerine menzil müfettişliği görevine Miralay Sadık Sabri Bey, yardımcılığına Mehmet Ali Bey getirilmiştir. Kurmay Başkanlığı’na ise Muzaffer Bey atanmıştır. Bu idare heyeti muharebelerin sonuna kadar görev yapmıştır. Mayıs ayından sonra deneyimli eleman ihtiyacının artması üzerine 1’inci Menzil Cephane Park Kumandanı Topçu Binbaşı Hüseyin Bey, 2’inci Menzil idaresinde Tabur Kâtibi Nuri Azmi, Yüzbaşı Cemil, Sivil Kâtip Habil Efendi, Vardar Ordusu idare heyetinden emekli İstanbul’da Topçu Albayı Osman Bey’in görevlendirilmesi talep edilmiştir.

Menzil hattı, ordu harekât bölgesi ile yurtiçini birbirine bağlayabilmek için ordu harekât mıntıkasının geri hattından başlayarak menzil mıntıkası boyunca devam edip yurtiçindeki kaynaklara ulaşan yol güzergâhlarına denilmektedir. Bu hatlar sayesinde ikmal kaynakları muharebe sahasına, menzil hat kumandanlıklarına bünyesindeki personel ile taşınmıştır.  Çanakkale Cephesi’nde menzil kumandanlıkları hem Rumeli hem de Anadolu Yakası’nda oluşturulmuştur. Rumeli yakasında Uzunköprü-Keşan, Keşan-Gelibolu ve Gelibolu-Ilgardere olmak üzere üç hatta ayrılmıştır. Anadolu yakasında ise Karabiga veya Bandırma yolu ile Biga üzerinden üç kol halinde Çanakkale’ye uzanan nakliye güzergâhları üzerinde birçok menzil hat kumandanlığı oluşturulmuştur.

Ordu Menzil Müfettişlikleri’ne bağlı olarak menzil hat komutanlıkları, menzil nokta komutanlıkları, menzil istasyon komutanlıkları, menzil iskele ve limanlar komutanlığı, konaklama komutanlıkları, menzil mıntıka müfettişlikleri gibi menzil hizmetlerini yürüten idari kıta ve hizmet birimleri bulunmaktadır. Bunların dışında hastaneler, hayvan hastaneleri, ambarlar, nekahethaneler, revirler, çayhaneler, fırınlar gibi birçok ikmal hizmetini karşılayacak birim yer almaktadır. 5’inci Menzil Teşkilatı, bir menzil karargâhı, süvari-piyade karışımından oluşan muhâfız ve sahrâ jandarma takımları, bir telgraf müfrezesiyle bir sahrâ posta bölüğünden oluşmuştur.

Menzil müfettişlikleri, emir ve yetkilerini nokta kumandanlıkları aracılığı ile yerine getirmiştir. Birçok noktada menzil hizmeti sağlamak amacıyla yapılar kurulmuştur. Bunların öncelikli amacı, kendi noktalarından geçen orduya mensup kıta, kol ve perakende efrâda talep edilmese bile birer sıcak yemek vererek istirâhatlarını temin etmek ve bunu sağlamak için her nokta kumandanının öncelikle bölgesindeki suyu, odunu temin etmesi ve yol mahallerini düzenlemesi, her vasıtayı kullanarak yemekler hazırlaması istenmiştir.

Çanakkale’de ilk olarak yedi tane nokta kumandanlığı kurulmuşken ileriki dönemlerde Rumeli bölgesinde Edirne, Tekirdağ, Alpullu, Hayrabolu, Seyidler, Babaeski, Lüleburgaz, Uzunköprü, Keşan, Eksamil, Malkara, Gelibolu, Akbaş teşkil edilmiştir. Anadolu yakasında ise Bandırma, Biga, Karabiga, Pazarköy, Birgos, Lâpseki, Eşelik, Balcılar ve Çanakkale Nokta Kumandanlıkları oluşturulmuştur. Biga Merkez Nokta Kumandanlığı, Binbaşı Abdullah Bey maiyetinde 24 Nisan 1915’te yapılan bir düzenlemeyle kurulmuştur. Ayrıca Çanakkale-Kumkale bölgesinde 15’inci Kolordu bulunmakta olup menzil düzenlemesine göre buraya erzak ve levâzım tedarikinin Biga’dan kara yoluyla yapılması planlanmıştır.  Aynı düzenleme ile Keşan’ın nakillerde önemli bir bölge olması nedeniyle burada da bir nokta kumandanlığı tesisi için Kazım Bey görevlendirilmiş ve Keşan istikametinde kuzeye doğru hareket edecek birliklerin Eksamil-Kavak hattına kadar iâşeleri 5’inci Menzil tarafından sağlanmıştır.

Deniz ulaştırması karaya göre daha avantajlıdır. Çünkü denizden ikmal, hem hız hem de taşıma kapasitesi açısından daha verimli olmuştur. Bu durumdan yarar sağlamak amacıyla 6 Mayıs 1915 tarihinde 16 numaralı Menzil emri ile Lâpseki Nokta Kumandanlığı kurulmuştur. Bu idari yapı, Nokta Kumandanı Binbaşı Mustafa Efendi, nokta idare zâbiti kıdemli Yüzbaşı Remzi Efendi, Yazıcı neferi Kamil, hamal bölüğünden giydirilerek cephane parkına teslim edilecek olan on tecrübeli asker ve on silahsız askerden oluşmaktadır.  Menzil mıntıkası kapsamında Lâpseki’de 15 Haziran 1915’te bir terzihane kurularak kumaş teminine başlanmıştır. 

16 Nisan 1915 tarihinde Menzil Kumandanlığı’nın 6 numaralı emri ile Menzil İskele ve Limanlar Kumandanlığı’nın kurulmasına ve Genel Karargâhta 11’inci Şube olarak isimlendirilmesine karar verilmiştir. Bu şubenin kumandanlığına Yüzbaşı Fazıl ve Mülâzım Server Efendi görevlendirilmiştir. Bu şubeye bağlı olan iskele ve liman kumandanlıkları ise Gelibolu, Çanakkale, Karabiga ve Tekirdağ’dır. Kumandanlığın ana görevi iskele ve limanların mevcutlarını ve eksiklerini tespit ederek düzenli iş görmelerini sağlamak olmuş; böylece deniz ikmalinin en verimli şekilde yapılması amaçlanmıştır.  Bunun yanında 5’inci Menzil Müfettişliği mıntıkasında bulunan Bandırma, Karabiga, Çardak, Bergos, Çanakkale, Tekirdağ, Ereğli (Marmara), Şarköy, Gelibolu, Akbaş, Maydos, Burgas, Kilya ve Lâpseki’de İskele Kumandanlıkları kurulmuştur. Bu yapılanma kapsamında Lâpseki Nokta Kumandanlığı ile deniz bağlantısının sağlanabilmesi için İskele Kumandanlığı aynı anda kurulmuştur. Lapseki’de 4 Mayıs 1915’te yeni bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre piyade Yüzbaşı Vasfi Efendi, sahrâ jandarma bölük komutanı tayin edilmiş; şehir dâhilinde sadece piyade takımının kalması, limanda görevli 15 jandarmanın, karargâhta ise 30 jandarmanın bulunması bildirilmiştir. Diğer jandarma askerlerinin ise şehir dışında çadırlı ordugâh tesis edilerek buraya taşınmaları istenmiştir.

5’inci Menzil Hattının Ulaşım Kabiliyeti

Çanakkale Cephesi’nde kara, deniz ve demiryolu ulaşımına imkân bulunduğu halde denizyollarının abluka altında olması, demiryollarının yetersizliği ve karayollarındaki araç-gereç eksikliği nakliye işlerinde bazı aksamalar yaşanmasına yol açmıştır. İstanbul’dan Çanakkale’ye karayoluyla nakil için Uzunköprü’ye kadar tren, oradan cepheye kadar karayolu kullanılmıştır. Gelibolu Yarımadası’na uzanan kara yolu, Bolayır-Gelibolu-Bayırköy-Pazarköy-Ilgardere-Yalova-Eceabat-Kirte doğrultusunda uzanmaktadır.

Menzil için önemli istikameti oluşturan Uzunköprü-Gelibolu-Akbaş arasını yüklü bir kol bir günde gitmekte, beş günde geri dönmekte ve bir günde istirâhatta geçirmektedir. Bu hattaki bir kol 13 günde; Gönen-Biga-Lâpseki hattını ise yüklü olarak beş gün gitmek, dört gün dönmek ve iki gün istirâhat olarak 11 günde tamamlamaktadır. İkmal yollarının iyileştirilmesi amacıyla 11 Eylül 1915 tarihinde 5’inci Ordu ve menzil mıntıkasındaki yolların tamir ve ıslahı için Yarbay Raşit Bey’in komutasında olmak üzere “yol inşaat şubesi” oluşturulmuştur. İkmal için kullanılan yolların büyük bölümünü demiryolları kapsamıştır. Yurt içinden temin edilen iaşe maddeleri, İstanbul gibi merkezlere demiryolu ile ulaştırılmıştır. Nitekim savaş sürecinde Osmanlı Devleti’nin demiryollarından başka umûmî nakil araçları bulunmamaktadır. Kara yolu taşımacılığı için yeterli motorlu aracı bulunmayıp yük hayvanları da az miktarda eşya taşıyabilmektedir.

İkmal noktalarından Edirne-İstanbul hattı 12 saat sürmekte olup Çanakkale’ye en önemli nakil işlemlerinin çoğu bu yol üzerinden yapılmıştır. Bu durumun temel nedenini ise Marmara iç denizinin sağlamış olduğu ulaşım imkânları ve deniz araçlarının taşıma kapasitesinin yüksek olması oluşturmuştur. Çanakkale’nin Bandırma’ya olan mesafesi 96 mil (178 km), Tekirdağ’a olan mesafesi 74 mil (137 km)dir. Çanakkale’nin İstanbul’a olan uzaklığı 135 mil (250 km) ki bu mesafeyi gemiler, 10-12 saatte alabilmektedir. Ağır malzemenin taşınması ancak deniz yolu ile mümkün olmuştur. Deniz yolu en kısa süren yol olması bakımından önemlidir. Ancak ikmal gemileri için denizlerde düşman denizaltı tehdidi bulunmaktadır.

Osmanlı Devleti’nin ikmal nazarında müttefikleri ile bağlantısı İstanbul’dan Almanya’ya uzanan iki demir yolu hattı ile sağlanmıştır. Bu iki hattan birisi Bulgaristan diğeri ise Sırbistan üzerinden geçmektedir. Bu bağlantının sağlıklı olarak Kasım 1915’ten itibaren temin edildiği söylenebilir. Keza Bulgaristan’ın henüz müttefik olmadığı zamanlarda bu hattın kullanılması mümkün olmamıştır. Çünkü Niş’ten Belgrad’a uzanan hayati bağlantıyı kontrol eden Sırbistan ile henüz temas sağlanamamıştır. Diğer demiryolu hattı Bükreş yoluyla Romanya üzerinden geçmektedir. Bükreş yoluyla Romanya üzerinden geçen diğer demir yolu güzergâhı Sırbistan’dan bağımsızdı ve Romanya Hükümeti, Krupps’tan Çanakkale Boğazı’na kadar engelsiz uzanan açık bir yol meydana getirilmesine razı olmuştur.

İkmâl kolları, nakledilen malzemenin cinsine göre erzak ve cephane kolları olarak isimlendirilmekte, bu kolların nakliyesi hayvan gücüne dayanmaktaydı. Öküz arabalarından kurulu kollar, taşıdıkları ağırlıkların fazlalığından dolayı ağır erzak kolu veya ağır cephane kolu olarak isimlendirilmiş; diğer cins arabalardan veya canlı nakil araçlarından oluşan kollara da hafif erzak kolu veya hafif cephane kolu adı verilmiştir. Taşıma aracının niteliğine göre öküz ve manda arabası 600 kg, çift atlı araba 400 kg, kağnı 150 kg, deve 200 kg, yük hayvanları 80 kg, tek at arabası 250 kg, merkep 50 kg olarak belirlenmiştir. Bu kollar muharebeler boyunca takviye edilmeye çalışılmıştır. Muharebelerin sonuna gelindiğinde ise 5’inci Ordu’nun katar kolları Rumeli kısmında 34 koldan oluşmakta ve 683 ton taşıma kapasitesine ulaşmıştır. Avrupa istikametinde 16 kolu bulunmakta ve 232 ton kapasitesinde taşıma yapabilmektedir. Anadolu bölümünde ise 68 kolda 608 ton kapasiteli nakil yapılabilmektedir. Muharebeler boyunca hızlı nakil konusunda menzil hizmetlerinin en önemli unsuru deniz taşımacılığı olmuştur. Deniz ulaşım araçları, önemli bir taşıma kapasitesine sahip olmuştur. Öyle ki toplam 101 deniz aracı ile 1867 ton taşıma kapasitesine ulaşılmıştır.

5’inci Menzil Mıntıkasında İşleyiş ve Uygulamalar

Ülkenin en büyük yolcu nakliye şirketi olan Şirket-i Hayriye vapurları cepheye askerin sevk edilmesinde, erzak ve mühimmat nakliyat işlerinde kullanılmıştır. Bu deniz nakillerinin düzenli bir şekilde yapılabilmesi amacıyla İstanbul’dan Çanakkale Cephesi’ne deniz yoluyla yapılan nakillerde 5’inci Ordu Komutanlığı İstanbul Sirkeci’deki Askeri Sevkiyat Müdürlüğü’nden hareket edecek olan vapurların hareket saatlerini ve yük durumlarını önceden bildirmelerini istemiştir. Menzil Müfettişliği sınırlarında yapılan nakillerde teslim işlerinden sorumlu subaylar, teslim aldıkları mal karşılığında belge imzalamışlar ve belge düzenleyerek üst komutanlıklara teslim etmişlerdir.

Muharip ordunun tüm nakliye işleri ilk olarak Levâzımat-ı Umûmîye dairesine verilmiş iken küçük ve büyük tüm vapurlar, römorkör, mavnalar,  gemiler ile İskele ve Limanlar Kumandanlığı’nın 5’inci Ordu Menzil Müfettişliği’nin emrine verilmesiyle artık denizyolu ulaşımı, ilgili müfettişlik tarafından yürütülmeye başlamıştır. Böylece Şirket-i Hayriye’nin 61, 63, 45, 39 numaralı Vapurları ile Araba, Keşkül, Armağan, Türkan, Tutsak, Erdek, Şam, Hanefi vapurları 5’inci Menzil hizmetine verilmiştir. Gülnihal, 36, 66, 67 Numaralı Vapurlar ise 5’inci Menzil Hasta ve Yaralı Vapuru olarak görevlendirilmiştir. 5’inci Menzil Müfettişliği taşıma kapasitesini yeni gemi, mavna ve vapurlar ekleyerek arttırmaya çalışmıştır. Bu amaçla Ejder, Kısmet, Bebek, Göksu, Diğer Bebek, Tekfurdağı, Sofya istimbotları ile üç şat ve üç duba ile 30 mavna 5’inci Ordu Menzil’inde doğrudan hizmet etmiştir. Ayrıca tahliye işlemleri için menzil tarafından küçük vapurların doğrudan doğruya yanaşmasına müsait olan Akbaş’ta beş, Burgas’da dört, Ilgardere’de üç, Lâpseki’de bir, Şarköy’de bir, Gelibolu’da bir, Galata’da bir iskele bulunmaktadır. Akbaş ve Burgas iskelelerinde birer hamal taburu; diğer iskelelerde birer hamal bölüğü vardır. Ancak menzil sınırları içerisinde her liman, büyük gemi nakillerinin tahliyesine izin verecek durumda olmadığı için Laros, Eritime gibi büyük vapurlar Rumeli sahilinde tahliye işlemi gerçekleştirememiştir. İskeleye yanaşan gemi endirekt atış başlaması durumunda hareket edemeyerek savunmasız bir durumda kaldığından bu gemiler yüklerini Anadolu sahilindeki Burgas transit iskelesine boşaltmışlar ve küçük istimbotlar ile Rumeli iskelelerine sevk etmişlerdir. Osmanlı Devleti’ne ait yeterli sayıda deniz aracı bulunmamaktadır. Bu nedenle bütün deniz araçlarının ordu için kullanımına çalışılmıştır. Örnek vermek gerekirse padişaha mahsus Ertuğrul yatı ile Alman sefirine ait Lorley yatı ordunun sevkiyat işlerinde kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca Hilal-i Ahmer gemileri yiyecek nakli için kullanılmıştır.

Deniz yolu ulaşımında bazı aksaklıklar görülmüştür. Bunun nedeni bazen disiplinsiz hareket edilmesinden bazen de yanlış anlaşılmaktan kaynaklanmaktadır. Bu tür disiplinsizliklere karşı oldukça hassas davranılmıştır. Öyle ki 31 Ağustos 1915 tarihinde Akbaş’tan hareket eden ve yaralı taşıyan Şirket-i Hayriye’nin 63 Numaralı Vapuru’nun süvarisine Çardak’ta bulunan hastaları alması emredilmiş olmasına rağmen Lâpseki’ye uğrayarak geceyi orada geçirdiği ve Çardak’taki hastaları almadığı görülmüştür. Bunun üzerine yapılan tahkîkat sonucunda beş günlük yevmiye kesme cezası verilmiştir. Anlamamadan kaynaklanan hatalarda ise temel sorun ikmal taleplerinin aynı zamanda Almanca olarak yapılması; hatta kimi durumlarda sadece Almanca olarak yapılması ve bunların çevirilerinin yapılmasında yaşanan sorunlardı.

Nakil işlemlerinin bir bölümünde Türk tarafına asılsız iddiaların yöneltildiği görülmektedir. Bir iddiaya göre hastane gemisi olarak kullanılan Gülnihal, Akdeniz vapuru ve Şirket-i Hayriye’nin 60, 61, 63 ile 70 numaralı vapurları ile askeri nakliyat yapılması olmuştur. Bu durum üzerine Harbiye Nezareti 9 Eylül 1915 tarihli yazısı ile bu konuda tarafsız devletlerce gemilerin incelenebileceğini bildirmiştir. Nakliye hizmetleri konusunda bölge halkına da gelir sağlamak amaçlanmış ve halkın kayık ve yük hayvanı gibi olanaklarından yararlanılmıştır. Halkı mağdur etmemek amacıyla Tekâlif-i Harbiye usûlüyle el konulan nakliye hayvanlarından vergi alınmamasına karar verilmiştir.

Çanakkale Cephesi’ne sevk edilen ikmal malzemelerinin dağıtımının yapıldığı ana merkezlerden birisi Akbaş Limanı’dır. Akbaş Limanı, 5’inci Menzil merkezinin cepheye en yakın hattını oluşturması ve kapasitesi bakımından öneme sahiptir. Akbaş’ta Yalova vadisinin doğu yamaçlarında denizden itibaren birinci derecedeki istihkâm deposu, ikinci ve üçüncü derecedeki cephane deposu, batı yamacında Akbaş Nokta Kumandanlığı yakınında teçhizat ambarı bulunmaktadır. Bu limanın muharebelerin başında birtakım güçlükleri de bulunmaktadır. Büyük gemi ve vapurlar iskeleye yanaşamadıklarında malzemeler yakın liman ve iskelelere tahliye edilip oradan da Akbaş’a mavnalar ile taşınmıştır. Ancak zamanla bu sorunlar aşılarak Akbaş Limanı, en büyük tahliye ve dağıtım yeri haline gelmiştir. Burası nakillerin ana noktası olması nedeniyle İtilaf Devletleri için cephe gerisinde hedef alınan yerlerin başında gelmektedir. Bu nedenle Akbaş ve Kilya sık sık endirekt ateşine maruz kalmıştır. Tüm bunların yanında Çanakkale bölgesine deniz yoluyla yapılan sevkiyatlar daha çok Akbaş Limanı’na yapılsa da nakli yapılan eşyanın içeriğine göre kimi zaman doğrudan Müstahkem Mevki için Çanakkale Sevkiyat İskelesi kullanılmıştır. Limanlar arasında nakliye işlemleri menzil vapurları ile yürütülmüş ve olası bir denizaltı tehlikesine karşı torpidobot ile nakiller yapılmıştır. 5’inci Ordu, 15 Haziran 1915 tarihinde Akhisar torpidosunu bu iş için tahsis etmiştir.

Nakiller sırasında yaşanan sorunları çözmek amacıyla bazı tedbirlere başvurulmuştur. Düşman denizaltı tehlikesinin yanında nakliye işlerini oldukça olumsuz etkileyen etken, kış şartları olmuştur. Akbaş İskelesi bu bakımdan lodos ve poyraz rüzgârlarına açık bir konumda bulunduğundan en çok etkilenen noktalardan olmuştur. Öyle ki 27 Kasım 1915 tarihinde gece birdenbire başlayan lodos rüzgârının etkisi ile Şirket-i Hayriye’nin 50 Numaralı Vapuru, 6 Numaralı Haliç Vapuru, Bebek Römorkörü ve yedeğinde çektiği tersane şatı karaya oturmuş ve güç bir şekilde tahliyeleri yapılabilmiştir. İleriki günlerde fırtınaların artması üzerine bir istimbotun Akbaş’tan Burgas’a yalnızca boş bir mavna götürebilmekte olduğu, Anadolu sahilinde Burgas iskelesinde mavna ve şatlarını boşaltan eşya ve erzakını Akbaş veya Ilgardere’ye nakletmek için ancak güçlü bir istimbotun gerekli olduğu anlaşılmıştır. Bu şartlar altında, askeri vasıtaların yetersizliğinden dolayı Akdeniz vapuru günlerce boşaltılamamıştır.

Kış şartları deniz yoluyla yapılan nakiller kadar karadan yapılan nakilleri de olumsuz etkilemiş; kimi zaman kazaların yaşanmasına neden olmuştur. Öyle ki 20 Aralık 1915 tarihinde Keşan’da dereye düşen otomobil uzun uğraşlar sonrasında çıkarılmıştır. Bunun üzerine otomobillerin yağışlı havalarda kaymaması için 100 adet zincir talep edilmiştir. Nakliye faaliyetlerini etkileyen olumsuz şartlara rağmen sevk işleri başarıyla sürmüştür. Öyle ki muharebelerin sona erdiği hafta, 6 Ocak 1916 tarihinde Akbaş ve Burgas’a 328 ton, 7 Ocak 1916’da Akbaş’a 80 ton, 9 Ocak 1916’da Ilgardere, Akbaş ve Kilya limanlarında 650 ton erzak ve mühimmatın tahliyesi gerçekleştirmiştir. Bu tahliyenin 462 tonluk bölümü Akbaş’a yapılmıştır. Böylece 5’inci Ordu menzil bölgesinde, Çanakkale Cephesi’nin tahliyesi öncesinde 1.058 ton gibi tam kapasiteye yakın yüksek bir sevkiyat gerçekleşmiştir.

Çanakkale muharebe sahasına yapılan nakillerde en az kullanılan nakil vasıtası motorlu araçlar ve buna bağlı olarak kamyonlar olmuştur.  Osmanlı Devleti’nde 1914 yılında motorlu araç toplamı sadece 187 idi. Bunlara ek olarak Harbiye Nezareti, 19 Mayıs 1915 tarihinde Almanya’dan beş adet yük kamyonu istemiştir. Almanya’dan talep edilen kamyonların Çanakkale’ye sevki, iki devlet arasında kara bağlantısının sağlanması sonucu ancak kasım ayından sonra hızlanmıştır. Bu süreçte Harbiye Nezareti, cephane nakli için Uzunköprü’ye 10 otomobil sevk edileceğini bildirmiştir. 10 otomobil için de 10 ton benzin, bir ton vakum yağı, 500 kg gres yağı sevk edilmiştir. Haziran ayının sonunda Menzil 10 yük kamyonu daha talep edilmiştir.  Sınırlı da olsa otomobil kullanımının görüldüğü noktalardan biri Uzunköprü’ye yakınlığından dolayı Saros Grubu olmuştur. Bu kapsamda Saros Grubu Komutanlığı için 5 Temmuz 1915 tarihindeki nakillerde 202 numaralı kamyon kullanılmıştır. Savaşa hazırlık sürecinde Osmanlı Devleti’nin otolar için kullanılacak benzin ve yağ ile yedek parçalarının geriden desteklenmesi planlanmış ve bu amaçla iki benzin kolunun kurulması istenmiştir. Bu noktada bütünleme, daha çok doğu ve güney doğu harekât alanlarına yönelik olduğundan desteklenecek kollar da bu ordularda bulunmaktadır.

Üçüncü sınıf ikmal maddelerinden olan yakacak kömür ve odun ihtiyacı, daha çok Anadolu yakasından, Biga Yarımadası’ndan ve özellikle Kazdağları kesiminden getirilmek sûretiyle sağlanmıştır. Çan, Balcılar veya Bayramiç bölgesinden sağlanan kereste, odun veya odun kömürleri cepheye sevk edilmiştir. Çanakkale bölgesinde ayrıca iki yerde linyit ocakları işletilerek kömür sağlanmıştır. 1915 yılında Küçük Anafarta’da ve Karainebeyli’nin doğusundaki Sümbüldere’de linyit ocakları ile Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı tarafından Lâpseki’nin 20 kilometre doğusunda Şevketiye bölgesindeki linyit ocakları gayr-i müslim imtiyaz sahibi tarafından işletilmiştir. Bunların yanında bölge halkından kömür temin edilmiş ve gayr-i müslim imtiyaz sahipleri ile mukavele yapılmıştır. Lâpseki yakınlarındaki Şevketiye kömür madenini işleten Mösyö Podinştay ile 24 Ekim 1915 tarihinde bir mukavele yapılmıştır. Bu mukavele kapsamında Lâpseki Nokta Kumandanı tarafından iki Alman subay, 13 Alman asker, 22 kömürcü, 300 asker, Gelibolu Hamal Bölüğü’nden 48 asker, 15 araba, amele taburundan iki subay Lâpseki Nokta Kumandanı tarafından bu işle görevlendirilmiştir. Çardak’tan bir tabip haftada bir defa madene giderek madendeki askerlerin hastalıklarını tedavi etmiştir.

Çanakkale muharebe sahası içinde ve komşu sahalarda olumsuz hava şartları nedeniyle depolama yapılmak zorunda kalınmıştır. Ilgardere’de kömür deposu bulunurken muharebenin sonuna doğru Akbaş’a da Mülâzım-ı evvel Server Efendi idaresinde “maden kömürü depo memurluğu” kurulmuştur.

İstanbul’dan Çanakkale’ye kömür nakilleri yapılırken bazı aksaklıklar yaşandığı görülmektedir. Bu aksaklıklar 1915’in Ekim ve Kasım aylarında kömür sıkıntısı olarak baş göstermiştir. Örneğin Ekim 1915’te İstanbul’dan gönderilen beş mavna kömürden ikisi denizaltı saldırısı nedeniyle Erikli sahilinde batırılmıştır. Bir diğer mavna, Tekirdağ İskele Kumandanlığı tarafından zapt edilmiş ve alıkonulmuştur. Dördüncü mavna Gelibolu yakınlarında kayalıklara çarparak dalgaların etkisi ile parçalanmıştır. Bu sevkiyattan kıyıya ancak bir mavna ulaşabilmiştir. Burada alınan zayiat sonucunda Menzil Müfettişliği zor durumda kalmış ve Ekim ayında kömür sorunundan dolayı menzilin işleyişi neredeyse durmuştur.  Nakliyatta yaşanan başka bir aksaklık ise kazalardır. Diğer yandan nakil için gemilere kalitesiz kömürlerin verilmesi geminin istim tutamamasına ve torpil hattı ortasında kalmasına neden olmuştur. Bu nedenle nakil gemilerine kaliteli kömür verilmesine dikkat edilmiş; hatta bazı ikmal taleplerinde bu tür gemiler için Erikli kömürü verilmesi istenmiştir. Bazı gemiler ise kömür alımında öncelikli durumda bulunmuştur. Hilal-i Ahmer vapurları hasta ve yaralı nakli yaptıklarından dolayı İstanbul’a uğramadan farklı limanlara nakil yapmaları durumunda kömür ihtiyaçları zorunlu olarak menzil nakil vasıtaları ile sağlanmıştır. Bu gemilerdeki kömür yetersizlikleri, sevkiyatın planlamasının da değiştirilmesini zorunluluk haline getirmiştir.

Kömüre dair yetersizlikler cephede petrol ve kömüre ihtiyaç duyan değirmenleri de etkilemiştir. Değirmenlerin tıpkı gemiler gibi istim tuttuğu veya çalışamadığına dair raporlar mevcuttur. Örneğin Gelibolu Ambar Müdürü Hüseyin Bey, 7 Kasım 1915 tarihinde Akbaş Menzil Müdürlüğü’ne gönderdiği yazıda iki günden beri kömür olmadığı için değirmenin çalışmadığını odunla çalışan diğer bir değirmenin ise çok fazla istim tutmasından dolayı verimli olmadığını bildirmiştir. Bu sorunlar değirmenlerde un kalmamasına yol açmıştır. Birlikler kış şartlarının yaklaşmasına rağmen menzil ve Başkomutanlıktan sınırlı kömür ve odun temin etmeleri nedeniyle kendi bünyelerinde kurdukları müfrezeler ile mıntıkalarından ya da mücâvir alanlarından tedarik yoluna gitmiştir. Cephede kömür ihtiyacının yanında diğer akaryakıt teminleri de önemli olmuştur. Projektörler için madenî yağ, gaz yağı ve benzin temini gerekmiştir. Ayrıca yol yapımında kullanılan silindirler için kömür, fenerler için yağ gibi daha az ihtiyaç duyulan maddelerin tedarikleri de Menzil aracılığıyla Başkomutanlık Vekâleti’nden sağlanmıştır.

Muhâbere İkmal Maddelerinin Tedarik ve Dağıtımı

Muhâbere sınıfı, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra 1882 yılında “Telgraf-ı Askerî Bölüğü” adı altında kurulmuştur. Ayrıca 1910 yılında Almanya’dan satın alınan telefonlar ile ordu muhâbere sınıfında önemli bir gelişme yaşanmıştır. Diğer yandan her bölüğün 1’inci ve 2’nci takımları telgraf ve telefon ile donatılmıştır. 3’üncü takımlar ise asma hat inşa ve 4’üncü takımlar helyostadan oluşmuştur. Ayrıca her bölüğe birer güvercin müfrezesi eklenmiştir.

Osmanlı Devleti savaşa girdikten sonra ordu komutanlıkları, birer muhâbere birliğine ihtiyaçlarının olduklarını bildirmiştir. Bu çerçevede Çanakkale bölgesi için 25 Ocak 1915 tarihinde bir telgraf bölüğü görevlendirilmiştir. Muharebeler boyunca Çanakkale-Lâpseki-Biga-Bandırma-Bursa-İzmit-İstanbul hatları üzerinden aktif olarak kullanılmıştır. Ayrıca cephede bulunan kıtaların geri ve birbirleri ile olan irtibatı için sahrâ telgraf ve telefonu ile işaretçileri kullanılmıştır. Diğer yandan Gelibolu, Eceabat, Biga, Lâpseki, Çanakkale, Ezine, Tavaklı, Ayvacık, Bayramiç, Küçükkuyu, Papazlı, Pazarköy, Karabiga’da Posta ve Telgraf Nezaretinin telgrafhaneleri bulunmaktadır. Bunlar Posta ve Telgraf Nezaretinin Nara-Bigalı arasındaki üç denizaltı kablosuyla bağlanmıştır. Ayrıca Gökçeada ve Bozcaada ile haberleşmeyi sağlayan denizaltı kablosu bulunmaktadır. Boğaz Muharebesinden sonra Sarıcaeli’nden Nara’ya ve Bigalı’dan Eceabat’a telefon hatları uzatılarak Erenköy ile Çanakkale Boğazı’nın batısı arasında doğrudan haberleşme başlamıştır.

Çanakkale Muharebeleri boyunca telgraf aracılığı ile iletişim konusunda birçok uygulama yürütülmüştür. 14 Nisan 1915 tarihinde Müstahkem Mevki Komutanlığı ile Boğazlar Genel Komutanlığı arasında geçen yazışmaya göre Müstahkem Mevkinin muhâbere şebekesinin oluşturulmasının harp durumuna göre ve mevcut malzeme imkânına göre yapıldığı, bu maksatla da zorunlu olarak birçok noktanın hatlarının ortak olduğu bildirilmiştir. Haberleşmenin Müstahkem Mevki hatlarından yapıldığı düşünüldüğünde böyle bir durumda çok önemli haberlerin önem derecesini anlama ve irtibat kurma taleplerini sıralama işlemi, santraldeki bir nefere bırakılmış durumdadır. Ancak bu durum önemli aksaklıklara neden olacağı gibi haberin değeri, santral memuru askerce de anlaşılamayabilmektedir. Bu karışıklığı yaşamamak adına 15 Ekim 1915 tarihinde resmi haberleşme içermeyen tüm haberleşmenin yasak olduğu, posta ile gönderilmesinde mahzur olmayan tüm haberleşmeler-tamir, günlük emirler, takdirnameler ve şahsi siparişlerin telgrafhanelerce yapılmaması istenmiştir.

Müstahkem Mevki Komutanlığı’nın iletişim ağındaki genişletme ve iyileştirme çalışmaları, kara muharebeleri öncesinden başlayarak muharebelerin sonuna kadar devam etmiştir. Ancak Ağustos ayına kadar yürütülen çalışmalarda hatları gösterir bir kroki çıkarılmadığı için 5’inci Ordu mıntıkasında bulunan telgraf ve telefon merkezleri tam olarak tespit edilememiştir. Bu nedenle haberleşmenin sağlıklı şekilde yapılabilmesi için Muhâbere ve Muvâsala Zâbitliği 17 Ağustos 1915 tarihinde Ordu Telgraf ve Telefon Şebekesi’ni gösterir krokiden bir nüsha Müstahkem Mevki Komutanlığı’ndan talep etmiştir.

İletişim ağı muharip unsurlar arasında büyük öneme sahiptir. Topçu atış birliğinin sağlanmasında telefon irtibatı kullanılmıştır. Bu kapsamda tabya ve siper hatlarına kadar telefon hattı çekilebilmesi konusunda çalışma yürütülmüştür. Ayrıca telefon ve telgraf iletişimi amacıyla teknik eleman teminine çalışılmıştır. Gizli bilgi ve belgeler irtibat subayları aracılığı gönderilmiştir. Benzer şekilde telefon ve telgraf hatlarının kolay tahrip olması nedeniyle, süvarilerden faydalanılmasına karar verilmiştir. Muharebe sahasında kullanılan diğer bir iletişim aracı helyosta aleti olmuştur. Ancak bu haberleşmede güneşten faydalanma esas olduğu için kapalı ve sisli havalarda iletişim sağlamak mümkün olmamıştır. Diğer bir dezavantajı ise güneş ışığını yansıtarak haberleşme sağlaması nedeniyle düşman unsurlarca bulunduğu bölge kolay tespit edilebilmiştir. Cephede istisnai bir haberleşme yöntemi olarak ateşle işaretleme de kullanılmıştır. Buna göre atışlar öncesinde dost ateşi almamak veya atış sahalarını tespit etmek için ateş yakılmıştır.

Müdâfaa-i Milliye ve diğer hayır kurumlarının cephede haberleşmenin sağlanması için destekleri görülmektedir. Bu çerçevede 5’inci Ordu Komutanlığı, Mayıs ayının başında Harbiye Nezareti’nden askerlerin aileleri ile haberleşmesinin sağlanabilmesi için kâğıt, zarf gibi kırtasiye malzemelerinin temininde sıkıntı çekildiği ve gerekenlerin bu cemiyetler tarafından karşılanması istenmiştir. Ayrıca Harbiye Nezareti, sahrâ telefon pili, kablosu ve diğer tedarik malzemeleri tamamlanmaya çalışılmış ve temin edilen bu araçlar kara ve deniz yoluyla cepheye ulaştırılmıştır. Ülke genelinden temin edilemeyen malzemeler ise Almanya’dan tedarik edilmeye çalışılmıştır. Vagonlarla gönderilen malzemeler zarara uğradığından Almanya’da Simens fabrikasından kablo sevkleri özel kuryeler ile yapılmıştır.

Muhabere hatlarının gerektiğinde onarılması için tamir bölükleri kurulmuştur. Bu bölüklerdeki çalışmalar ile muhâbere araçlarının yeniden kullanılması sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak bazı dönemlerde tamir bölüklerinde yaşanan aksamalar tamirden ziyade yeni arızalara neden olmuştur. 5’inci Ordu Komutanlığı 10 Eylül 1915 tarihinde yayınladığı emir ile bazı kıtalardaki tamir bölüklerine gelen telefonların “tamir edebiliriz” diyerek teslim alındığı ve bu konuda usta olmayanlar tarafından karıştırılıp tamamen bozularak iâde edildiğinin görüldüğünü bildirmiştir. Araçlardaki arıza küçük ise telgraf bölüklerine gönderilmesi istenmiştir.

PERSONEL İKMALİ

Er ve Erbaş İkmali

Askerlik şubeleri, er ikmalinin sağlandığı ilk kaynaktır. 1915 yılına girerken Başkomutan Vekili ve aynı zamanda Harbiye Nazırı olan Enver Paşa, kaynaklardaki yükümlü olan doğumluların çağrılma ve tertip yerlerine gönderilmelerini düzenleyen bir genelge yayınlamıştır. Bu genelgeye göre, bir er hangi askerlik şubesinden askerlik kararı almış olursa olsun, izinli bulunması, ihtiyata geçirilmiş olması veya mustahfız (bölgesel ihtiyat) götürülmesi hallerinde, barış ve seferde silâhaltına çağrıldığı anda, hangi asker alma dairesi ve şubesi bölgesi içerindeyse o şubenin askeri ve şubenin bağlı bulunduğu kolordunun tertip eri sayılmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti, 13 kolordu asker alma bölgesine ayrılmıştır. Her kolordu asker alma bölgesi, orduların eğitim görmüş olan ve mümkünse harp tecrübesi bulunan er ihtiyacını karşılamak için kendine bağlı askerlik daireleri (Ahzı Asker Kalemi) ve askerlik şubeleri kanalıyla silâhaltına alınması bildirilen erleri toplamış ve depo alaylarıyla depo taburlarına sevk etmiştir. Asker alma işleri için her kolordu bölgesinde bir asker alma heyeti başkanlığı, tümenlerde asker alma kalemleri, bir veya birkaç asker alma şubesi kurulmuştur. Harbiye Nezareti, birliklerin seferber olmalarını hızlandırmak ve bu arada da kayıplarını fazlasıyla karşılayabilmek için muharip birliklerin elinde %20 fazla erin bulunmasını öngörmüş ve buna dair genelgeler yayınlamıştır.

Seferberlik ilan edildiğinde 1891, 1892 ve 1893 doğumlular silâhaltında bulunmaktadır. Seferberliğe göre, 1875 ila 1890 yılı doğumluların, diğer bir değişle 24 ila 40 yaşından daha önce askerliğini yapmış erkekleri “ihtiyat” olarak celp etmek şart koşulmuştur. Ayrıca, 40 ila 45 yaşındakiler de bölgesel ihtiyat (müstahfız) olarak çağrılmıştır. Bu kapsamda Harbiye Nezareti 4 Ağustos 1915 tarihinde 5’inci Ordu Komutanlığı’na gönderdiği yazıda müstahfız taburundaki askerlerden en küçüğü 1289 doğumlu olan ikmal erlerinin Çanakkale’ye gönderildiğini bildirmiştir. Savaşın ilerleyen zamanlarında ise silah altına çağrılan alt yaş sınırı 29 Nisan 1915’te 18’e düşürülürken üst yaş sınırı 20 Mart 1916’da 50’ye çıkarılmıştır. 1915 yılı sonlarına doğru 9’uncu, 10’uncu ve 11’inci kolordular asker alma dairelerince İrâde-i Senîyeye dayanarak 1312 ve 1313 doğumlular silâhaltına alınmaya başlanmıştır. Bu şekilde 5’inci Ordu’nun kayıplarının yeri doldurulmak istenmiştir. Ayrıca mevcut kaynakların yetersizliği durumunda 1’inci ve 2’inci Ordu depo taburlarından ve hatta birliklerinden faydalanma yoluna gidilmiştir. Askerlik hizmetinin süresi konusunda Harbiye Nezareti’nin 24 Şubat 1915 tarihli yeni askerlik kanununun uygulamasına dair talimatnamede, seferberlik durumunda askerlik, ikinci bir emre kadar “süresiz” olarak belirtilmiştir.

Diğer bir ifadeyle silâhaltındaki askerler, savaşın sonuna kadar askerlik görevlerine devam etmek durumunda tutulmuştur. 5’inci Ordu Komutanlığı, 13 Eylül 1915 tarihinde Harbiye Nezareti’ne gönderdiği yazıda ikmal erlerinin şehit ve yaralı olarak hazırlanan cetvel üzerinden hesaplandığı, oysa basit hastalıklardan hastaneye gidenlerin dikkate alınmadığını belirtmiştir. Buna göre şuana kadar basit hastalıklardan hastanelere giden asker sayısının 30.000 olduğu ve bunların ancak 2.000’in terhis edildiğine dikkat çekmiştir. Yazının devamında bu sayının yarısından fazlasının Ağustos ayına ait olduğu ve bu hesaplamada mevsim hastalıklarının da etkisinin bulunduğu vurgulanmıştır.

Çanakkale Cephesinde diğer bir asker kaynağını olarak müttefik kuvvetler söylenebilir. Cephede subaylarının çoğunluğunu topçu sınıfının oluşturduğu 500 Alman subay ve astsubayı görev almış ve bu personel 5’inci Ordu’nun çeşitli kademelerinde ve karargâhlarında hizmet etmiştir. Gayrimüslim halkın askerlik durumu Balkan Savaşı’ndan sonra şekillendirilmiş herkes vatan savunmasıyla yükümlü kılınmış ve nakdi bedel uygulaması barış zamanı geçerli sayılmıştır. Ancak savaş süresince yapılan değişiklik ile gayrimüslim tebaadan askerlik çağına gelmiş ve mevcut yasalara göre silâhaltına çağrılmış olanların amele ve hamal taburlarında görev yapmaları istenmiştir. Ayrıca bu sınıfa girenlerden bedel vermeleri kabul edilmiştir. Görev şekilleri de 15 Nisan 1915 tarihinde belirlenmiş; bedel verecek durumu olmayanların geri hizmetlerde çalıştırılmaları bildirilmiştir. Çanakkale Cephesi’nde 8’inci Tümen ileri hattında asker olarak istifade edilemeyecek olanlardan amale bölüğü oluşturulmuştur. Amale Taburları, personel ikmalinde önemli bir yere sahip olup daha çok tahkimat ve geri hizmet faaliyetlerinde görev almıştır. Gayrimüslim askerler, istisna da olsa muharip sınıf içinde görülmektedir.

Er ikmali için önemli kaynaklardan birisi de depo taburlarıdır. Depo taburları, genellikle 1000 kişilik er mevcudundan ve piyade taburunun barış kadrosu seviyesinde subay mevcudundan oluşmaktadır. Hasköy’de İstihkâm Depo Taburu, Tekirdağ, Edirne, Yıldız’da Nakliye Depo Taburu, Hadımköy’de ve Taksim’de Ağır Topçu Depo Taburu, Kandilli’de 11’inci Depo Alayı, Eskişehir’de 8’inci Depo Alayı, Kadıköy (Evreşe)’de 1’inci Depo Alayı,  Erenköy’de 4’üncü Depo Alayı, Tekirdağ’da Depo Taburu, Ayastefanos (Yeşilköy)’ta Sanayi Depo Taburu, Yıldız’da 1’inci Süvari Depo Bölüğü, Yıldız’da 13’üncü Süvari Depo Bölüğü ve süvari birliklerinin önemli depo bölükleri Çorlu ve Edirne’de konuşlanmıştır. Bundan başka piyade alaylarının er ihtiyacını karşılamak üzere, Müstahkem Mevki Komutanlığı emrinde Çanakkale’de Esas Depo Taburu kurulmuştur. Daha sonra 12’nci Depo Taburu olarak adlandırılan bu tabur, Tekirdağ’a alınmıştır. 20 Mayıs 1915 tarihinde 5’inci Ordu’ya bildirildiğine göre Kolorduların depo taburlarının dışında hazırlanacak ikmal askerlerinin talim ve terbiyelerinin yapılarak umûmî bir depo teşkilatının hazırlanmakta olduğu ve bu yapılanmanın başına Mirlivâ Back Paşa’nın müfettiş olarak atanması uygun görülmüştür.

Cephede onbaşı ihtiyacını karşılamak için Süvari Astsubay Okulu’na bağlı olarak 250 mevcutlu bir Süvari Onbaşı Bölüğü, Sahrâ Topçu Astsubay okuluna bağlı olarak 500 mevcutlu bir Sahrâ Topçu Onbaşı Bölüğü, Yedek Subay Adayı Eğitim Merkezi istihkâm kısmına bağlı 100 mevcutlu bir İstihkâm Onbaşı Bölüğü, Yedek Subay Adayı Eğitim Merkezi ulaştırma kısmına bağlı 100 mevcutlu bir Ulaştırma Onbaşı Bölüğü kurulmuştur.

Askerler belirli talim ve eğitimlere tutulmuştur. Acemi askerler için depo birliklerine sevk edilmeden önce altı hafta eğitim uygulanmıştır. Eğitimler o esnada yürürlükte olan piyade ve atış talimnamelerine göre yapılmıştır. Eğitim merkezlerinde arazi eğitimi ile yetişen erler, ordu dairesinin himayesinde bulunmaktadır. Ordu Dairesi, bu faaliyetleri düzenlerken mümkün olduğu kadar muharip birliklerden subay, astsubay ve usta asker almamaya çalışmıştır. Eğitimleri daha çok okul ve kurumların kadrolarında mevcut yetişkin elemanlar ile yürütmüştür.

Muharebelerin yoğunlaşması sonucu er sayısında verilen kayıp artmıştır. Bundan dolayı yeni erlere ihtiyaç duyulmuştur. Bu nedenle Anadolu yakasında Üvezli’de bir acemi er eğitim merkezi teşkil edilmiş; sonradan Soma, Akhisar ve Karaağaç’ta eğitim merkezi kurulmuştur. Savaşın sonlarına doğru ise Davutpaşa’da 3’üncü, Konya’da 7’nci, Eskişehir’de 8’inci, Adapazarı’nda da 9’uncu er eğitim merkezleri teşkil edilmiştir. Buralarda başarılı olanlar ise onbaşı yetiştirilmek için sınıf eğitim merkezlerine gönderilerek aralarından çavuş adayları seçilmiştir. Asker zayiatlarının gittikçe artması üzerine askerlerin eğitimlerine depo taburlarında ve cephede geri hatlarda korunaklı bölgelerde devam edilmiştir.   Ancak bazen bu eğitimlerin cepheye taşınması gerekmiştir. Anafartalar bölgesindeki bomba eğitim ve denemeleri Kumköy bölgesinde yapılırken seyyar mutfaklar için ise Akbaş’ta eğitimler yapılmıştır. Bu eğitimlerde kimi zaman Alman askerlerinin de eğitim vermeleri istenmiştir.  Eğitimler sırasında uçak saldırılarından korunmak için düşman uçaklarının daha çok sabah ve akşam saatlerinde uçması nedeniyle geri noktalarda bulunan kıtaların eğitimlerini öğle saatlerinde yapması istenmiştir.

Askerlerin cepheye sevk edilmesi sırasında çeşitli yöntemler kullanılmıştır. 5’inci Ordu Komutanlığı’nın Boğaz Muharebesi’nden sonraki konuş durumuna göre Saros bölgesiyle Gelibolu Yarımadası’ndaki birlikler, ana ikmal yolu olarak İstanbul’dan Uzunköprü’ye kadar demir yoluyla gelmektedir. Buradaki işleyişin aksaması ya da durması cepheyi önemli oranda etkilemiştir. Öyle ki tren vagonları 19 Mayıs 1915 tarihinde “hat komiserliği nakliyatına” ayrıldığı için cepheye hiçbir asker nakli yapılamamıştır. Oysa cephedeki muharebe ortamı düşünüldüğünde kara ordularının depo birlikleri için günlük ortalama 500 asker ihtiyacı bulunmaktadır. Uzunköprü’den sonra kara yoluyla Uzunköprü-Keşan-Bolayır-Gelibolu-Galata-Bigalı-Seddülbahir hattını kullanmaktadır. Ayrıca İstanbul’dan veya Marmara Denizi’nin kıyılarındaki iskelelerden hareketle Şarköy, Gelibolu, Galata, Ilgadere, Akbaş, Kilya, Maydos ve Kilitbahir’e ulaşmak üzere deniz yoluyla bütünleme yapılmıştır.

Tertip edilen erlerin birliklerine gitmeleri için Menzil Genel Müfettişliği, İstanbul-Bandırma güzergâhı için Bandırma-Bursa-Gemlik-Yalova-Gebze doğrultusunu menzil hattı olarak seçmiştir. Gerek er eğitim merkezlerinden gönderilen askerler gerekse önceden kıta eğitimi alarak terhis edilmiş erler Haydarpaşa, Bandırma, Karabiga ve Lâpseki’deki “Er Sevkiyât Merkezleri” ya da “Nokta Kumandanlıkları” aracılığıyla Tekirdağ, Gelibolu ve Eceabat’a sevk edilmiştir. Güney Grubu Komutanlığı’na asker sevkleri daha çok Eceabat-Akbaş iskelelerinden yapılmıştır. Ayrıca Soğanlıdere’de bir aktarma noktası kurulmuştur. 

Demir ve kara yolundan başka cepheye asker sevki için önemli ulaşım alanlarından birisi de deniz yoludur. Fakat denizden yapılan sevklerin kapasiteleri yüksek ve ulaşım süreleri kısa olmasına rağmen denizaltılar tarafından tehdit olasılığından dolayı bu tercih tehlikeli olarak görülmüştür. Bu nedenle Harbiye Nezareti artan denizaltı tehlikesi nedeniyle 22 Mayıs 1915 tarihinde 3’üncü Kolordu Komutanlığı’na gönderdiği yazıda, deniz yoluyla asker sevkinin durdurulduğunu bildirmiştir. Ancak bu tehlikeye rağmen denizden sevk yapılması az da olsa devam etmiştir.

Ordu birliklerinin yürüyüş sırasında olabilecek duraklamaların önlenmesi için çeşitli birlikler arasında bir mesafe bırakılmıştır. 1912 yılında hazırlanan “Hidemât-ı Seferiye Nizamnamesi”ne göre bir piyade ve süvari bölüğünden sonra 10, bir piyade taburu, bir makineli tüfek bölüğü ve topçu bataryasından sonra 15, bir piyade alayı ve sahrâ topçu taburundan sonra 20, bir ağır topçu taburu ve bir tugaydan sonra 40, bir tümenden sonra 120 adımlık mesafe korunmuştur. Bir piyade tümeni için ortalama yürüyüş hızı günde 20-25 kilometre kabul edilmiş; Mola zamanları hariç olmak üzere piyadenin günde bir kilometreyi 12 dakikada, idmansız kıtaların bir kilometreyi 15 dakikada yürüyebildiği hesap edilmiştir. Ayrıca en fazla 24 saat içinde süvari ve süvari topçusundan istenen yürüyüş mesafesi 80 ve piyade ile diğer sınıflar için 50 kilometreye ulaşmıştır. 5’inci Ordu bölgesine yapılan sevklerde askerlerin küçük gruplar halinde değil toplu olarak gönderilmesi istenmiştir. Hatta 23 Haziran 1915 tarihinde Edirne ve Kırkkilise civarında ikmal için hazırlanmış 5.000 askerin teçhîzat ve donanımları tren ile gönderildiği için nakil bölgesinde bir sıkışıklık yaratmıştır. Bu durum 5’inci Ordu Komutanlığı’na bildirilmiş olmasına rağmen toplu şekilde asker nakline devam edilmiştir.

Sevk işlemlerinde bazı kurallar bulunmaktadır. Yürüyüşlerin belirlenen sürelerde yapılmasına, düşman uçaklarının yürüyüş halindeki askeri birliği fark etmesi durumunda küçük gruplara ayrılınmasına ve etraftaki saklanmayı sağlayacak araçlardan faydalanılmasına, nakillerde gemi güvertesinde bulunulmamaya, yürüyüşlerde gürültü yapmamaya ve gemilerde gece nakillerinde kibrit ve sigara yakmamaya ve ön hatta yakın yerlerdeki sevklerde sigaraların avuç içinde tutulmasına özen gösterilmiştir. Sevk defterleri, sevk edilen askerlerin kayıt işlemlerinin yazıldığı defterlerdir. Bu defterler her birlik için ayrı olarak tutulmuş ve bunu yapmayan görevlilerin cezalandırılması istenmiştir. Ayrıca kayıt işlemlerinde hangi kolordu veya depo taburundan ne kadar askerin sevk edildiği ve sevk mahallerinin neresinin olduğunun belirtilmesi bildirilmiştir.

Askerlerin sevkleri esnasında donatım araçlarının eksiksiz olmasına büyük özen gösterilmiş ve eksik donatımlarının bulunması durumunda sevkiyat yapılmamıştır. 2’nci Kolordu Komutanlığı 28 Mayıs 1915 tarihinde Harbiye Nezareti’ne gönderdiği yazıda 5’inci Ordu Komutanlığı için hazırlanan 558 askerin ekmek torbası ve mataraları olmadığı için beklediklerini bildirmiştir. Aynı şekilde askerlerin cepheye sevki sürecinde silah temininde yaşanan aksamalar ikmal faaliyetlerini olumsuz etkilemiştir. Nitekim 3’üncü Kolordu Komutanlığı’ndan 9 Haziran 1915 tarihinde Harbiye Nezareti’ne gönderilen yazıda Mudanya bölgesinde sevke hazır 1.000’e yakın askerin olduğu ancak bu askerlere yeterli silah temin edilemediği için beklemek zorunda kaldıklarını bildirmiştir.

Askerlerin cepheye intikalleri kadar cepheden geriye alınmalarına da büyük özen gösterilmiştir. Öyle ki 6 Ekim 1915 tarihinde yayınlanan 72 numaralı ordu emri ile 5’inci Ordu cephesinde bulunan bazı birliklerin bu bölgeden çekilmesi kararı alınmış ve bu doğrultuda yer değiştirme süreci başlamıştır. Buna göre birliklerin nakil süreleri ve şekilleri detaylı olarak belirlenmiştir. Ayrıca kıtaların geriye çekilmesi esnasında azami özen gösterilmesi, cepheden çekilmelerin gece karanlıkta yapılması, düşman kıtalarının tarafımızdaki bu hareketliliğin çekilme mi takviye mi olduğunu sezmeden sağlanması gerektiği, diğer yandan gerek gelen ve gerekse giden kıtaların kesinlikle birbirini takip eden zincirleme bir yürüyüş yapmamaları ve devamlı olarak küçük birlikler halinde ilerlemeleri, sevk esnasında disiplin ve düzenin asla elden bırakılmaması, kumandanların kendi kıta ve kolları başında bulunmaları kararı alınmıştır.

Erlerin cepheye sevk işlemleri 18 Mart Çanakkale Boğaz Muharebesi’nden sonra arttırılmıştır. Bir yandan da bölgede bulunan kuvvetlerin hazırlıklarına devam edilmiştir. 5’inci Ordu Komutanlığı bu kapsamda yaptığı incelemelerde 3’üncü Kolordu mıntıkasında askeri harekâta katılamayacak kadar zayıf ve hasta askerlerin var olduğunu fark etmiş ve bu askerlerin depo askerleri ile dahi değiştirilmeden terhis edilmelerini bildirmiştir. Çanakkale’de 25 Nisan 1915 tarihine kadar olan dönemde personel kaybı az olduğundan ikmale dair sorun yaşanmamıştır. Ancak bu tarihle beraber kara muharebelerinin başlaması personel ikmaline olan ihtiyacı arttırmıştır.

Enver Paşa’nın 11 Mayıs 1915 tarihinde cepheyi teftişi ve ardından tertiplenen 19 Mayıs taarruzu nedeniyle bölgeye asker sevki Kuzey Grubu özelinde yoğunlaşmıştır. Harbiye Nezareti, 14 Mayıs 1915 tarihine kadar cepheye bu süreçte 3’üncü Kolordu Dairesi’nce alınan askerler 25.000 ikmal askeri gönderilmiş olduğunu belirtmiştir. Bunun dışında 18.500 askerin daha gönderildiği ve 3’üncü, 6’ncı ve 4’üncü Kolordularca tertip edilen 6.500 askerin Bandırma’da sevk halinde bulunduğunu eklemiştir. Buna göre 5’inci Ordu Komutanlığı’na muharebelerin başından itibaren 50.000 ikmal askeri gönderilmiştir. Ancak 5’inci Ordu Komutanlığı, Güney Grubu’nun ihtiyacının tespit edilememesi nedeniyle 25.000 askerin daha hazır bekletilmesini ve ayrıca %20’lik kısmında hazır bulunmasını istemiştir. Bir yandan da 5’inci Ordu bölgesine sağlığına kavuşan askerlerin ikmal faaliyeti devam etmektedir.

Bunun yanında 19 Mayıs 1915 tarihinde Arıburnu bölgesinde gerçekleştirilecek Türk taarruzu için İstanbul’dan 2’nci Tümen’in sevki yapılmaktadır. Arıburnu bölgesinde 19 Mayıs 1915 tarihinde Türk tarafınca gerçekleştirilen ve başarısızlıkla sonuçlanan taarruz harekâtındaki zâyiat 3.420 şehit, 6.064 yaralı ve 486 kayıp olmak üzere 9.970’e ulaşmıştır. Bu yüksek kayıplar nedeniyle Harbiye Nezareti 5’inci Ordu bölgesini öncelikli olarak planlamak suretiyle ikmal çalışmalarını başlatmıştır. Bu kapsamda 20 Mayıs 1915 tarihinde İstanbul’dan Bosforus Vapuru ile tam teçhîzatlı 3.031 ve Bandırma’dan 6.000 olmak üzere ilk anda toplamda 9.031askeri Çanakkale’ye göndermiştir. 19 Mayıs taarruzu sonrası alınan önlemler ile 5’inci Ordu Komutanlığı bölgesine sadece iki gün içerisinde sevk edilen ve sevk halinde olan 20.000’in üzerinde asker hazırlanmıştır. Bu durum ardı kesilmeden devam etmiştir. 2’nci Kolordu bölgesinde bir yandan asker tedarik çalışmaları sürdürülürken bir yandan da askerlerin eğitim çalışmalarına devam edilmiştir. Kolordu komutanlığı bu süreçte 5’inci Ordu Komutanlığı adına asker tedariki yapan önemli yerlerden birini teşkil etmiştir. Cephede devam eden siper muharebelerinin yarattığı kayıplar nedeniyle ikmal çalışmalarının devamı önemli görülmüştür.

5’inci Ordu Komutanlığı 6 Haziran 1915 tarihinde Harbiye Nezareti’ne gönderdiği yazıda Kuzey ve Güney Grup Komutanlıklarının 20.000’e yakın ikmal askerine ihtiyacı olduğunu bildirmiştir. Yazının devamında tedarikin sağlanmazsa bu durumun askerlerde “tükenme hissini” arttırabileceğini eklemiştir. 5’inci Ordu komuta kademesinde ortaya çıkan bu tablonun altında yatan temel neden şüphesiz 25 Nisan ile başlayan ağır zâyiatlardır. Sadece Haziran’ın ilk haftasında 2.197 şehit, 4-6 Haziran muharebelerinde 9.000’i geçen zâyiat verilmiştir. Ayrıca Nisan ve Mayıs ayındaki şehit sayısı 14.000’i geçmiştir. Bu tablo altında 5’inci Ordu Erkân-ı Harbiye Reisi Kazım Bey, 8 Haziran 1915 tarihinde Harbiye Nezareti’ne gönderdiği yazıda Aydın bölgesinde 34.000’e ulaşan ikmal askerinin hazırlanmış olduğunu ve bunların dışında 7.000’inin yolda olmasına rağmen bunların 5’inci Ordu’nun zâyiatını hiçbir zaman karşılamayacağını bildirmiştir.  Kazım Bey bu durumu açıklar yazısını ise, bir gün sonra göndermiştir. Bu yazıda 5’inci Ordu’nun subaylar hariç 9 Haziran 1915 tarihine kadar toplam zâyiatının 58.303 asker olduğunu bildirmiştir.

1915 yılının Haziran ayının sonlarına doğru 5’inci Ordu’dan iâde olunan tümenlerden 17’nci Kolordu kurulma faaliyetlerine başlanmıştır. Bu kapsamda 17’nci Kolordu’nun bir tümeni Uzunköprü civarında, bir tümeninin ise Babaeski civarında konaklaması planlanmıştır. Ayrıca kuruluşun hızla tamamlanabilmesi için yoğun bir ikmal faaliyeti yürütülmüştür. Haziran ve Temmuz aylarında yaşanan muharebelerde toplam 31.341 zayiat verilmiştir. Milli Savunma Bakanlığı kayıtlarına göre Çanakkale Muharebeleri’nde en çok şehit 10.116 kişi ile Temmuz ayında verilmiştir. İkinci sırada ise 9.184 şehit ile Haziran ayı gelmektedir. Bu nedenle cephenin ikmal askerine en çok ihtiyaç duyduğu aylar Haziran ve Temmuz ayları olmuştur. Bu kapsamda Temmuz ayında Beylerbeyi Muhâfız Taburu’ndan Çanakkale Cephesi’ne ikmal askeri gönderilmiştir. 5’inci Ordu bölgesine 25 Temmuz 1915 tarihine kadar 3.884’ü Saros Grubu’na; 55.509’u Çanakkale bölgesine; 13.996’sı hastanelerde tedavi sonrası sağlığına kavuşup cepheye dönenler ile birlikte 69.505 asker gönderilmiştir. Böylece yürütülen ikmal faaliyetleri ile Temmuz ayının sonunda Güney Grubu mevcudu 102.233 insan, 32.044 hayvana, 5’inci Ordu mevcudu ise 250.823 insan, 69.078 hayvana ulaşmıştır. Cephedeki mücadelenin tamamen siper savaşlarına dönüştüğü Eylül ayında da cepheye asker sevkine devam edilmiştir.

Seferberliğin ilanı ile birlikte birçok zanaat erbâbı cepheye sevk edilmiştir. Diğer yandan Osmanlı Devleti’nin savaş yükünün her geçen gün artması üretim sahasında önemli aksamalar yaşanmasına neden olmuştur. Örneğin Harbiye Nezareti, askeri fabrikalar için gerekli teknik eleman eksiğini gidermek için birliklere yazı göndermiştir. Bu yazı 5’inci Ordu’ya 11 Ekim 1915 tarihinde ulaşmıştır. Buna istinaden Askeri îmâlâthânelerin üretimlerine devam edebilmesi için zanaat erbabı olan askerlere ihtiyaç duyulduğu bu nedenle her birliğin bünyesindeki askerlerden tornacı, tesviyeci, palangacı, pirinç dökümcüsü, bıçkıcı, galvanizci, duvarcı, dülger ve sıvacı gibi meslek erbaplarını tespit ederek bildirmelerini istemiştir. Bu yazı üzerine birliklere gerekli bilgilendirmeler yapılmış ve askerlerden başvurular alınmaya başlamıştır. Bu kapsamda ilk başvurulardan birini yapan Malkaralı Kirkor oğlu Mardirus’tur. 6’ncı Amele taburu 3’üncü bölük efrâdından olan Kirkor başvurusunda tüfekçi, demirci, tesviyeci gibi mesleklere haiz olduğunu belirtmiştir.

Ekim ve Kasım aylarında er ihtiyacı devam etmiştir. 15’inci Kolordu Komutanlığı, Harbiye Nezaretine 1 Kasım 1915 tarihinde gönderdiği yazıda Kolordu’nun yeni kurulduğu ve kadro sorununun devam ettiğini bildirmiştir. Devamında kâtip ve yazıcı temini için İstanbul ve büyük şehirlerden okur-yazar ve yazısı güzel asker ya da memur gönderilmesini istemiştir. Bu talep doğrultusunda altı yazıcının sevk edileceği bildirilmiş ve bu işlem yazıcıların 10’uncu depo alayına aynı gün gönderilmesi ile gerçekleşmiştir.

Cephede muharip sınıf askerleri belirli zaman aralıklarında cephe gerisi birlikler ile yer değiştirmektedir. Buna göre 20 Kasım 1915 tarihinde Domuzdere’de 47’lik otomatik topların mürettebatının üç aydan fazladır muharebe hattında bulunduğu bu nedenle Kumburnu’nda bulunan otomatik top mürettebatı ile yer değiştirmesi istenmiştir. Ayrıca birliklerin kimi zaman kendi bağlılarından farklı birliklere görevlendirilmeleri yapılmaktadır. Bu gibi durumlarda görevlendirilen birlik komutanı kendi kuvvetine dönmek için başvuruda bulunabilmektedir. Çanakkale Muharebeleri 9 Ocak 1916 tarihinde sona ermiş olmasına rağmen bölgedeki mevcut kuvvetler için ikmal faaliyeti kısa bir süre daha devam etmiştir.

Subay İkmali

Er ikmaline yönelik faaliyetlerin dışında subay ikmali için de çalışmalar yapılmıştır. 3’üncü ve 5’inci Orduların kayıpları Kara ve Deniz Kuvvetleri dâhil, vaktiyle emekliye ayrılmış bulunanlar, sınıf ve rütbelerine göre çağrılarak karşılanmıştır. Çünkü Harp Okulu’ndan yetişen subay adayları gerekse yedek subay eğitim merkezlerinden yetişen çeşitli sınıf subay adayları bu ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalmıştır. Ancak Çanakkale bölgesindeki emekli topçu subay sayısı, yalnız depo taburlarının ihtiyaçlarını karşılayabileceğinden, diğer birliklerin subay ihtiyaçları için Müstahkem Mevki Komutanlığı’nca Harbiye Nezareti’nden istekte bulunulmuştur.

Harp Okulu, 1914’ün Ağustos’unda eğitime ara vermiştir. Bu nedenle Eylül 1915’ten itibaren askerî ve sivil lise öğrencilerinden subay olmak isteyenler sınavla subay talimgâhına öğrenci olarak alınmıştır. Bu öğrenciler, bir yıl eğitim görmüşler ve sonrasında birliklere subay namzedi rütbesi ile gönderilmişlerdir. Bunlardan kıtalarda başarı gösterenler, asteğmenliğe yükseltilmiştir. Askerî liselerdeki son sınıf mevcutlarının ihtiyaca cevap vermemesi üzerine, askerî liselerin birinci ve ikinci sınıfından ve vücutça gelişmiş olanlarından da yararlanılması yoluna gidilmiştir. Ayrıca Kuleli Askeri Lisesi’ni başarı ile bitiren subay namzetleri bu dönemde İstanbul’da 2’nci Kolordu Komutanlığı’nın emrindeki eğitim merkezlerinde eğitilmişlerdir.

İngiliz ve Fransız birliklerinin Çanakkale’ye çıkarma yapması ve müteakiben yaşanan ağır zâyiatlar daha büyük bir krizin patlak vermesine neden olmuştur. Tasarruf edilebilen bütün birlikler Çanakkale’ye sevk edilirken, talimgâh da kriz boyunca mevcut adayların en iyilerini seçip hızlandırılmış eğitime tabi tutarak göndermiştir. Durumun aciliyetinin arttığı dönemlerde gemiler doğrudan Bostancı rıhtımından zâbit namzetlerini alarak beklemeden Çanakkale’ye taşımışlardır. Çoğunlukla herhangi bir intibak eğitimine tabi tutulmadan daha yeni sorumluluğunu devraldıkları manga ve takımlarıyla ateş hattına gönderildikleri için yaralanma ve şehit düşme oranları normalin üstündedir. 3’üncü Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Fahrettin (Altay) Bey, bu durumu, “böyle nice evlatlarımız tek silah atamadan can verdiler…” şeklinde ifade etmiştir. Kimi bölgelerde taraflar arası siper mesafesinin 5-6 metreye kadar düşmesi ve subayların ileri hatta kadar birlikleri ile konuşlanması subay kayıplarının artmasını meydana getirmiştir. Bu noktada ortaya çıkan komuta kademesindeki boşluk ise ihtiyat zabit namzetleri ile aşılmaya çalışılmıştır.

Kara muharebeleri ile birlikte zabitan zayiatı artarak devam etmiştir. Bundan sonra muharebelerin sonuna kadar Çanakkale bölgesine tedarik edilebilen tüm kaynaklardan subay nakli gerçekleşmiştir. Subayların birliklerine sevkleri daha çok erlerle birlikte yapılmıştır. Böylece ikmal eratlarının nakiller esnasında disipline olmalarının sağlanması planlanmış ve bu durum zamanla ordu dairesince usûl haline getirilmiştir. Ancak muharebelerin ilerleyen safhalarında subayların Çanakkale’ye müstakil olarak sevklerinin gerekliliği durumu ortaya çıkmıştır. Bu gibi dönemlerde İstanbul’dan hareket edecek subayın 5’inci Menzil Müfettişliği’ne müracaat ederek vapurların hareketlerine dair bilgi alması ya da her çarşamba ve cumartesi gerçekleştirilen nakliyat ile hareket edebilecekleri bildirilmiştir.

5’inci Ordu Komutanlığı’nın süvari subayı ihtiyacını karşılayan önemli kaynaklardan birisi de Ayazağa’daki süvari mektebidir. 16 Haziran 1915 tarihinde bu mektepte 200 kadar kişinin talim ve terbiye gördüğü; ancak eğitim için 40 kadar hayvan olduğu bildirilmiştir. Hayvan sayısı yetersizliği nedeniyle eğitimlerinin yarım kalacağına ve ayrıca piyade zâyiatımızın çokluğu, buna karşın süvari zâyiatımızın azlığına dikkat çekilmiştir. Tüm bunlar nedeniyle Back Paşa, bu askerlerin on dört günlük piyade talimlerinin yeterli olacağını belirterek yetişen küçük zâbitanın en iyilerinin 5’inci Ordu’ya gönderilmesini istemiştir. Ancak 16 Haziran 1915’e kadar 112 küçük zabit ikmal edilebilmiştir. 5’inci Ordu Komutanlığı subay tedarikinde teknik bilgi ve beceri gereken sınıflar için ilgili birliklerdeki subayları ismen talep etmiştir. Örneğin Boğazlar Genel Komutanlığı, 15 Haziran 1915 tarihinde Kaymakam Wehrle’ye İntepe’ye tabya edilen yeni bataryaların idaresi için yardım etmesi amacıyla 4’üncü Ordu’da görev yapan Ağır Topçu Yüzbaşısı Hayberg’i talep etmiştir.

Moral Faaliyetleri

Başkomutanlık seviyesinde emir ve planlamalar ile yürütülen ikmal çalışmaları sonucu cephedeki askere moral verme amacı güdülmüştür. Uygulamalarda ödül-ceza ekseni temele alınmışken, edebiyat, sanat gibi araçlardan da faydalanma yolları aranmıştır. Bunun için kimi zaman basın yoluyla bireysel kahramanlıklar incelemiştir. Ancak bunun sağlanabilmesi adına cephenin belirli sınırlılıklar ile ziyarete açılması ön plana çıkmıştır. Bu amaçla cephedeki askerin azim ve kahramanlığının gerek sivil halka gerekse diğer cephelerdeki askerlere basın, edebiyat ve görsel sanatlarla yansıtılması için cepheye yapılan ziyaretler önemli bir yere ulaşmıştır. Moral faaliyetleri çerçevesinde cepheye yapılan ziyaretlerde disiplini elden bırakmamak adına birtakım sınırlamalar koyulmuştur.

Askere moral olması adına Müdâfaa-i Milliye Cemiyeti’nin müracaatı üzerine Çanakkale’ye gelerek resim yapması için ressam İsmail Hakkı Bey ile Ressam Yüzbaşı Tahsin Bey’e izin verilmiş ve bu durum 8 Mayıs 1915 tarihinde Müstahkem Mevki Komutanlığı’na bildirilmiştir. Bunun yanında cepheye şehzadelerin ziyaretleri görülmektedir. Bu ziyaretlerin kimilerine Başkomutan Vekili Enver Paşa eşlik etmiştir. Müttefik temsilcilerin yaptığı ziyaretlere ise daha çok Ordu komutanı nezaret etmiştir. Nitekim 4 Temmuz günü Güney Grubu’na ziyarette bulunan Avusturya Ataşemiliteri’ne 5’inci Ordu Komutanı Liman von Sanders refakat etmiştir. Veliaht Yusuf İzzeddin Efendi’nin ziyareti sırasında talihsiz olaylar yaşanmıştır. Yanındaki subaylardan bazıları ziyaret esnasında şehit olmuştur.

Osmanlı Devleti, cephedeki askerin moral gücünü yükseltmek ve aynı zamanda cephe gerisindeki vatandaşların devlete olan güvenini sağlamlaştırmak için edebi eserler oluşturmak adına cepheye bir heyetin gönderilmesine karar vermiştir. Bu amaçla Haziran 1915’te, aralarında önemli isimlerin bulunduğu kişilere davetiyeler gönderilmiş ve ortaya çıkacak eserler için ücret ödeneceği belirtilmiştir. Bu amaçla Karargâh-ı Umûmî İstihbârat Şubesi Müdürlüğü tarafından gönderilen tezkerelerde ziyarete katılacaklardan cephenin dolaşılarak duygu ve intibâlarını halka aktarmak için alanlarında eser vermeleri istenmiştir. Heyete Ağaoğlu Ahmet, Ali Canip, Celal Sahir, Çallı İbrahim, Enis Behiç, Hakkı Süha, Hamdullah Suphi, Hıfzı Tevfik, İbrahim Alaaddin, Mehmet Emin gibi birçok isim katılmış ve bu gruba “Heyet-i Edebiyye” ismi verilmiştir. Ayrıca heyettekilerin sol kollarında bir çift defne yaprağı işareti bulunan haki keten üniformaları ve başlarına da Enveriyeden başlıklar takmaları istenmiştir. Bu ziyaret sonrasında günümüze kadar ulaşan Celal Sahir’in “Ordunun Duası”, İbrahim Alaaddin’in “Çanakkale İzleri”, Hamdullah Suphi’nin “Gördüklerimiz”, Enis Behiç’in “Çanakkale Şehitliğinde”, Mehmet Emin’in “Orduya Selam” ve Hakkı Süha’nın “Siperlerde” başlıklı eserler dikkat çekmektedir.

Askere moral ve motivasyon sağlayan diğer bir etken nekahethaneler olmuştur. Ön hatta askerin, her gün yanında bir arkadaşı şehit ya da gazi olabilmekte, kendisi ise sağ kaldığına sevinememektedir. Bu psikoloji içerisindeki muharebe ortamında asker için en önemli rehabilete alanları nekahethanelerdir. Askerler bu alanlarda savaşın getirdiği ortamın dışına kısa süreli de olsa çıkabilmiştir; yeniden bedenen ve ruhen muharebe için hazır hale getirilmeye çalışılmıştır. Eğlence ve moral tertipleri askerlerin cepheye sevkleri öncesinde de yapılmış bazı alaylar “tiyatro alayı” olarak anılmaya başlamıştır.

Cephedeki kahramanlıkların duyurulması için basın ve yayın aracılığı ile çalışmalar yapılmıştır. Bu kapsamda sembolleşen isimler üzerinden kahramanlar yaratılmıştır. Nitekim cephedeki propaganda aracı için önemli basın organlarının başında Harp Mecmuası gelmektedir. Öyle ki Seyit Onbaşı’nın Osmanlı kamuoyunca öğrenilmesi Harp Mecmuası ikinci sayısında yayınlanması ile olmuştur.  Kahramanlıkların öne çıkarılması büyük oranda propaganda merkezinde ilerlemiştir. Bunun için diğer bir araç ise cephedeki önemli mevki ve alanlara ya da muharebe araçlarına, kahramanlık gösteren en üst kademedeki komutandan ere kadar isim verilmesidir. 18 Mart günü Dardanos Bataryası kumandanı Mülazım-ı Evvel Hasan ve takım subayı Mülazım-ı Sâni Mevsuf Efendi’nin şehit olması nedeniyle Müstahkem Mevki Komutanlığı, bataryanın isminin değiştirilmesi için 7 Nisan 1915 tarihinde Başkomutanlığa gönderdiği yazıda bu durumun “kahramanlık örneği olması” için gerekli olduğunu bildirmiştir. Bunların yanı sıra Halit ve Rıza Tepesi, Haydartepe, Cemaldere, Recep Bey Bayır’ı, Yüzbaşı Süreyya Sırtı, Hulusi Dere, Naim Sırtı gibi yerlere cephede şehit olan subayların isimleri verilmiştir. Ayrıca kahramanlık gösteren askerlerin isimleri siperlere verilerek bu isimlerle anılmaya başlamıştır.

Cephede sınırlı şekilde de olsa bayramların kutlanılmasına çalışılmıştır. Asker iki bayram geçirmiştir. Askerlerin muharebe gücünün etkilenmemesi için Ramazan’da oruç tutmayarak kaza edebileceklerine dair bir fetva yayınlanıp birliklere tebliğ edilmiştir. Ramazan bayramı sabahı 11’inci Tümen’de sade bir tören düzenlenmiştir. Erlerin kıyafetlerinin tozları alınmış, imkânlar dâhilinde tıraş olunmuş ve boy abdestleri alınmıştır. Bayram hutbesi uzatılmamış ve hatta kimi birliklerde iptal edilmiştir. Erler namaz sonrası birbirlerinin bayramını tebrik etmiş ve asker cephede bayramı mütevazı şartlar altında kutlamıştır. Kurban bayramı Ekim ayına gelmiştir ve düşman askerinin bombardımanı altında geçmiştir.

Askerlerin savaşma azmini koruyan en önemli faktörler arasında dini motivasyon bulunmaktadır. Nitekim kimi subayların buna dair anılarına bakıldığında gazanın Allah ve Peygamberi hoşnut edeceği, askerlerine dini telkinlerde bulunmuş olduğu, cephe gerisinde din adamlarının nutuklar söylemiş olduğu, önemli muharebeler öncesinde ezanlar okunarak salâlar verildiğine yönelik ifadeler görülmektedir.18 Mart 1915 sabahı savunma hatlarında dualar edilmiş, toplu namazlar kılınmış, dini telkinler yapılmış ve birçok yerden ezanlar yükselmiştir.

Cephede askerin muharebe azmini artıran önemli başlıklardan birisi de komuta kademelerince yayınlanan emirlerdir. Bu motivasyon kimi zaman askerleri maddesel beklentiden uzaklaştırmaya yöneltmiştir. Öyle ki Rumeli Mecidiye Tabyası komutanı askerlerine hitap ederken “savaşta hiçbir ödüllenme beklemeyin” diye seslenmiştir. Benzer şekilde Liman von Sanders de Türk askerleri ile yaptığı sohbetlerde askerin cesaret ve kahramanlığını öven ifadeler kullanmıştır.

Cephedeki askerler üzerinde motivasyonun sağlanması için verilen ödüllerin yanı sıra cezaların da uygulandığı görülmektedir. Örneğin 27’nci Alay Komutanı Şefik Bey, 33’üncü Alay 3’üncü Bölük Komutanı Yüzbaşı Ahmet Necati’ye tuttukları mevziyi her ne nedenle olursa olsun kim terk ederse idam edilmesini istemiştir. Benzer şekilde 19’uncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’in 5 Haziran 1915 tarihinde yayınlamış olduğu emirde siperi boşaltan askerlerin hangi rütbede olursa olsun bir üst komutanı tarafından idam edilmesini istemiştir.

Çanakkale Muharebeleri’nde, yararlılık gösteren bütün subay, astsubay ve erlere rütbe ve kıdemleri göz önüne alınarak çeşitli cins ve kıymette madalya ve nişan verilmesi konusu üzerinde titizlikle durulmuştur. Örneğin Başkumandan Vekili Enver Paşa tarafından üstün hizmetleri dolayısıyla bazı subayların terfi almaları 19 Temmuz 1915’te teklif edilmiş, 22 Temmuzda onaylanmıştır. Ayrıca alay seviyesinde birliklerin ödüllendirilmesi için sancaklarına madalyalar takılmıştır. 28’inci Piyade Alayı’nın Conkbayırı Muharebeleri sürecinde gösterdiği “şayan-ı takdir bir cesaretle taarruz etmesi” nedeniyle alay sancağına altın ve gümüş imtiyaz madalyası takılmasına karar verilmiştir. Bu durum 27’nci Alay, 57’nci Alay gibi birçok birlikte de görülmüştür. Taltif ve ödüllendirmeler aracılığıyla askerin motivasyonunu yükseltme geleneği cephe gerisi birlikler için de uygulanmıştır. Bu amaçla 16 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Grup Komutanlığı 1’inci Alay 3’üncü Tabur’un İâşe Çavuşu Ordu’nun Bolaman nahiyesi Tavla karyesinden Galip oğlu Osman oğlu Abdullah’ı harbe giren taburunun iâşesini sağlamada gösterdiği çaba için harp madalyası ile ödüllendirmiştir.

MUHAREBE ARAÇLARININ TEDARİK VE DAĞITIMI

Muharebe Araçlarının İkmal Kaynakları

Çanakkale Cephesi’ndeki birlikler için her türlü kadro, malzeme gereksinimleri, en önemli ikmal merkezi olan İstanbul’dan sağlanmıştır. İstanbul’da bulunan ana depolardan bazıları arasında Tophane’de Îmâlât-ı Harbiye Müdürlüğü emrindeki fabrikalar ve depolar, Askerî Basımevi (Süleymaniye’de), Saraçhane Ambarı, Gülhane Ambarı, Sırrı Paşa İstihkâm Ambarı, Kâğıthane Tapa Fabrikası, Maçka Silahhanesi, Yıldız Araba Fabrikası, Yıldız Fenni Teçhîzat Deposu bulunmaktadır.  Piyade cephanesi bu fabrikalardan sağlanırken topçu cephanesinin ikmali konusunda yurt içindeki askerî fabrikalar, hafif topçu cephanesini yapabilmekte ise de bu üretim normal savaş sarfiyatını karşılamaktan uzaktır.

Çanakkale Cephesi’nin silah ve mühimmat sevkiyatı önemli oranda İstanbul fabrikalarından yapılmış olup bu fabrikaların da bütünleme faaliyeti Harbiye Nezareti’nce yürütülmüştür. Askerî fabrika ve îmâlâthânelerden birliklerin silah ihtiyacının karşılanmasına çalışılırken yapımı mümkün olmayanlarla ihtiyaca cevap vermeyecek kadar az olanlar için Almanya’ya müracaat edilerek getirilmesine çalışılmıştır. Çanakkale Muharebeleri sürecince silah ve mühimmat kaynakları için İstanbul’daki Ordu Müzesi de kapılarını açmıştır. Eski, yüzlerce senelik havan topları, bomba topu olarak kullanılmak için ön cephe siperlerine yerleştirilmiştir. Ancak bunlar bize, düşmana verdiklerinden daha fazla zarar vermiş; içlerinden çıkan beyaz dumanlar düşman ateşini üzerlerine çekmiştir. Bu nedenle müzeye geri gönderilmiştir. Aynı şekilde Trablusgarp ve Balkan Savaşı’ndan kalan mühimmatlardan da istenilen fayda sağlanamamıştır.

Gemi topları, silah ve mühimmat ikmal kaynakları arasında yer almaktadır. Boğaz savunmasını güçlendirmek amacıyla Türk Donanma Komutanı Amiral Souchoun, Mesudiye muharebe gemisi bordasındaki toplarla, Boğazın girişini yalayıcı biçimde ateşle dövebilecek şekilde demirleyebileceği, diğer bordasındaki topların da sökülüp kıyıda mevzilendirilerek kullanılması için 1 Eylül 1914 tarihinde öneride bulunmuştur. Bu öneri doğrultusunda Sarısığlar Koyu’nda demirli olan Mesudiye gemisinin sancak bordasındaki altı topundan 13 Aralık 1914’te sökülebilen üç topuyla oluşturulan batarya, 24 Ocak 1915’te Baykuş bölgesinde seçilen mevzide ateşe hazır duruma getirilmiştir. Bir yandan bataryanın yedek parça ve tahkim işlemleri için 15 cm’lik seri ateşli toplar için üretilen üç topluk havan ve cıvata 24 Aralık 1914 tarihinde Çanakkale’ye sevk edilirken, diğer yandan da bataryaya asker nakli yapılmıştır. Bataryanın ikmal çalışmaları kara muharebeleri sürecinde devam etmiştir. Yapılan tüm çalışmalara rağmen İntepe mıntıkasına yerleştirilen Mesudiye’nin topları etkili olarak kullanılamamıştır. İntepe Mıntıka Komutanlığı 12 Aralık 1915 tarihinde Müstahkem Mevki Komutanlığı’na gönderdiği yazıda İntepe bölgesindeki Mesudiye topuyla birkaç kere atış yapıldıysa da istenilen hedefe atılamadığından mermilerin suya düştüğünü bildirmiş ve bu nedenle namlusu bozuk olan bu top ile atış yapmanın cephane israfı anlamına geleceği için bundan kaçınılmasını emretmiştir.

Mesudiye dışında İstanbul’dan 10 Ocak 1915’te 37, 47 ve 57 mm’lik olmak üzere toplam 16 gemi topu daha gelmiş ve bu toplar Baykuş, Soğanlıdere ve Kumburnu bölgelerine yerleştirilmiştir. Bunun yanı sıra İntepe bölgesine Krupp kundaklı 15/40’lık, gemi topları yerleştirilmiştir. Ayrıca Berk-i Satvet, Muin-i Zafer, Âsar-ı Tevfik ve Yavuz gemilerinden sökülen toplar da karada kullanılmıştır. Gemi toplarından sağlanan bu ikmal kaynağına ilave olarak sınırlı da olsa gemilerden getirilen makineli tüfekler de eklenmelidir. Bu kapsamda donanmadan alınan makineli tüfeklerden birisi İsmailoğlutepe’ye yerleştirilmiştir. Diğeri ise Midilli kruvazöründen çıkarılmış olan bir Alman makineli tüfek bölüğüdür ve bu tüfek bölüğü III. Kirte Muharebesi’nde 9’uncu Tümen mıntıkasında İngiliz birliklerine ağır zâyiatlar verdirmiştir.

Silah ve mühimmatın etkili kullanılması ve eksikliğinin azaltılması için muharebe araçlarının sarfiyatına dair bazı önlemler alınmıştır. Muharebe sürecinin zorlukları ile birlikte Osmanlı Devleti için “alabildiğine bol mühimmat ve cephaneye sahip düşmana karşı, mühimmat eksikliğinin nasıl bir zorluk ortaya koyduğu” muharebeler boyunca kendini hissettirecektir. Bu nedenle birliklerde fazla silah bulundurulmaması ve olanların bunları silah depolarına göndermesi Ordu Komutanlığınca birçok kez hatırlatılmıştır.

Çanakkale Muharebeleri başladığında Osmanlı topraklarında bulunan Alman general ve amiralleri Türk cephanesinin tasarruflu kullanılacağı varsayılsa bile ordu ve donanmanın cephane yönünden ikmal yapılmazsa ancak Mart ortalarına kadar dayanabileceğini Alman Başkomutanlığı’na bildirmiştir. 5’inci Ordu komutanı Liman von Sanders Paşa anılarında Osmanlı Ordusu’nda piyade cephesi yönüyle önemli sorun olmamasına rağmen topçu cephanesinde muharebelerde hissedilir ölçüde yetersizlikler olduğunu ifade etmiştir. Bu sıralarda İstanbul’da topçu cephanesi yapacak fabrika bulunmadığı ve Almanya ile bağlantıyı sağlayabilecek tarafsız devletlerin cephane nakline izin vermediği için Osmanlı bataryaları “ta savaşın başından beri cephaneyi idareli kullanmak” durumunda kalmıştır. Müstahkem Mevki Komutanlığı’nda topçu cephanesi yetersizliği nedeniyle Anadolu sahili yönünden Seddülbahir ve Morto Koyu’nun ateş altına alınması sınırlı olarak yapılabilmiştir.

Cephanedeki tasarruf ve sınırlı kullanma yönündeki genel yaklaşıma rağmen mühimmatın taşınması ve nakilleri esnasında zâyiatlar da yaşanmıştır. 6’ncı Tümen’e 16 Temmuz 1915 tarihinde sevk edilen raket bombalarını atmak için kullanılan üç tüfeğin nişangâhı bozulmuş ve barutları da zayi olmuştur. Kimi zaman da askerler ellerinden düşürerek zayi olmalarına sebebiyet vermişlerdir.

Silah ve mühimmat temininin diğer bir kaynağı düşmandan iğtinam usulü olmuştur. Bunun için birliklerde ganâim müfrezeleri dahi kurulmuştur. Ayrıca düşmandan iğtinam edilen silah ve mühimmatlar için askerler ödüllendirilerek teşvik edilmeye çalışılmıştır. Askerlere verilmesi gereken para ise Harbiye Nezareti’nden gönderilmiştir. Muharebenin devam eden safhalarında cephane, tahkimat malzemesi, telefon, bomba gibi harp araç gereçleri ele geçirilmiştir. Ele geçirilen silah ve mühimmatın yanı sıra günlük araç gereçler de askerler tarafından kullanılmıştır. Fasih Bey konuyla ilgili,“Biraz ocağa İngiliz matarası ile su koydum” demiştir. Düşmandan ele geçirilen malzemeler en yakın silah depo ve ambarlarına gönderilmiştir.  Askerler getirdikleri silahlar için ödüllendirilmelerine rağmen bu durumu istismar etmek isteyenler de olmuştur. Bu nedenle Güney Grubu Komutanlığı 22 Eylül 1915 tarihindeki emrinde cepheden değişik nedenlerle ayrılan askerlerin bazılarının yanlarında düşmandan ele geçirilen silahlar olduğu ve bunları satmaya çalıştıklarının anlaşıldığını bildirmiştir.

Bir taraftan da bu süreçte askerin güvenliğini sağlamak için önlemler alınmıştır. Bu amaçla 5’inci Ordu Komutanlığı 22 Aralık 1915 tarihli emrinde düşmandan alınan el bombalarından atış yapılıp patlamamış olanlarının imha edilmesini istemiştir. Cephenin tahliyesinden sonra ise düşmanın kaçıramadığı askeri araçların korunması ve kayda alınması bu süreçteki en önemli konuların başında gelmektedir. Burada bulunan cephanenin Burgas Nokta Kumandanı tarafından iskeleye indirilmesi ve iskeleden bir Şirket-i Hayriye Vapuru ile Akbaş’a gönderilmesi istenmiştir.

Düşmandan iğtinam edilen harp gereçleri gibi düşmanın tarafımıza attığı mermi ve bomba kovanları ile bunların parçalanan aksamları da değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Erkân-ı Hârbiye Riyâseti düşmandan atılan mermi parçaları ile pirinç ve bakır aksam gibi yeniden değerlendirilebilecek bölümlerin askerler aracılığı ile toplattırılarak 5’inci Ordu’ya sevkini emretmiştir. Aynı zamanda top mermilerinin parçalanan gövdelerinden de balta-keser gibi aletler yapılarak istifade edilmeye çalışılmıştır.

Muharebe sahasındaki boş kovanlar kimi zaman istisnai biçimde haberleşme için kullanılmıştır. Bu amaçla 3’üncü Tümen İstihkâm Komutanlığı 5 Temmuz 1915 tarihinde muharebe esnasında iken boş fişek kovanı içine rapor kâğıdını koyarak mendil ile bağlayıp yaralılar aracılığı ile müfreze komutanı Yarbay Nurettin Bey’e göndermiştir. Toplanan boş kovanlar İstanbul Zeytinburnu Fabrikası’na gönderildiği gibi Müstahkem Mevki Komutanlığı’nca Karaağaç Ağır Topçu Ambarına da gönderilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nda bir kısım silah ve mühimmat ve bunlara ilişkin araç ve gereç yurt dışı kaynaklardan temin edilmiştir. Başkomutanlık, satın alınacak malzemenin sipariş listelerinin hazırlanması için Genel Karargâhta Esliha Müfettişi Umûmîliği’ni (Ordu Donatım Silah ve Mühimmat Şubesi) görevlendirmiştir. Şubenin bu faaliyetine Îmâlât-ı Harbiye Müdüriyeti (Harp Silah ve Araçları Yapım İşleri Şubesi), topçu piyade ve deniz kuvvetleri muayene uzmanları katılmıştır.

Bulgaristan, Türkiye’ye yapılacak malzeme ulaşımında Ziştovi ve Rusçuk iskelelerini serbest bırakmış ve diğer iskelelerin kullanımına izin vermemiştir. Bulgaristan’ın savaşa girmesi ile ülkesinden transit savaş malzemesi taşınmasına vagon verememiş, İstanbul’dan gönderilen vagonlarla ulaşım sağlanmıştır. Almanya’dan yapılacak yardım siparişlerinin gerçekleştirilmesi için Türkiye’de olduğu gibi Berlin’de de bir merkez kurulmuştur. Bu merkezde Türk ordusunun tüm ihtiyaçlarını bilen ve siparişleri takip edecek yetenekli subaylara yer verilmiştir. Ancak tüm bu hazırlık ve planlamalara rağmen Osmanlı Devleti ile Almanya’nın 1915 yılı Kasım ayına kadar kara bağlantısı sağlanamamıştır. Bu nedenle Almanya’dan silah ve mühimmat gibi temel konularda istenilen destek alınamamıştır. Almanya ve Avusturya’dan silah akışı ancak Aralık 1915’ten itibaren hızlanmaya başlamıştır.

Osmanlı Harbiye Nezareti, 1915 yılının Kasım ayında o devrin rakipsiz silahı olan Skoda Fabrikalarının ürettiği topları satın almak için 72 adet (on sekiz batarya) 7,5’luk M 15 dağ topu, kırk sekiz adet (on iki batarya) 10’luk M 16 dağ obüsü ve top başına bin beş yüz mermi siparişi vermiştir. Nakliye işlemleri için Bavyera Donaulloyd Nehir Nakliyat Şirketi’nden mavnalar sağlanmış, ilk nakliyat olarak 24’lük havan bataryası yola çıkarılmıştır. Aynı anda Viyana’dan ve Budapeşte’den de toplar, cephane ve savaş malzemeleri yüklenmiştir. İlk nakliyat 22 Ekim 1915 günü Viyana’dan yapılmıştır. Bu sevkiyata 4 subay ve 80 er muhâfızlık etmiştir. Tuna Nehri üzerinden yapılan sevkiyata Orsova’ya kadar SMS Körös, SMS Sava, SM Almos vapurları eşlik etmiştir. 2 Kasım 1915 günü konvoy Orsova’dan ayrılarak Lom Palangası’na varmıştır. Konvoy, Lom’da bizzat Bulgar kralı Ferdinand tarafından törenle karşılanmıştır. 5 Kasım 1915 günü Türklerin çoğunlukla yaşadığı Bulgar şehri Rusçuk’a varılmıştır. Konvoy burada yaşayan Türkler tarafından sevinçle karşılanmıştır. Rusçuk’ta trene yüklenen sevkiyat Şipka Geçidi üzerinden Edirne’ye ulaşmıştır. Edirne’de treni bekleyen Avusturya-Macaristan Konsolosu, sevkiyatın Uzunköprü’de boşaltılacağını ve derhal Gelibolu savaş alanına hareket edilmesi gerektiğine dair emir vermiştir. Topların sevk işleminin yapıldığı 5’inci Ordu Komutanlığı’na da bildirilmiştir.

Muharebe Araçlarının Cepheye Sevk Yöntemleri

Harbiye Nezareti, silah ve mühimmat taleplerinin düzenli bir şekilde yapılması amacıyla emirler yayınlamıştır. Bu doğrultuda 10 Mayıs 1915 tarihinde yayınlanan emirde Enver Paşa, 5’inci Ordu Komutanlığı Menzil Müfettişliği’ne gönderdiği yazıda Çanakkale bölgesi için gelen taleplerin değişik makamlardan geldiğini hatta kimi zaman kolorduların dahi bağımsız isteklerde bulunduğunu belirterek İstanbul’dan sevkiyatın sadece 5’inci Ordu Komutanlığı adına yapıldığını ve dağıtımın Çanakkale’de buna göre yapılacağını bildirmiştir.

Uzunköprü, Çanakkale Cephesi’ne ikmal faaliyetleri için en önemli nokta olmuştur. Uzunköprü’den kara yoluyla yapılan sevkiyatın düzeni amacıyla 30 Mayıs 1915’te yayınlanan emre göre; 5’inci Ordu’ya cephane sevkiyatı, Uzunköprü’ye kadar trenle sonrasında ise kara yoluyla yapılacaktır. Uzunköprü’de bir cephane deposu tesis edilecek ve önemine göre sevkiyatı düzenli olarak sağlaması için bir subay görevlendirilecektir. İstanbul sevkiyatının aksaması da göz önüne alınarak Uzunköprü’de bir miktar ihtiyat cephanesi bulundurulacaktır. Her cephane sandığı üzerinde, sandığın muhteviyatı, cephane cinsi, gideceği mahal ile o mahalde teslim edilecek kişinin ismi açık olarak yazılacaktır. Cephane sandıkları gerektiğinde yük hayvanlarına da sarılabileceği için sandıkların birleştirilmesi gereklidir. 12 santimetreliğe kadar olan toplar için cephane sandıklarının ağırlığı 40 kg geçmemelidir.

Çanakkale Cephesi’ne silah ve mühimmat sevki Harbiye Nezareti’nce belirlenen fabrika, depo, ambar gibi yerlerin dışında mücâvir birliklerden yapılmıştır. Bu amaçla 5’inci Ordu için kuruluşundan itibaren gerek kadro gerekse levâzım desteği alınan 1’inci ve 2’nci Ordu komutanlıkları ilk sırada gelmektedir. Muharebe bölgesindeki silah ve mühimmat temini için birlikler arası nakiller de yapılmıştır. Bu amaçla 18 Mayıs 1915 tarihinde 5’inci Ordu Komutanlığı, Harbiye Nezareti’ne, daha önce Müstahkem Mevki Komutanlığı’ndan Kuzey Grup Komutanlığı’na verilen 12 cm’lik seri ateşli iki obüs topu için tahrip dânesinin Akbaş’a 5’inci Ordu Menzil Müfettişliği’ne verilmesini bildirmiştir. Ayrıca muharebe sürecinde aktif olarak kullanılmayan tabya ve bataryaların askeri aksamları daha aktif alanlara taşınmaya çalışılmıştır.

Muharebe Araçlarının Talep ve Sevkleri

İkmal faaliyetlerinin düzenli yürütülebilmesi amacıyla 5’inci Ordu Komutanlığı, birliklerinden her ayın 1-6-11-16-21-26’ncı günlerinde ihtiyaç duyulan cephane, top ve mühimmatın cinslerinin ve miktarlarının bildirilmesini istemiştir. Çanakkale muharebe alanı seferberliğin ilanından itibaren ikmal edilmeye başlanmıştır. Bu dönemdeki ikmal faaliyetleri daha çok tahkîmatın güçlendirilmesine yöneliktir. Bu maksatla yapılan askeri sevkiyatlarda birlikler ve mühimmatlar aynı vapurlar ile taşınabilmektedir. Bu tip karışık sevk uygulamaları muharebeler boyunca uygulanmıştır. Farklı gruplara ve bölgelere gidecek olanlar, farklı tür ve cinsteki askeri malzeme ve hatta gıda ve silah sevki aynı taşıma vasıtası ile götürebilmektedir.

Silah ve mühimmat temini konusunda her birlik kendi alanına göre ihtiyacını belirlemiştir. Örneğin denize yakın konuşlanmış bir birlik, obüse ihtiyaç duymuştur. Kara Muharebeleri’nin giderek siper savaşına dönüşmesi üzerine ise her iki tarafın birliklerinin ihtiyacı siper ve kapalı alanlara etki edecek askeri silah ve mühimmatları temin etmek olmuştur. Bu maksatla 5’inci Ordu’nun taleplerinde ısrarlı olarak el bombası, tüfenkçiyef bombası, seri ateşli sahrâ ve cebel tahrip dâneleri mevcuttur. Ayrıca yakın mesafeden siper savaşı için süngü talebi artmaya başlamıştır. Toprak üstünde devam eden muharebelerde taraflar önemli kayıplar vermesine rağmen kimi zaman hiçbir sonuç alamamıştır. Bu durum öncelikle kendi kaybını azaltarak düşmana verilecek tahribatı arttırmak için eski bir savaş geleneği olan “lağım muharebelerini” başlatmıştır. Bununla birlikte askeri teçhîzat taleplerinde patlayıcı, müsademe fünyesi, barut gibi talepler artmaya başlamıştır.

Muharebe Araçlarının Tamir ve Bakım İşlemleri

Kara muharebelerinin ilk üç gününden sonra tamiri gereken silahlar kıta tüfekçileri ve ustalarının eline bırakılmıştır. Ayrıca cephe gerisinde Eceabat, Kilya Limanı, Bigalı Kışlası ve Akbaş civarında olmak üzere toplam beş adet ambar tesis edilmiştir. Kıtalarda üç günlük muharebe sonucunda beş ambarda toplanan silah miktarı 3.000’i geçmiştir. Bu silahların tamiri için 3’üncü Kolorduca bir tüfek tamirhanesinin açılmasına karar verilmiştir.

Bigalı Köyü Silah Tamirhanesi: Silahların tamiri ve bakımı için her alaydan yardımcıları ile birlikte birer tüfekçi ustası alınarak Bigalı Köyü’nde Kuzey Grubu için bir ambar ve tüfek tamirhanesi açılmıştır. Tamirhane,  5 Mayıs 1915 tarihinde çalışmalarına başlamıştır. İlk zamanlarda ambarın ihtiyacı olan tamir edevatı olmadığı için takım ve yedek parça temini sağlanmıştır. Çürük silahların en küçük vidalarına kadar sökülerek yedek parça temininin bir bölümü bu şekilde yapılmaya çalışılmıştır. Tamir edilen silahların korkuluk köprüsü gerisinde kundak üzerine bir hilal şeklinde markası vurdurulmuştur. Böylece bir silahın tamir edilip edilmediği ya da kaç defa edildiği anlaşılmıştır. Tamirhane açıldığı günden 7 Haziran 1915 tarihine kadar silah ambarına teslim edilen 20.000’den fazla silahtan 17.000’i tamir edilmiştir.

Tamirhanede çalışanlar 19 Haziran 1915 itibari ile 14 tüfekçi ustası ile 14 yardımcısı, 60 kadar hizmet askeri, iki emekli ve mâlûl subaydan oluşmaktadır. Tamirhanede düzenli bir şekilde bütün kıta tüfekçileri istihdam edilerek önemli bir fayda sağlanmış, içlerinden on usta muharebe madalyası ile taltif edilerek motivasyonları yükseltilmiştir.

17 Mayıs 1915 tarihinde Bigalı Köyü’nün donanma tarafından bombardıman edilmesi nedeniyle tamirhaneyi korumak için Bigalı Köyü doğusunda kısmen ahşaptan yapılan 14 barakaya taşınmıştır. Ambarda günlük ortalama 400 tüfeğin tamir ve yağlaması yapılabilmektedir. Bigalı Köyü’ndeki tamirhanenin yeterli gelmemeye başlaması ile Bigalı Kışlası içerisinde Güney ve Kuzey Grubu için 3’üncü Kolordu silah tamirhanesinin hazırlanması gerekli görülmüştür. Bu amaçla resmi açılışı 16 Temmuz 1915 Cuma günü saat 18.00’de yapılmış ve burada muharebeler boyunca 90.000’e yakın tüfeğin tamiri yapılmıştır.

Gelibolu Tamirhanesi: Gelibolu’da, 3’üncü Kolordu’nun olup sonradan Menzil Komutanlığı emrine verilen bir silah tamirhanesidir.

Bayırköy Tamirhanesi: Cephe hattına yakın alanlarda da tamirhaneler kurulmuştur. Bayırköy tamirhanesi bunlardan birisidir. 15 Haziran 1915 tarihinde Mülâzım-ı Evvel Nureddin Efendi ve maiyetindeki 10 tamir ustası asker ve ameleler ile tamirhane kurulmuştur. Tamirhaneye gereken malzemenin gönderilememesi nedeniyle Temmuz ayı ortalarına kadar aktif olarak çalışamamıştır.

Kumköy Tamirhanesi: Bu tamirhane Anafartalar Grubu’ndaki kıtaların kullanılmaz hale gelen silah ve araç gereçlerinin tamir, bakım ve temizliği için açılmıştır. Ancak tamirhanenin ihtiyaçlarını temin muharebe bölgesinden mümkün olmadığı için İstanbul’dan sağlanabilmesi adına tüfekçi ustası Memduh Efendi görevlendirilmiştir.

Çardak Gemi Tamirhanesi: 5’inci Menzil Müfettişliği Çardak’ta gemi tamirhanesi kurulması çalışmalarının bir an önce tamamlanması için 5 Kasım 1915 tarihinde ilgili birimlere emir göndermiştir. Tamirhanenin kurulması için mühendis Mişel Efendi görevlendirilmiştir.

Lâpseki Gemi Tamirhanesi: Deniz araçları için diğer bir tamirhane ise 20 Aralık 1915 tarihinde Lâpseki’de tesis edilmiştir. Yeni açılan bu tamirhane ilk anda kalafat ve ufak tefek tamirat yapabilmeyi planlamıştır. Tamirhane doğrudan Lâpseki Nokta Komutanlığı’nın emrine verilmiştir.

Yerinde Tamir ve Bakım İşlemleri: Silahların tamir işlemleri kimi zaman taşıma sorunu kimi zaman da muharebe ortamı nedeniyle yerinde yapılmıştır. Bu amaçla Çanakkale bölgesindeki silah tamirhanelerinden ya da İstanbul’dan silah ustaları cepheye gönderilmiştir. Cephedeki silah kontrollerini yapmak için kimi zaman da sivil ustalar görevlendirilmiştir. Bunun için 15’inci Kolordu dâhilinde bulunan sahrâ bataryalarını kontrole gelen sivil ustalardan top ustası Mehmet Selahaddin, kundak ustası Ahmet Mustafa, kundak ustası Neşet Muhammed tarafından bütün topların kontrol edilmesi 25 Kasım 1915 tarihinde bitirilmiştir.

Çanakkale Dışında Yapılan Tamir İşlemleri: Çanakkale’de tamiri yapılamayan silahlar İstanbul’a ya da Karaağaç ağır topçu ambarına gönderilmekte tamir işlemi tamamlandığında birliğine iâde edilmektedir. Az miktarda da olsa tamir için İstanbul’a makineli tüfek gönderilmiştir. Çanakkale dışında tamir işlemleri yapılan toplar cepheye düzenli biçimde sevk edilmiştir. Orta kundağının tamiri için 12’lik âdî ateşli obüsler, 13 Mayıs 1915’te İstanbul’a gönderilmiştir. Yaklaşık bir aylık tamir işleminden sonra 12 Haziran 1915 tarihinde İstanbul’dan Çanakkale’ye tekrar sevk edilmiştir.

GİYECEK MADDELERİNİN TEDARİK VE DAĞITIMI

Teçhizat Nizamnamesi ile birlikte 1911 yılında bir erin donatımının standartı belirlenmiştir. Buna göre bir erde bulunması gereken donatımın başlıcaları, arka çantası, ekmek torbası, matara, palaska, süngülük ve kütüklük, portatif kazma veya balta ve kürek gibi tahkim aletleri, karavana, beylik, kilim, portatif çadır ve 10-12 ere bir adet olmak üzere çadırdır. Erin çantasına, çamaşır, demirbaş erzak ve yedek cephanesi koyulmuştur. Karavana ise çantanın üstüne kayışla bağlanmıştır. Bu haliyle tam donanımlı bir askerin üzerindeki ağırlık 10 kg. geçmektedir. Bunlar ere ait iken subayların ise azamî 10 kg. ulaşan bir manevra sandığını beraberinde bulundurması kabul edilmiştir. Genel olarak yanlarında iki kışlık fanila, dört yazlık fanila veya gömlek, üç don, iki Frenk gömleği veya mintan, iki gecelik entari altı çorap, altı mendil, üç havlu, iki ceket ve pantolon, iki çift dolak, iki kalpak, iki çizme, getirmekle birlikte fotin, bir elbise fırçası, bir dış fırçası veya misvak, bir ustura, bir ayna, iğne iplik, iki madeni tabak, çatal-kaşık ve bıçak, bir sabun, mum ve portatif fener bulunmaktadır.

Giyim ve kuşam için gereken elbise ve teçhîzat, seferberliğin başlangıcında Levâzım Dairesi Başkanlığı’na bağlı Ahırkapı’daki dikimevlerinden karşılanmıştır. Sonraları görülen ihtiyaç üzerine Eyüp’te bir îmâlâthâne kurulmuştur. Ayrıca değişik kaynaklardan tedarik edilen kumaşlar İstanbul’da elbise ambarı, Feshane, Aba Fabrikası, Beykoz dabağhane ve kundura fabrikası, Karamürsel Aba Fabrikası, Saraçhane yapım ambarı, İzmit fabrikası, İzmir aba fabrikası, Hereke fabrikası, İstanbul’da Şevki Bey Fabrikası ve İstanbul’da Altın Yaprak Şirketi, fabrika ve yapım yerlerine gönderilmiştir. Ancak bu imalathaneler, Türk ordusunun elbise ihtiyacını karşılamaya yetmemiştir. Bu nedenle Anadolu’daki küçük imalathanelerden, evlerdeki dokuma tezgâhlarından ve halktan alınan yardım yoluyla ihtiyaçlar karşılanmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte askerin giydirilmesinde yardımcı olmak üzere il, sancak ve ilçelerde Muâveneti Milliye dernekleri kurulmuş; ayrıca askerin giyim ve kuşamından hastanelerde gerekli olan çarşaf, hastabakıcı gömlekleri ve birçok malzemenin üretiminde Hilâl-i Ahmer Cemiyeti Hanımlar Merkezi’ne bağlı Dârussınaa’nın önemli hizmetleri olmuştur. Bunların yanında Lâpseki’de Menzil Müfettişliği bünyesinde terzihane tesis edilmiştir. Ayrıca muharebe bölgesindeki dağıtımın yapılabilmesi için 5’inci Ordu’nun kurulmasından sonra Akbaş’ta Menzil eşya ambarı ve Kilya ve Lâpseki’de de birer eşya ambarı kurulmuştur.

Askerlerin cepheye sevk süreçlerinde giyim malzemelerinin tedarik edilememesi durumunda cepheye yerel kıyafetleri ile sevk edilmeler de olmuştur. Ancak bu durum istisnaidir. Kimi zaman kıyafet eksikliği olan askerlerin cepheye sevki bekletilmiştir. Bu çerçevede 14 Haziran 1915 tarihinde 5’inci Ordu’ya gönderilecek olan 577 asker kaput noksanlığı yüzünden Bandırma’da bekletilmiştir.

Kışın gelmesi ile beraber askerlere keçi derisi tahta kundura, güçten düşerek telef olan hayvanların derilerinden yapılan çarıklar ve sayıca az da olsa lastik çizme askerlere dağıtılmıştır. Diğer yandan çorap ve özellikle arabacı askerler için eldiven verilmiştir. Ayrıca kış şartları nedeniyle birliklerde soba kullanımı başlamıştır.

İSTİHKÂM İKMAL MADDELERİNİN TEDARİK VE DAĞITIMI

Çanakkale Cephesi’nde kullanılması gereken istihkâm malzemelerinin karşılanmasında herhangi bir karışıklığı engellemek için tüm faaliyetler Genel Karargâh’taki 12’nci Şube’ye verilmiştir. İstihkâm taburlarının faaliyetleri 19 Şubat 1915 bombardımanından sonra sabaha kadar sürekli çalışılarak yıkılan siperler kum torbalarıyla tamamlanmıştır. Mazgallar temizlenmiş ve yeniden tamir edilmiştir.

Birisi Çanakkale Boğazı’nın doğusunda, diğeri batısında olmak üzere iki istihkâm inşaat taburuyla, bir istihkâm bölüğü top ve ışıldak mevzileri, barakalar, yollar yapmış, çıkarmalara karşı tahkîmat işlerinde sürekli olarak çalışmışlardır. Gerekli olan demir, çimento, kereste, engel malzemesi deniz yoluyla İstanbul’dan gönderilmiştir. Genel olarak ise ihtiyaçlar yurt içindeki fabrikalardan veya yurt dışından sağlanmıştır.

Birlikler, 5’inci Ordu Menzil Müfettişliği’ne müracaat etmek sûretiyle ihtiyacı olan istihkâm malzemelerini talep etmiştir. Tedarik edilen malzemeler, Akbaş’ta veya Bigalı’da kurulmuş olan istihkâm parkına sevk edilmiş buradan da birliklere dağıtılmıştır. Anafartalar Grubu için istihkâm malzemesinin Ilgardere’den alınması planlanmış iken daha çok Yalova Köyü üzerindeki iskeleden temin edilmiştir. İstihkâm malzemelerinin temini için önemli kaynaklardan birisi de bölgedeki harap olmuş ev ve binalardır. Bunun için Eceabat, Gelibolu, Çanakkale ve Anafartalar köylerindeki harap ev ve binaların sağlam malzemeleri sökülmüştür. Bu amaçla 16’ncı Kolordu’nun tahkîmat ve inşaat çalışmaları için çok miktarda kiremide ihtiyacı olduğundan bir bölümünün Gelibolu’daki evlerin kiremitlerinin sökülmesiyle temin yoluna gidilmiştir. Çanakkale’de tahrip olan binalardan sökme işlemi Müstahkem Mevki Komutanlığı’nın izni ile yapılmıştır.

İstihkâm Malzemelerinin Cephede Kullanımı

Çanakkale cephesinde istihkâm malzemesi olarak başta kum torbası olmak üzere, kalas-kereste, dikenli tel, kafestel, çivi gibi malzemeler kullanılmıştır.

Kum Torbası: Çanakkale Muharebeleri içinde siper savunmalarının üst safhada yaşanması nedeniyle kum torbası önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. Hindistan’dan Hint keneviri getirilememesi ve yerli kenevirlerin çuval ve kum torbası ihtiyacını karşılayamaması üzerine, keten kumaşlardan ve hatta pamuklu basmalardan faydalanılmak zorunda kalınmıştır. Kum torbaları; siper yapımı, düşmandan ele geçirilen siperlerin Türk askerleri tarafından kullanımı için dönüştürülmesinde, Anafartalar bölgesinde ve Güney Grubu’nun bazı alanlarında arazinin taşlık olması nedeniyle tahkîmat yapımında ve avcı hendeklerinin tanzim ve inşası gibi alanlarda öncelikli olarak kullanılmıştır. Cephede, kış şartlarının kendisini iyice hissettirmeye başlaması ile birlikte kum torbaları tahkîmat çalışmalarının yanı sıra askerlerin barınmaları için de kullanılmaya başlamıştır. Bu amaçla Anafartalar Grup Komutanlığı sel durumuna karşı siperlerin kum torbaları ile yükseltilmesi yoluna gitmiştir.

Kalas-Kereste: Keresteler, muharebeler boyunca tahkîmat öncelikli olmak üzere birçok alanda kullanılmıştır. Bunlardan bazıları, siper yapımı, su ve çamur altında kalan mıntıka askerlerinin barınmalarını sağlamak, askerlerin hasta olarak zâyiat vermelerini engellemek için oturacakları yerlere tahtalar ve ağaçlar sermek, su ile dolmuş mahallerde köprüler yapmak, mahfuz alanların üzerini örtmek ve bunun dışında yaralı yuvaları ve sıhhiye bölüklerinde inşa edilecek mahfuz alanlarda, tarassut mahallerinde, muhâfazalı makineli tüfek mevzi inşaatlarında kullanılmıştır.

Kalas, el bombalarından korunmak için siperlerin üzerlerinin örtülmesinde, su bentlerinin oluşturulmasında kullanılmıştır. Kalas temininde Anadolu Yakası’ndaki ormanlar kullanılmıştır. Ayrıca Kalas ve kereste temini için Hendek’te bulunan hızar fabrikasından faydalanıldığı gibi Eskişehir dâhilinde Türkmen Ormanı, Gülpınar mevkiinde metre küpü 3 kuruştan Sutiryadis Efendi’ye ruhsatname verilerek de tedarik edilmiştir. Temin edilen kerestelerin muharebe bölgesine sevkinde azami özen gösterilmiştir. Bunların yanında kış şartlarının ortaya çıkması ile birlikte tahkîmatın yanında bölgedeki dere yatakları üzerine köprü yapım faaliyetleri de başlamış; bu nedenle tahta ihtiyacı görülmüştür.

Kazma ve Kürek: Kazma ve kürekler cephedeki siper, lağım açma, tahkîmat oluşturma, mahfuz alan, defin işlemleri, yol yapımı gibi çalışmalar başta olmak üzere birçok alanda kullanılmıştır. Kazma ve küreklerin demir aksamı daha çok İstanbul’dan gelmekte olup sap kısımları istihkâm depolarında takılmaktadır. Mahrûkat müfrezelerinin tedarik ettikleri kazma ve kürek sapları çam ağacından olması nedeniyle ani darbelere karşı dayanıklı olmayıp çabuk kırılabildiği için Anafartalar Grup Komutanlığı bu sapların meşe ağacından îmal edilmesini istemiştir. Ayrıca düşmandan ele geçirilen lağım kazmalarının benzerleri istihkâm depo ve îmâlâthânelerinde üretilmiştir. Bölgede başta siper kazma olmak üzere tahkimat için önemli bir yere sahip olan kazma ve kürek tedariki için muharebe alanında tarımsal üretimi olumsuz etkilememek üzere temine yönelinmiştir. Ayrıca bir yandan da İstanbul ve mücavir alanlardan tedarik etme çalışmaları yürütülmüştür.

Dikenli Tel, Kafes Tel ve Çivi: Dikenli tel örgüleri, siper önleri, olası çıkarma alanları ve tahkîmat bölgeleri başta olmak üzere birçok yerde kullanılmıştır. Tellerin düşman tarafından kesilmesi ve ani baskınlara karşı önlem için tel örgü çıngırakları kullanılmıştır. Kış şartlarında ise toprak kaymasını engellemek için dikensiz tellere yer verilmiştir. Düşman ile aradaki mesafenin dar olması nedeniyle tel örgü koyma çalışmaları olabildiğince güç ilerlemiştir. Dikenli tellerin temininde yaygın olmasa da bölgedeki bahçe ve tarlalarda bulunan çit ve tel duvarlardan faydalanılmıştır. Ayrıca dikenli telleri kazıklara bağlamak için (L) biçiminde çiviler kullanılmıştır.

Diğer Tahkîmat Malzemeleri: Liman von Sanders’in önerisi sonucu düşmanın tel örgülerini aşmak için uzun sırıklar ucuna dinamitler bağlayarak düşman tel örgü hatlarına atılması planlanmıştır. Siper muharebelerinin yanında lağım muharebelerinin Mayıs ayından itibaren başlaması ile istihkâm malzemelerinin temininde bu yönde talep ve sevkler görülmeye başlamıştır. Ayrıca lağım çalışmalarının yürütülebilmesi için aydınlatma malzemelerinin teminine çalışılmıştır. Öyle ki Anafartalar Grup Komutanlığı 2 Aralık 1915 tarihinde 15’inci Kolordu, 6’ncı Tümen cephesinde son zamanlarda artan lağım muharebeleri için haftada on üç sandık mum, mevcudu bulunmadığı takdirde 55 kilo zeytinyağı ve 30 metre uzunluğunda ipek gönderilmesini istemiştir. Tahkîmat çalışmalarında yaygın olmamakla birlikte istihkâmların güçlendirilmesi, yeni bataryaların inşası gibi çalışmalarda çimento, moloz gibi malzemeler talep edilmiştir. Tahkîmat ve inşaat çalışmalarında bölgedeki kaynaklar önemli oranda kullanılmıştır. Burada dikkat çekenlerden bir tanesi ise Eceabat tuğlalarıdır.

İstihkâm Malzemelerinin Bakım ve Tamir İşleri

5’inci Ordu Komutanlığı, tamiri mümkün olan istihkâm malzemelerinin grup îmâlâthânelerinde tamir edilmesini istemiştir. Kimi dönemlerde ise 5’inci Ordu Komutanlığı demir ve çelik ihtiyacının düşmanın mermi parçalarından tedarik edilmesini istemiştir. Anafartalar bölgesinin taşlık yapısı nedeniyle buradaki istihkâm malzemelerinde özellikle kazmaların uçları kırıldığından 5’inci Ordu Komutanlığı’ndan tedarik edilen malzeme ile istihkâm birliklerinde tamir işlemleri yapılabildiği gibi topçu alaylarındaki sahrâ körükleri ile kamacı ve demirci ustaları marifetiyle tamir işlemi yapılmıştır. Diğer ikmal maddelerinde olduğu gibi istihkâm malzemelerinin ikmali için de mevcudu tespit çalışmaları önemli görülmüş ve dönemsel olarak bu çalışmalar yürütülmüştür.

SONUÇ

Osmanlı Devleti’nin 1914 ile 1916 arasında Çanakkale Cephesi’nde ikmal faaliyetlerini bazı aksaklıklara rağmen başarılı bir şekilde yürüttüğü görülmektedir. Bu kapsamda Menzil Genel Müfettişliği kurularak ikmal ve iaşe faaliyetleri düzenlenmiştir. Menzil Müfettişliği’nin emirleri nokta kumandanlığı aracılığıyla yerine getirilmiştir. Menzil teşkilatı, ana noktalar dışında, en uç sorumluluk bölgesine kadar ulaşım, iletişim ve personel yapılanması ile teşkilatlanmıştır. 5’inci Menzil teşkilatının kuruluş alanı, 1’inci ve 2’nci Ordu bölgesinde bulunmaktadır. Bu nedenle iki ordu da muharebeler sürecince ikmal yönünden destek sağlamıştır.

Çanakkale Cephesi’ne er ikmali askerlik şubeleri aracılığıyla yapılırken müttefik kuvvetler, depo taburları da er ikmal kaynağı olmuştur. Bunun yanında subay ikmali yönünden çalışmalar yapılmıştır. Kara muharebeleri ile birlikte zabitan zayiatı artmaya başladığı için tüm kaynaklardan subay tedarikine gidilmiştir. Muharebelerin yoğunluğu arttıkça cephedeki askerin koşulları da ağırlaşmıştır. Bu nedenle askerlere moral vermek ve disiplini devam ettirmek adına uygulamalarda ödül-ceza usulü görülmektedir. Bu noktada askere moral sağlamak için Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin çalışmalarıyla cepheye ziyaretler gerçekleştirilmiştir.

Çanakkale Cephesi’ndeki birlikler için de her türlü kadro, malzeme gereksinimleri, en önemli ikmal merkezi olan İstanbul’dan sağlanmıştır. Askerî fabrika ve îmâlâthânelerden birliklerin silah ihtiyacının karşılanmasına çalışılırken yapımı mümkün olmayanlarla ihtiyaca cevap vermeyecek kadar az olanlar için Almanya’ya müracaat edilerek getirilmesine çalışılmıştır. Silah ve mühimmatın etkili kullanılması ve eksikliğinin azaltılması için muharebe araçlarının sarfiyatına dair önlemler ile tasarruf hareketlerine girişilmiştir. Silah ikmali olabildiğince sınırlı yapılabildiği için muharebenin sürdürülebilirliği adına silah tamir ve bakımı stratejik öneme sahiptir. Silah ve mühimmatın tamiri konusunda kıta içinde bulunan ustalar dışında cephe gerisinde tesis edilen tamirhanelerden yararlanılmıştır.

Çanakkale muharebeleri sürecinde ağırlıklı olarak tahkîmat çalışmalarını ikmal için yürütülen istihkâm malzemelerinin tedarikinde, muharip unsurların harp kabiliyetine olumsuz etki edecek aksaklıklar yaşanmamıştır. Çanakkale Cephesi’nin tahkim edilmesi için gereken istihkâm malzemeleri İstanbul’dan, yurt dışından ve muharebe bölgesinden tedarik edilmiştir. Siper muharebelerinin yoğun bir şekilde yaşanması nedeniyle en önemli istihkâm malzemesi kum torbası olmuştur. Çanakkale Cephesi’nde kara, deniz ve demiryolu ulaşımına imkân bulunduğu halde denizyollarının abluka altında olması, demiryollarının yetersizliği ve karayollarındaki araç-gereç eksikliği nakliye işlerinde bazı aksamalar yaşanmasına yol açmıştır. Özellikle deniz yolunun hız ve taşıma kapasitesi yönünden avantajına rağmen denizaltı tehlikesi yaşanmıştır.

Genel olarak Çanakkale Cephesi’nin ikmal faaliyetleri değerlendirildiğinde bu cephede kazanılan zaferin en önemli koşulu, ikmalin etkin bir şekilde yapılmış olmasıdır. Menzil teşkilatı çerçevesinde ikmal faaliyetlerinin belli bir düzen ve disiplin içinde yürütülmesi sonucu bazı sorunlar yaşansa da tedarik ve nakliyat konusunda başarı sağlanmıştır. Cepheye er, subay, personel, silah ve mühimmat, muhabere unsurları, yiyecek ve giyecek ve istihkâm malzemeleri gibi birçok unsur ulaştırılmıştır. Sonuçta sağlanan başarı, müttefik kuvvetlerin İstanbul’a ulaşmasını engellemiştir.

KAYNAKÇA

Eskiçağdan Günümüze Çanakkale Muharebe Alanı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Yayınları, 2020.


[1]Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Dr. Öğretim Üyesi, barisborlat@gmail.com

Ayrıca Kontrol Et

Sultan V. Mehmet Reşat (1844-1918)

1909-1918 yılları arasında ki Osmanlı Padişahı’dır. 2 Kasım 1844’te Çırağan Sarayı’nda doğmuştur. Babası Sultan Abdülmecid, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir